18 Mart 2019 Pazartesi

Ah Be Çocuk !..


Ah be çocuk ah bee
Gözlerinle konuştun yine
Döktüğün her bir damla yaşla yüreğimin en derin yaralarını kanırttın
Ah be çocuk
Öyle büyüdün ki kalbimde
Bu günün  ruhunu ancak sen anlayabilirdin
Ben ki her 18 martta kendimi sorgulardım
Acaba onlara karşı sorumluluğumu yerine getirebiliyor muyum diye.
Ah be kuzum şimdi sen de en ağırını  yüklendin
 Onbaşı Seyit misali sıska bedenine inat dünyalar sığdırdığın o yüce kalbine
Ah be çocuk bir kere daha vurdun beni Çanakkale’de
Bir sen anlardın zaten ordaki neferin şehadet yeminini.
Üzüm hoşafıyla kuru ekmeği sen yedin
Yokluğun yoksulluğun umarsızlığıydı döktüğün inci taneleri.
Yüreğinden öperim seni çocuk
Ah be AYŞEGÜL’üm
Onlar ki dönmeyi düşünmediler
Sen de gözlerinle haykırdın
Çanakkale Geçilmedi
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Anılarına saygıyla
18/03/2019
Tigris



14 Mart 2019 Perşembe

Sevgi ve Hayat Birleşince Kural Dinlemez

   
 "Sevgi ve hayat birleşince kural dinlemez."
Bugünün sözünü Ayşegül sizlere hediye ediyor.
Gönül kahvesi benden söz Ayşegül'den olsun
 Nerden çıktı bu söz derseniz , bizimki bazen kuralları delmeye niyetleniyor, beni de buna alet etmek istiyor. Ama ,Ayşegül demeye kalmadan bana bu lafı yapıştırdı iyi mi ?
Ben çok seviyormuşum, Onlara kıyamazmışım, kuralları da bozabilirmişim. Of of . Bunca yıllık meslek hayatımda ters köşeye de yatıyorum.
Günlerdir yoğunluktan yazmaya fırsatım olamadı yine birikti yaşadıklarımız.
En son deprem tatbikatı adı altında okulda yapılan etkinlikten sonra feryat figan eden Ayşegül, Müdür Beyle görüşme talebinde bulundu.
Neden görüşmek istediğini sorduğumda böyle saçma bir şey görmedim dedi. Sadece bizi aşağıya indirdiler ve tekrar çıktık. tatbikat böyle olmaz demez mi. Kız tatbikat ne deyince  üstüne basa basa "Önlem, Önlem " demez mi? ne diyeyim çok haklı. Müdür Beyle görüşme kısmına gelince Müdür beyin yoğun işleri nedeniyle maalesef bir türlü gerçekleştiremedik. Ama  bizimki unutmaz düşer yine aklına.
     Bu aralar hepsinde bir yardım etme aşkı sormayın gitsin.bana ne yapacaklarını şaşırıyorlar.
 İyi bari bana mutfaktan bir bardak su getirin dedim. Tabiki bizimki yine başrolde. Elinde bardak sınıfın kapısını açmaya çalışıyor, kapı biraz zor açıldığı için yerimden kalkmaya yeltendim, Sen dur öğretmenim "Hayatta çözülmeyecek sorun yoktur ." dedi elindeki bardağı bıraktı ve kapıyı açtı.
Gitti suyu getirdi. Beni de suya götürüp susuz getirir bu .
   Bu aralar yoğunum dedim ya okuldaki öğretmenlerimizden birisi sınıfa geldi, İstiklal Marşı'nın Kabulü etkinlikleri için pano hazırlığı yapıyoruz onunla hararetli hararetli nasıl yapsak diye konuşurken bizimki yanımızda bitti.
   Hoşgeldiniz Öğretmenim Ben Tigris öğretmenimin küçük yardımcısıyım size nasıl yardımcı olabilirim demez mi ?
Öğretmenimiz tabiki durumu önce anlayamadı Bak ne diyor sana dedim.
Sonra uyandı, Öğretmenim bu kaç yaşında , öğretmenim bana ne dedi, öğretmenim.
Seda Hocam, O Ayşegül herkes tanır onu sen de tanıştın bu vesileyle dedim.
Epey güldük duruma.
Ah kız yine yaptın Ayşegül'lüğünü.

Sevgiyle
14/03/2019
  Tigris

10 Mart 2019 Pazar

Birgün Bir DOST’ta Kesişir Yolunuz. -Tolga Demirel


Birgün 
Bir DOST’un kapısından içeri girersiniz. 
Tam karşınızdadır . Engin mavi gözler kendi halinde işleriyle meşgul. 
Kitaplar şşş ses çıkarma dercesine sesssizlik oyununa davet eder sizi. 
Ama ben ....dersiniz ve kelimeler yarım kalır her defasında. 
Merhaba demek güçleşir gitgide.  bozulur korkusuyla . 
Amaların bir sonu vardır. 
Merhaba çok beklettim mi? Diye başlar 
Tek düze anlamlar yüklediği yaşamı sade güzelliktedir, yazdıklarının büyülü dünyasına inat
Yazmaya aşıktır . Yazmanın aşkına varmıştır bir kere. 
Herkes yazmalı , üretmeli. 
“Dünya güzel, kötü olan hayat” 
Bir küçük an parçası çaldım ona ait paha biçilemez zamandan. 
Anlatttı kalbinden geçen trenlerin aşk yolcusu dolu vagonlarını 
Doğa vardı bir vagonda diğerinde bir küçük kedi ve sonrakinde bir kadının tiz çığlıkları.
Gerçeklerin doğruluğu, mat ettiği cümlelere hayat veriyordu insanlığının gerektirdikleri. 
Anlatıyordu biteviye, an be an. 
Aşkı gizlediği  minik bir yüreğin  gamzesinde anlam buluyordu  heyecanı.
Gecenin zifiri koynunda mecburiyetleri en derin uykusundayken ,duyguları yalnızlığının işkencesini yüzüne vururcasına ayaktaydı hep. 
Şehrin keşmekeşinde günaydın derken dünyaya ,iyi gecelerini duymak için nasıl da esir almıştı  umarsız yalnızlığını .
Yaşadıklarında mı yoksa yaşamadıklarında mı zaman daha çok yaşlandırıyordu  insanı?
Tek kişilik rüyalar, hayalleriyle konuşan yalnızlıklarına rağmen, umutlarını korur muydu mutlulukları uğruna .
Ölünce anlaşılmadan 
Kimbilir bir gün bir DOST’ta kesişir yolunuz 
Merhaba Ben Tolga Demirel...

Sevgiyle 
09/03/2019
Tigris


Not: Tolga Demirel Eskişehir’li genç bir yetenek. 
         Dost Kitabevi’nde çalışırken kitapların büyülü dünyasına kapılmış ve       
         kendisini yazmaya vermiş. 
         Şimdiye kadar iki kitabı çıkmış
          - Benim Aslım
           - Soruyorum
         Geçen gün gerçekleştirdiğimiz  keyifli sohbet sayesinde kendisini tanıma        fırsatı buldum .  Ve şu güzel sözlere attı imzasını.





6 Mart 2019 Çarşamba

"SIR"rı Çözdüm

 Merhaba Cafeciler
Büyük bir iz takibinden sonra sırrı çözdüm.
Evet evet çözdüm. Günlerce delilleri inceledim. İplerin bağlanışlarına baktım ve sonuca ulaştım. Her suçlu arkasında bir iz bırakırmış . ben de o ize ulaşarak çözümü buldum.
Evet açıklıyorum , Açıklıyorum , Hazır mısınızzzz?
işte bulduğum ip ucunun resmi. Bu kurumuş biberler  ipin ucunda neyin olduğunu gösterdi ve  suçluları ele verdi. Meğer bizim mahallenin teyzeleri yazın güneşte kurutmak için okulun parmaklıklarına biber, kabak, patlıcan asıyorlarmış. İplerin renkli olması ise kim astıysa onunki belli olsun diğerleriyle karışmasın diyeymiş. Az daha ben de dilek dileyip renkli ip bağlayacaktım.
İşin şakası bir yana  ben bu durumu her yaz görüyorum ve her seferinde de komik ve biraz da düşünceli yüz ifadesine bürünüyorum. Şehir yerinde kışlık hazırlıkları yapmak çok zor. Ancak arabanın, tozun toprağın eksik olmadığı bir bölgede kurutulan biberler ne derece sağlıklı oluyor şaşırıyorum. İşin sonunda çevreye verdikleri kirlilik de cabası. Okulun demir parmaklıkları boydan boya iplerle dolu. Asarken iyi de sökerken ipi kopar gitsin. Arkanda kalsın iplik parçaları. Ve biliyorum ki bu yaz yine aynı teyzeler aynı demirlerde kurutacaklar kışlık biberlerini.
Benim çalıştığım okulun  demir parmaklıkları da  yazla beraber halı kurutma yeri olarak kullanılıyor.
Bilemiyorum böyle bir şey uygun mudur, sağlıklı mıdır , değil midir?
Varın gerisini siz düşünün ?

3 Mart 2019 Pazar

Parmaklıklardaki Sır

Her gün işe gidip geldiğim güzergahta çevredeki ağaçları yerdeki otu, ağaçtaki kuşları incelemeyi çok seviyorum. Yol üstünde bir de okul var. Okulun  duvarlarında yazanlar epeydir dikkatimi çekiyordu. Aman Allahım neler yoktu ki neyseki boyadılar da ben de kurtuldum o sinir bozucu yazıları görmekten Şimdilerde de  duvarın üstündeki parmaklıklar dikkatimi çeker oldu.
   Parmaklıklara bağlanan ipler. Okulun demirlerinde bu iplerin işi ne, kim ve kimler tarafından ne amaçla bağlanmış,Yoksa burada yatır mı var, dilek ağacı niyetine mi bağlanmış. Kim ne zaman bağlamış. O kadar gelip giderim daha ip bağlayan birine rastlamadım. Peki kim ve ne amaçla bağlamış.
Evet bu sırlı konuyu sizlere açıyorum ve soruyorum bu ipler neden ve kimler tarafından buraya bağlanmış olabilir?
Hiç merak etmeyin bu işin peşini bırakmayacağım. Gerekirse gece nöbet tutup bu ipleri kimlerin  ne için bağladığını öğreneceğim.

28 Şubat 2019 Perşembe

Kahve Arkadaşım DİKKAT!.. Aysegul İcerir


Selam Cafeciler
Size epeydir Ayşegül'den haber veremiyordum.
Okullar kapanmadan önce öğretmenim bir gün sizinle kahve içelim mi demişti.
Araya tatil girince ben bunu unuttum tabiki. Bizimki son günlerde yine başladı hani kahve içecektik demeye.
Annene sormam lazım dedim. Annesi de evde kahve içtiğini bir mahsuru olmadığını söyleyince nihayet bugün kahve içme fırsatımız oldu.
Kahvaltı saatinden sonra Ayşegül sen kal seninle görüşmem gerekir deyince öğretmenim ben ne yaptım ,diye sordu. ben de ısrarla seninle konuşmam gerekir lütfen bekler misin dedim. Bu arada bizimkinin yüzünü görmeliydiniz. Beni strese sokmayın lütfen ne konuşacaksınız dedi.
Dur bekle dedikçe  kaygılandı durdu.
Arkadaşları uygulama öğrencimizle sınıfa geçince Ayşegülcüm ani seninle bir şey yapacaktık deyince anladı bizim cingöz, ama nasıl sevindi anlatamam.
Şimdi sen otu ben kahvelerimizi yapayım dedim.
Daha önce babasıyla filtre kahve içmiş, türk kahvesinin yapımını ve sunumunu ilgiyle izledi.
Kahve bitince yanına bir parça da çikolata da koydum, zahmet etmeseyin bu kadar dedi.
Masaya servis yaptım dur dedim bu anı da belgeleyelim. Hemen karşısına oturdum ve fotograf çektim. , karşıma oturma şöyle yanıma gel dedi.
Tamam dedim.
Kahvelerimizi keyifle yudumladık.
Gören der ki kırk yıllık kahve tiryakisi.
Öyle mutlu oldu ki bu zamana kadar içtiğim en keyifli kahve ve kahve arkadaşım oldu.
Eminim ki Ayşegül ömrü boyunca bu anı unutmayacak , bir gün karşılaştığımızda bu anı bana hatırlatacak.
Ayşegül'e bugün neler hissettiğini sorunca bana aynen şunları söyledi. " Çok güzel , öğretmenimle bugün ilk kez kahve içtim, kimse böyle bir şey yapamaz"
Sevgiyle
28/02/2019

25 Şubat 2019 Pazartesi

Yasını Gostermiyorsun

Size hiç hayatınızda aaa hiç yaşını göstermiyorsun lafını duydunuz mu?
Hatta duymakla kalmayıp biraz fazlaca duymaktan sıkıldınız mı ?
Evet evet ben çokça duyuyorum bu cümleyi.
Geçenlerde Deryacım bir mime beni davet edince bütün eski resimleri ortaya dökmüştüm. o mimi okumayanlar için TIKTIK
Resimleri çıkarınca bir tanesini de meşhur #TBT# etiketiyle paylaştım. Üniversite 2. sınıfa ait resmime lise olmasın o diyenler, aa çocukmuşsun diyenler. hah Tigris yine aynı şey oldu dedim.
Gerçek yaşımı kimseye inandıramadım. hatta size bununla ilgili yaşadığım  ilginç anılarımı  anlatayım. Bu arada hepinizin bir Maşallah’ını alırım. O günden sonra çok hastalandım 🧿
Üniversiteye başladığımda benden yaşça küçük arkadaşlarım bile benden büyük gösterirlerdi. Minyon olmanın faydaları mı yoksa zararları mı bilemedim. Psikoloji dersimize gelen bir hocamız. Benimle ciddi ciddi yaşımı tartıştı. Sonunda demez mi yok sen bilmiyorsun, senin yaşını büyük yazdırmışlardır.
Ah hocam ben bir evin bir kızıyım, bırak günü ayı yılı saati saatine biliyorlar doğduğum günü . (Canım babacığım sevincinden çikolata viski dağıtmış ben doğdum diye.)
Hala da beni  küçük bilir üniversite arkadaşlarım.
Yine bir gün misafirliğe gittiğimiz bir yerde uzaktan nir akraba anneme dönüp beni göstererek torun mu demişti. Anneme mi hakaret yoksa... değildir değildir ben ysşımı göstermiyorum ya .
Tigris artık öğretmen olmuş, Kastamonu'da göreve başlamıştır. Artık yaş da 23 olmuştur.
Kastamonu'da ailecek görüştüğüm, Atila Hocalarda yılbaşı günü kalmıştım. Üç gün tatilin ardından pazar akşamı 40 derece ateşle yatak döşek yatarken, evdekiler paniklediler. napsak ne etsek derken, karşı komşularının damadı Kastamonu'nun meşhur çocuk doktoru Şevket Bey tesadüf  kayınvaldesini  ziyarete gelmiş. Atila Hoca'nın eşi durumu anlatmış kızımız hasta oldu demiş, bakması için rica etmiş. Ben ayıcıklı pijamalarla yatıyorum. Birden kapı çalındı Şevket Bey  içeri geldi.
Aman da aman benim kızım hasta mı olmuş. Aman da aman dudağının kenarında beni mi varmış. İyi ki erkek değilsin yoksa traş olunca o ben kanardı. Sen kaça gidiyorsun bakalım, deyince Atila hoca bastı kahkahayı aman abi ne yaptın sen ,kızımız öğretmen deyince Şevket bey neye uğradığını şaşırdı. Ne bileyim ben yahu siz kızımız hasta deyince ben  onu küçük sandım dese de hepimizin yüzündeki gülümseme bir türlü gitmedi Şevket bey biliyor musun yaşını göstermeyen insanlar çok uğurludur dedi ve noktayı koydu.
Bir yaz tatilinde abimleri ziyarete gitmiştim. Yeğenimin bakıcısı 17 yaşında genç bir kızcağızdı.
İlk defa karşılaştık. Hoş beşten sonra yeğenime usulca sormuş ben Abla mı diyeyim yoksa ismini mi söyleyeyim. Deyince yeğenim napuyorsun sen benim halam öğretmen senden kaç yaş büyük deyince zavallı kızcağız çok mahçup olmuş.
Beden yaşım ne olusa olsun ben hep derim ki 45 yaşımdaki bedenimde 6 yaşın çocuksuluğuyla 60 yaşın olgunluğunu gül gibi geçindirip gidiyorum .
Şimdi siz söyleyin yaşını göstermemek iyi mi kötü mü ?
Batarken güneş ardında tepelerin, bakalım daha ne komik anılar gelecek başına Tigris’in ?



21 Şubat 2019 Perşembe

ABUM ABUM Turkulerin Hikayesi

Merhaba Cafeciler.
Bugün kahvemizin yanına güze bir türkü eşlik ediyor. belki ilk defa duyduyğunuz belki de aa ben biliyordum dediğiniz.
Öz kültürümüzün önemli parçaları olan türkülerin hepsinde bir hikaye bir dram bir acı ya da sevinç görüyoruz.
Ben de televizyonda tesadüf dinlediğim bu türkünün yöresine bakayım diyearaştırmaya koyulmuştum ki acıklı bir hikayesi olduğunu öğrendim.
Sizlerle paylaşmak istedim.


Abum Abum

Yöresi:Tokat Reşadiye
Kaynak :Çakır Usta ( Kamil kaya )
Derleyen : Ali Kaya

Zamanında Tokat'ın Niksar ilçesinin bir köyünün ilkokuluna  genç yakışıklı bir öğretmen atanmış. Köyün güzel kızlarından birisi öğretmeni görünce vurulmuş. Öğretmenlik o devirlerde büyükbir saygınlık gerektiren meslek. Gel zaman git zaman öğretmen de bu kıza karşı hislerini gizleyememiş. Birbirine açılmış iki aşık. gel zaman git zaman öğretmenin tayini Niksar merkeze çıkmış.
kız üzüntüsünden annesine (Abu'suna) açmış konuyu. Annesi de " O koskoca bir öğretmen, onunla evlenmek sana düşmez sen onun dengi değilsin." demiş.
Öğretmen gitmiş ama gidiş o gidiş, ne o köyü ne de o kızı hatırlamış. ne bir haber ne bir mektup.
Bu sırada kızı bir çobana vermişler.
gelzaman git zaman bu kızın  sevdasının ağıtı dilde dolaşan türkü olup kına gecelerinde gelin kızlara söylenir olmuş.

Sevdiğime varamadım
İpek (naylon) çorap giyemedim
Muradıma eremedim

Abum abum kız abum

Sebebim sensin abum
Muradın olsun abum

Beni çoban ettiniz

On binimi yediniz
Günahıma girdiniz

Abum abum kız abum

Sebebim sensin abum
Muradın olsun abum

Şu Niksar'a varsalar

Sevdiğimi bulsalar
Şu halimi sorsalar

Abum abum kız abum

Sebebim sensin abum
Muradın olsun abum







19 Şubat 2019 Salı

Tigris 10 Bin bakımına Girdi


Selam Cafe dostları
Evet doğru duydunuz Tigris 10 bin  bakımına girdi.
tatil dönüşünden beri eski sıkıntıları nüksedip de dayanılmaz bir hal alınca o da soluğu önce sağlık ocağında aldı. kan değerlerinde bir problem olmayınca ille de kalbim dedi de başka bir şey demedi.
2015 yılında ilk tansiyon tanısı konduğunda aynı sıkıntıları yaşıyordum. bana psikolojik dediler. Yahu kalbimde var bir şey ben biliyorum desem de nafile. Çünkü çok zor bir dönemden geçiyordum. Büyük hayal kırıklıkları sonucunda birden tansiyon ve kaygı bozukluğu çıktı. ne gecem vardı ne gündüzüm. neyse geçelim buraları. Tam iyiyim derken yine başladı.Bu sefer tamam dedim babam da zaten kalp hastasıydı, diye kuruntulardan kuruntu beğenmeye başlamıştım. Çıldırmaya ramak kala gittim bir kardiyolağa.
EKG çekildi doktor Bey kalbime ultrasonla baktı.Kalpte yapısal bir sıkıntı yok dedi. Ama bir kalp holteri takıp bir günü takip edelim dedi. Asıl film ondan sonra başladı. Daha önce de tansiyon için holter bağlamışlardı. Upuzun bir gece beni koynuna alacaktı yine. Holteri bağlayan hemşire de tam beni kafadan, espriyle boynuma bağladı makineyi. Öğretmen olduğumu öğrenince hocam çocuklar sorarlar şimdi sana bu ne diye . Ben de dedim param altınım çok boynuma kese yaptırdım içinde taşıyorum deyince epey gülüştük.
 Hastaneden sonra soluğu okulda aldım. Ama nasıl bir sakinlik içindeyim ben de şaştım nasıl oldu yüreğime inmedi şarkı  misali.
 Akşama kadar herşey çok normaldi. Sadece elim ikide bir makinede , acaba çalışıyor mu , düşer mi diye kontrol ediyorum. Ayşegül  durumu fark etmiş sonunda dayanamadı iki de bir de makineyle oynayıp durma dedi bana. Yavaştan yavaştan da kaygının yerini yapıyorum. Ya kötü bir şey ar sa babam da zaten.....
Eve gelince günün yorgunluğu yavaş yavaş çıkmaya başladı. Erken kalmıştım, koşuşturma stres yarın sabah da yine gideceğim ya hastaneye en iyisi ben yatayım dedim. Saat 22.30 civarı ki bu saat bende olağan üstü bir durum.
Başımı yastığa koyar koymaz tık tık tık sesleri gelmeye başladı , Tigris gece yeni başlıyor senaryolardan senaryo beğen bakalım. Gözümü kapayamıyorum, sağ yanımda yatsam kolum uyuşuyor sola dönemiyorum makine ve aparatları böğrüme böğrüme batıyor sırt üstü yatıyorum , kalbimin vuruşundan anlıyorum ama İstanbul'u dinlemiyorum. Ben yüzüstü yatarım yoksa billah uyuyamam ki. Off Allahım  gece otobüse binip bir yerlere gitsem bundan daha rahat olurdum yahu.
Tam dalmışım. Yunan adalarındayım. Tigris rüyada yazmaya devam ediyor. Tam başka adaya geçecekken beni birden aşağıya çekiyorlar , diye uyandım baktım nabız Veliefendi'de  dörtnala koşuyor. Aman sabahlar olmasın. Gözümü kapatıyorum açıyorum saate bakıyorum , sanki dakikaları kamplbağa terbiyecisinin kaplumbağaları çekiyor. Saat 02 , 02.30, yok yok yok. yatakta döndüğüm hıza dünyanın dönüş hızı yetişemiyor. sabah da bir türlü olmuyor. Ezanlar okunuyor. Artık yorgunluk da iyiden iyiye beni esir alıyor. Bi yarım saatcik kadar uyuyorum ya da uyduğumu sanıyorum. Saat 07.00 birazdan kalkma vaktim gelecek, doktor ne diyecek acaba?
Artık kalkıyorum , hazırlığımı yapıp sokağa çıkınca soğuk rüzgar beni biraz kendime getiriyor ama nabız bu sefer yüz metre rekortmeni gibi koşuyor. Tramvaya nasıl bindim nasıl indim hatırlamıyorum desem yeri.
vaktinden önce hastaneye ulaşıyorum . Şu makineyi bir çıkartsam. Beni dünkü hemşire karşılıyor. Dün gecenin kısa bir kritiğini yapıyoruz. Biraz soluk alıyorum :Makineyle olan bağımızı kesip atıyor sevimli hemşire. Ya ama ben o keseye altınlarımı koyup boynumda taşıyacaktım.
Doktoru beklemeye koyuluyorum. dakikaları yine bizim kaplumbağalar çekiyor. Benim de kalbimi yarış pistine çeviriyor her saniye.
Sıra sonunda bana geliyor. Doktorumla görüşme sonunda holterin sonucunun temiz olduğunu çok düşük riskli olduğumu , nabzımın yüksekliğinin de kullandığım ilaçtan kaynaklı olduğunu öğreniyorum. Ha bir de kalbin yapısıyla alakalı olmayan çok nadir erken atım dedikleri durumu söylüyor. ki bu herkeste görülen bir durummuş. Bana bunun için bir ilaç verdi. Bu ilacın beni çok rahatlatacağını söyledi.Böylece herşey netlik kazandı.  Ben hala ısrarla kontrole ne zaman geleyim, psikiyatrla görüşeyim mi sorularını soruyorum. ya Tigris bi git bak bir şey yok. Korkulacak bir şey yok, diyemiyorum. Onca stres uzunnnn bir gece of ki ne offf.
 Ama bir  kuş misali uçarak çıkıyorum hastaneden . Hemen ilacımı alıyorum. Bi de ne göreyim ne sevimli kalp şekilli ilaç bu yahu. Bu minik beni düzeltecek , yine bir kalp benim ilacım olacak. Yine sevgi kazanacak.
Sevgiyle
Tgris
19.02.2019





17 Şubat 2019 Pazar

Dünden Bugüne -2019 #MİM#

Selam Cafeciler
Sonunda bu da oldu ve bloggerler dünyasında Şubat ayının ismi değişti. Zaten böyle bir cüce aya da kısa bir ad yakışırdı Şubat ayının yeni adı #MİM# ayı oldu.
Ne kadar mim varsa yapmak lazım değil mi ama .
Şaka bir yana sevgili  beni Derya çok güzel bir mime davet etmiş  Dünden bugüne -2019 Geciktirmeden yapalım da daha çok kişiye ulaşsın .
Derya’ya çok teşekkür ederim . Onun mim yazısını ŞURADAN okuyabilirsiniz , resimlere bakıp geçmişe yolculuğa çıkabilirsiniz .
Deryacım resimleri karıştırırken böyle bir mim aklına gelmiş ve eskiden giydiğimiz komik kıyafetler ve bugünkü tarzımız arasında bir yolculuğa çıkmamızı istemiş.
Ben de hemen bütün resimlerimi ortaya döktüm.
Açalım bakalım albümümden neler dökülecek ortaya . Eskiden ne güzel albümler vardı. Babacığım bana bu sevimli albümü almış ve itinayla resimlerimi tarih sırasına göre dizmişti.

Komik kıyafetli resim denilince elimde o kadar çok malzeme var ki ama bazılarını asla yayınlayamam.  Üç tane ağabey içinde yetişen Tigris’in takım elbise kravat (bu arada iyi kravat bağlarım), asker kıyafetiyle çekilmişleri var ay valla göstermem.
Biz eski dönemlerde giydiğimiz kıyafetlere bakalım. Ben bir evin bir kızı olduğum için kıyafet konusunda çok şanslıydım. Annem de üç erkekten sonra kızı olunca özenmiş bezenmiş giydirmiş süslemiş beni.
Resim çok olunca bir gruplama yaptım . Önce 70’li yılların ortaları ve seksenli yıllar yani benim doğduğum ve ilkokula gittiğim yıllara ait resimler .
Çoğu siyah beyazmış resimlerimin. En üst soldaki resim babamın müdür olduğu okulda mezuniyet töreni. Arkamdaki kişi de okulun ingilizce öğretmeninin  Amerikalı eşi Mayk.  Sağ üstteki resim de Yaz günü kürkümle çektirdiğim bir poz . Pek süslüymüşüm ben yaa . Sağ alltaki resim benim 4. Yaş günümde eskilerin deyimiyle haftalık fotograf olarak çektirilmiş.  Böyle poz verecem dedim ,kimse müdahale etmedi. 

Gelelim lise yıllarına 80’li yolların sonu 90’lı yılların başı. 
Oduncu gömleğinin moda olduğu yıllar. Saçlar olaymış
Kıyafetlerin de çok zevksizleştiği dönemler

90’ların başı ve ortası benim de üniversite yıllarım. Seksenleri aratmayan zevksizlikleri 90’larda da devam ediyordu. 

O zamanlar pek pantolon giymiyorduk. Piknikte giymişim bir tek. Artık öğretmen adayıyız ya giyim de ona uygun olmalı. 
Sağ altta pantolon etek modasına uymuş sportif Tigris görüyorsunuz 
Sol altta da o dönemin meşhur kırmızı ceketini giyip Şiir yarışmasında ödül alan Tigris var.

90’lı yılların ortaları göreve başladığım yıllar. 


Hafta sonları sportif Tigris beyaz çoraplar facia. Hep Micheal Jackson yüzünden 
Okulda ve törenlerde döpiyesli ve konserlerde olay olan kuyruklu eteğiyle . 

Gelelim milenyumun başlarına 
Sol üstte Eskişehir yöresinin mahalli kıyafetiyle çeşme başında Tigris ne yapıyor acaba? 
Sağ altta ilk kütüphanesinin açılışında Tigris saten gömleğiyle ve vaz geçemediği fuları. 

Ve ve ve günümüzde Tigris 
Yıllarla beraber rahat ve siyah kıyafetler Tigris’in kurtarıcısı oldu.Burayı hızla geçiyoruzzzzzzz

Çok keyifli ve bol resimli bir mimdi. Bu sayede  geçmişe yolculuk yaptım. Ne anılar canlandı gözümde
Benden bu kadar 
Sıra sizde kimleri mimlesem acaba Yok öyle isteyen yapsın demek, işin kolayına kaçmak. Hem mim kurallarına  aykırı hem de böyle denilince kimse üzerine alınmıyor. 
Ben en iyisi mimleyeceğim isimleri sıralayayım. Moda denilince hep kadınlar akla gliyor ben bir tane de erkek blogger tercih ettim .Umarım beni kırmaz


mimlendiniz merakla bekliyorum yazılarınızı.
Sevgiyle 







14 Şubat 2019 Perşembe

SEVGİ'nin

O sabah mail sesiyle gözümü açtm. Uyku sersemi mailde yazanları tam kavrayamadan maile cevap verdim. Adresimi kaybettiğini yazmamı istiyordu. Adresi yazdım . Sonrasında uykuma devam ettim. Günlük rutinin içinde ben bu maili ve ne yazdığımı da unuttum tabiki.
Ta ki dün öğlen Hocam kargonuz var denilinceye kadar. Hayırdır ne kargosu diyerek paketi elime alınca birden hatırladım. sahi ben o sabah maille adresimi göndermişim değil mi diyerek kendime geldim.
   Hemen açtım ve içindekileri görünce o kadar mutlu oldum ki. Meğer paket SEVGİ'ninmiş
   Bulut Gölgesi Bloğunun sahibi sevgili Tülin Hanım bana doğumgünü sürprizi yapmış.Ben bu hediyeyi hem doğumgünüm için hem de Sevgi Günü için aldım kabul ettim. Kendisine çok çok teşekkür ederim.
Hediyeyi açtıktan sonra Onunla çok hoş bir  telefon görüşmesi de yaptık, ama bu aramızda sır kalsın söylemem
Paketteki her bir hediyenin ayrı bir anlamı var.
Elin emeği, yüreğin  sonsuz sevgisini cömertce sunmuş ve özenle bir pakete konmuş.


 Pakette neler yok ki. Vüsat Orhan Bener'in Havva adlı öykü kitabı Tülin Hanım'ın kendi kitaplığından bana hediye Kitap ayracını öyle bir sayfada buldum ki; Dost adlı hikaye dost dediğimiz kişinin anlamını bir kere daha vurgular nitelikte. 14 Şubat bir de Öykü Günü imiş.Hoş tesadüfleri seviyorum.


Mavi kuşlu kitap ayracı da yılların derin izlerini taşıyan başka bir elin ve gözün emeği. Kartpostallar ve Hacıbayram Veli'nin magneti. Tülin Hanım'a bir yazısında  Ankara'da üniversiteyi okuduğumu ama Hacı Bayram Veli'yi görmediğimden bahsetmiştim. O da bana magnetiyle jest yapmış. Ve paketin en anlamlı hediyesi,  kendi el emeği iki çift küpe. Bir de zarif bir elden çıktığı belli olan  hoş notlu kartpostal.



Böyle anlamlı bir günde sevginin kimden gelirse gelsin, yürekten yüreğe akan duyguların gerçekliği karşısında kelimelerim kifayetsiz kalıyor.
 Hani diyor ya Sait Faik "Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak herşey ."
 Sevmekle başlayıyor bütün güzellikler.
 SEVGİ günümüz kutlu olsun
            14.02.2019
               Tigris









13 Şubat 2019 Çarşamba

Babama


Canım Babacığım 1 sene doldu bile
Ya benim yüreğimde gitgide büyüyen özlemin boşluğun , nasıl dolacak?
Şubatın gelmesiyle yürek sızılarım kat be kat artı.
Oysa ne çok severdim Şubatları ne heyecana beklerdim doğduğum ayı.
Aslına bakarsan günlerle aylarla bir  alıp vereceğim yok. Ama bazı günler gerçekten kötü.
Zaten sen de sevmezdin 13 'leri
Bir 13'te de sen ayrıldın yanımızdan.
Her geçen gün beni sana yaklaştırıyor. kavuşmamız olacak elbet.
Ben burada senin emanet ettiklerinle seni yaşatıyorum. Hiçbir şey bozulmadı aynı senin istediğin gibi Her şey. Anneme de iyi bakıyorum. Biliyorum ki kaygın yok bu konuda.
Kitaplarını kimler okumadı ki? Ah keşke sen de görebilseydin.
Her pazar gazeteni alıp bulmacanı çözüyorum. Biliyor musun sen gittiğinden beri 5 kitap kazandık hepsi de benim adıma . Maçları ben takip etmiyorum ama senin takımın hali kötü bu sene. Bu sene uzun tatil de yok çocuklar gelemez hani hesaplardın ya hep gelecekleri tarihi. Bayrama kısmetse hepsi gelir. Aras bitirdi okulu işe de başladı. Diş hekimi torunun hani senin dişlerini yapacaktı? Asu'nun da bir yılı kaldı. Küçük kız Damla  bile ilkokula başladı biliyor musun Eylül'de okul üçüncüsü oldu. Kış da bitiyor 15 gün sonra cemreler düşecek. Ah be babam 1 yılda neler değişti neler?
Aceleyi çok severdin. her işin hemencecik olsun isterdin. Gitmek için de çok acele ettin.
Canım Babacığım Ruhun şad olsun
Işıklar İçinde Uyu


                                                                  13/02/2019







10 Şubat 2019 Pazar

Tigris’in Dogumgunu

Tigris'in Dogumgunu

Evet bugün günlerden ben
Tigris'in Dogumgunu
10 Şubat günü karlı bir Van sabahında tam da böyle bir pazar günü dünyaya açmışım gözlerimi .
Dile kolay tam 45 sene önce. Senelerin hızı gitgide artarken bir yanıyla da  eksikleşiyor. Geçen sene canım babam vardı meğer bana veda ediyormuş bu onunla geçireceğim son doğumgünüymüş.Halbuki nasıl da heyecanlı olurdum doğum günlerimde
Bu sene kolum kanadım kırık,  kimsem yok derken ortanca abim O’nun boşluğunu doldurmak için onca işinin arasında koştu geldi. İki gündür ne yapacağını şaşırdı. Biliyordu ki babasının biricik kızının yüreği üşüyordu. Biliyordu ki çok zordu hem de çok zor .
Dostlarım da sağolsunlar . Sabahtan beri mesajlar, telefonumdaki çağrılara yetişemiyorum.
Bütün güzel yürekler hepinize çok teşekkür ederim .
Sevgiyle
Tigris
10/02/2019

6 Şubat 2019 Çarşamba

Hangisini tercih Edersin # MİM #

#MİM#

Merhaba
yayınlarım hız kesmeden devam ediyor. Blog dünyasının duayen ismi sevgili Ece Ablamız da beni güzel bir mime davet etmiş. Onun davetini gördükten sonra başka bir blog dostum olan Beyaz yakalı bloğunun sahibi Mehmet bey de aynı mimde bana söbe demiş.
Ece Evren
 Beyaz Yakalı
Sevgili dostlarıma çok teşekkür ederim. Yukarıda linklerini verdim onlara da uğrarsanız mutlu olurum.

Sorulara şöyle bir baktım da başa baş cevap verecek türden. Biraz düşündürücü. Bakalım ne cevaplar yazacağım. Ben de şu an bilmiyorum.

Martı
Hangisini tercih edersin ? Uçabilme yeteneğinin olmasını mı yoksa su altında nefes alabilmeyi mi ? Neden ?

Ben bir martı Jonathan Livingston olmalıyım ve hep uçmalıyım. Her ne kadar bir nehir de olsa adım ben uçmalıyım.

Kitaplarım
Hangisini tercih edersin ? Sonsuza dek etrafının kitaplarla çevrili olmasını mı yoksa evcil hayvanlarla mı ? Neden ?

Ahh işte çok zor bir soru . Evcil hayvanlar benimle olsun tabiki . Ama Kitaplarımsız ben nefes alamam ki. Kitaplarım sanırım bir tık önde.

Hangisini tercih edersin? Büyük ellere sahip olmayı mı yoksa büyük ayaklar mı ? Neden ?

 Eller de çok cazip ama ben ellerimin küçüklüğüyle çok işler yapıyorum. Ayaklarım çok büyük olsun. Uzun uzun adımlar atayım karış karış gezeyim isterdim dünyayı

Kahve
Hangisini tercih edersin ? Geriye kalan hayatının tamamında çay içmeyi mi yoksa kahve içmeyi mi? Neden ? 

Kahve sonsuza kadar kahve . Bilmem inanır mısınız aylardır çay içmiyorum aklıma bile gelmiyor. Ama kahvesiz kaç ııgün dayanırım bilmem.Bir tek hastalığımın başlangıcında ( Tansiyon ) 6 ay kadar içmemiştim. Onun dışında kahvesiz günüm geçmedi geçmiyor da. Türk kahvesinin yanında filtre kahveyi de günüme eklemezsem büyük eksiklik hisseder oldum.

Hangisini tercih edersin ? Pilav üstü kuru mu yoksa köfte patates mi ? Neden ?

Pirincin girdiği hiç bir yemekten hazzetmediğim için pilav benden uzak olsun isterse Mısır'a sultan olsun.
Köfte patates tercihimdir. Ama köfteyi bizim Neriman (Annem. Artık o benim çocuğum , arkadaşım) yaparsa tadından yenmez. İyi hatırlattınız ben bi diyeyim de bana yapsın bak canım istedi.

Hangisini tercih edersin ? Sınırsız döner mi yoksa sınırsız kokoreç mi ? neden ?

Sakatatlarla pek aram iyi değil. Döneri tercih ederim. Off ki ne offf

Hangisini tercih edersin ? Ölüm saatini bilmeyi mi yoksa nasıl öleceğini bilmeyi mi ?( Ölüm tarihni ve ölüm şeklini değiştiremiyorsun. ) Neden ?

Kimsenin 5 dakika sonrasına garantisi yok. Aslına bakarsanız ölüm saatimiz belli her an olabilir. Ölüm Şeklimi bilmek isterdim. Bana yaraşır bir ölüm şeklidir umarım ki.

Hangisini tercih edersin ? 500 yıl gelecekte yaşamayı mı yoksa 500 yıl geçmişte yaşamayı mı ? neden ?

Ben geçmişi çok seviyorum ama 500 yıl da çokmuş be . Şöyle Cumhuriyet'in ilk yılları olsaydı. Sonsuza kadar orada kalsaydım bak işte olurdu. Amam 500 yıl öncesini istemem. En iyisi ben geleceğe gideyim. Bak nasıl da heveslendim. Biri artık şu zaman makinesini icat etsin.

Hangisini tercih edersin ? Her yıl yenilenen tek seferlik uluslararası bir uçuş bileti mi yoksa yurt içinde geçerli sınırsız uçuş bileti mi ? Neden ? 

Yurdumun büyük bir bölümünü gördüm. Fırsat buldukça da geziyorum. Ben Uluslararası gezmeyi tercih ederdim. Yeni dünyalara açılmalıyım. Yılda bir kez olsun ama tam olsun.

Hangisini tercih edersin ? Daha çok dinlemeyi mi daha çok konuşmayı mı  ? Neden ?

Biz öğretmenlere çenesi düşük diyorlar, çok konuştuğumuzu iddia ediyorlar. Külliyen yalan ben iyi bir dinleyiciyimdir. Dinlerim. Ama konuşmasını bileni boş konuşanı saçmalayanı değil. Siz susmayın konuşun ben dinlerim.

Aaaa sorular bitmiş. Yaa güzeldi niye bitti ki ?
 Bu arada yeni blogger arkadaşlar hala mim kurallarını yanlış anlıyorlar. Şu yazıma göz gezdirirseniz sevinirim Tık tık

Hadi şimdi sıra sizde  Bakalım kimler yapacak bu mimi ?

Bulut Gölgesi

Ephendy

Sessiz kaldım




3 Şubat 2019 Pazar

KENDİ KENDİMLE # MİM #



Merhaba Dostlar
Ayağımın tozuyla ara verdiğim yayınlara başlayalım bakalım devamı gelir nasılsa
Geçenlerde sevgili Sezer beni mimlemişti.
Çok ara vermeden görevimi yerine getireyim istedim.
Ona çok teşekkür ederim ve mim yazısını okumak için Buraya bakabilirsiniz.
Yine mim hakkında bilmedikleriniz için Mim Hakkındaki yazımı okuyabilirsiniz.

Gelelim sorularımıza

Bilgisayarın masa üstündeki görüntüsü ne ?

Bilgisayarımı eskisi kadar sık kullanmadığım için unutmuşum açtım baktım ki bloğumun logosunu kullanıyormuşum.
Gerçi  sonra hatırladım ben genellikle  telefonda da bilgisayarda da ipadde de aynı görüntüyü kullanıyorum.


Bir Kafe'ye gittiğinde genellikle ne siparişi verirsin? 
Hastaya ilacı sorulmazmış. Tabiki de sade kahve isterim. Tatilde gittiğim bir yerde yine kahve istemiştim ki ne göreyim dumanlı bir şey getirdiler. Dedim falcı bacı hazırlık yapıyor herhalde. Sunum için insanların yapmayacağı yok 

Google’da aradığın en son şey ne ?

PTT KARGO gönderi takip 
Sevgili Ece Abla bana kitabını göndermişti. İl dışında olduğum için kitap için kağıt bırakmışlar. Kitabın nerede olduğunu görmek için goole’da arama yaptım. 

Mesajlaştığın veya konuştuğun en son insan kim ? 

Hahahaha adı bende saklı ;)) dermişim. 

Tiyatroya en son ne zaman gittin ? 

Bu sıralar gidemedim . Burada imkanlarımız çok iyi. En kısa zamanda gideceğim bir oyun var. 

Sinemaya en son ne zaman gittin ? 

Sinemayla pek aram yok . Yeğenlerle gittim sanırım am a ne zamandı hatırlamıyorum. 

Hangi diziyi herkes izlemeli ?
"Yeditepe İstanbul" diyorum da başka bir şey demiyorum 



En son ne tür bir müzik dinledin ? 

Bugünlerde dilimde Bu havada gidilmez var. 
Ah zaten beni bu güzel havalar mahvetti. 



Seni en çok ne çıldırtır?

Söz verip de tutmayanlar, kaçak dövüşenler çıldırtıyor.

Ne zaman Uyanırsın?

Gece kaçta yatarsam yatayım sabah erken kalkmayı seviyorum. Gün erken başlayınca ve geç bitince daha iyi hissediyorum. Tabiki çok uykusuz kalmamak koşuluyla

İnternetteki ilk adın neydi?

"Gizli Yüz"  ilk zamanlar kullandığım adımdı.

Favori Emojin nedir ?
 Emojiler girdi gireli daha mı yapay oldu insanlar eski samimiyet yok. Ben de zaman zaman kullanır oldum bu şekilimsi duygu durumlarını.
sanırım en çok mahçup yüz emojisi kullanıyorum. ⇘

Kedi mi Köpek mi?

Ben "Kedi"ciyim. hatta bütün kediler benim. Ama  bütün canları seviyorum ayırt etmeksizin.

Kuzey mi Güney mi ?

Kuzey
bembeyaz olmalı benim dünyam.

İstanbul ile ilgili en sevmediğin şey?

İstanbul benim nazlı yarim. Onu sevmemek mümkün mü? Ama İstanbul'u benim gözümde çirkinleştirenleri ve  çirkinleştiren anıları sevmiyorum. Derin izli anılar offff.

Kafanda genel olarak ne olur? 

Ah neler olmaz ki?
Aynı anda pek çok şeyi akılcı düşünüp planlarım.
Plansız pek hareket etmem.

Komedi mi dram mı ?

Ağlama gülmenin kardeşidir. İkisi de olmadan olmaz. Ruh halim bazen dram der bazen komedi.

Bu soruları cevaplamadan önce ne yapıyordun ?

Bugün tatilin son günü olduğu için yarınki hazırlıklarımı tamamlıyordum.

Bu soruları cevapladıktan sonra ne yapacaksın? 

Önce sevgili dostlarımı mimleyip yazıyı yayınlayacağım. Sonra kitabıma kaldığım yerden devam edeceğim. Fonda da Manuş Baba olur.

Son olarak bir sırrını paylaş

Hahhahhaa sırrımı paylaşayım
 Seni çok sevdim beee

gelelim MİM lediklerime

https://yasamdanyazilar.blogspot.com/

https://gunesebakarken.blogspot.com

http://sevimli-kitaplar.blogspot.com

keyfli bir mimdi.
 sevgiyle







2 Şubat 2019 Cumartesi

Tigris Döndü


Merhaba Cafeciler
Uzunnnnnn bir aradan sonra dönüş yapabildim.
Tatil nedeniyle il dışında olunca internet imkanım da yeterli değildi.
Ne buraya ne de sizlere ulaşabildim 
Merak edenlerim olmuş.
Özlenmek ne güzel.
Nereye mi gittim. Söylememmmm
Sağ salim döndüm yetmez mi?
İnanın ben de sizleri ve buraları özledim.
Bakalım  başka kimler özlemiş beni
Kaldığımız yerden devam
Sevgiyle 

16 Ocak 2019 Çarşamba

Ayşegül Anıtkabir'de


Merhaba
Burada kış kıyamet. Bugün  burada hava muhalefeti nedeniyle okullar tatil.. Bende  de haliyle bir atalet. Gündüz vakti evde olmayı özlemişim. Yazıyı yazmaya ancak gönlüm oldu.
Ayşegül hayranları beklediğiniz an geldi. Ayşegül Anıtkabir'de
 Bilmeyenler için  hatırlatma yapayım bir önceki yazımda bahsetmiştim, bizimki Ankara'ya gitti diye. Yazıyı Buradan okuyabilirsiniz.
Cumartesi günü resimleri ve güzel haberleri geldi. Ben de pazartesiyi iple çektim bakalım bizimki neler anlatacak diye.
Geldi yanıma o anlatmadan ben başladım sormaya nasıldı neler hissettin diye.
" Ben şimdi sana nasıl anlatayım hissettiklerimi " dedi. Gözlerindeki o duygu parıltısını gördüm ve daha başka soru sormadım.


Aklına geldi. Dur bekle çantamda bir şey var dedi ve gitti çantasının olduğu bölüme.
Sınıfa geldiğinde elinde çok güzel bir yap boz ve bir  kitap ayracı vardı.
Kitap ayracı senin dedi
Çok duygulandım.
Yapbozu beraber yapalım mı dedim.
Ama çok zor dedi.
Benim yapboz merakımı bilmiyordu haliyle
Ayşegülcüm benim o kadar çok yapbozum var ki otuzdan fazla yaptığım ve çerçevelettiğim yapbozum var deyince şaşırdı.
Bak hem sana yapboz yapmanın püf noktalarını anlatayım dedim.
Başladık yapmaya.
Bir süre sonra sıkıldı
Sen istersen arkadaşlarınla oyna ben bitiririm
Ama sana zor gelmesin, seni yormasın dedi.
Ben çok keyif alıyorumAyşegülcüm beni düşünme dedim
Ara ara geldi yapboz tamamlanmaya başlamıştı.
Vay yapmışsın diye sevindi.





Anıtkabirde çektirdiği resimler üzerine biraz konuştuk.
Müze kısmında Atatürk'ün balmumu heykelini gördüğünü söyledi. Ben de biri ayakta biri masada oturan iki heykeli var deyince
Sen nerden biliyorsun dedi.
Ben Ankara'da okudum. Öğretmen olmak için ve hergün Anıtkabir'in önünden geçerek okuluma gittim. Ve çok kere de ziyarete gittim Ayşegül.
Senin Anıtkabir'e gitmen beni çok mutlu etti.
Atatürk senin geldiğini hissetmiştir ve seni görmekten mutlu olmuştur. Ayşegülcüm.
Ama o ısrarla yaşadığı duygularını içinde saklamayı tercih etti.
Gözleriyle çok şeyler anlatıyordu. Daha fazla ısrar etmeye gerek yoktu.
Annesiyle de konuştuk.
Anıtkabir'de iyiki ATAM var demiş. Annesi babası donup kalmış
Bir gün onunla Anıtkabir'i gezmeyi çok isterim.

Not: Ayşegülcüm herkes senin Anıtkabir fotograflarını merak ediyorlar dedim. Kimler dedi.
         Hani seni yazıyorum demiştim ya. Ha şu meşhurlar mı dedi. Size de selam söyledi.






12 Ocak 2019 Cumartesi

Sekerli misin Vay vay Aysegül vay


Selam cafeciler
Ayşegül maceraları tam hız devam
Sözü uzatmaya gerek yok.
Beyaz rengi konu alan kitabımızda Van Kedisi' ni görüyorum ve
Çocuklar Van Kedilerinin önemli bir özelliği vardır . Daha cümlem tamamlanmamış
Nedir doğada  Kamuflaj mı ? Beyaz ya kar da kamuflaj olurlar.
Ayşegül kamuflaj nedir ?
Kamuflaj bir canlının doğada görünmemesidir.
Tabiki ben  yine hafızası dolmuş akıllı  telefon ekranı gibi donup kalıyorum.
Sonrasında Van Kedilerinin bir gözü mavi bir gözü yeşildir diyebiliyorum

Bugün ona hiç bulaşmayacaşım laf da atmayacağım. Arkadaşlarıyla oynasın dememe kalmıyor
Saat dokuzda toplantın var diyor.
Peki patron diyorum.
Masaya oturuyoruz.
Sen bir daha keke portakal kabuğu katma ama kakao olabilir.
Ha bir de cupcek yap yanında da sıcak çikolata olsun.
Peki.
Toplantı bitmiştir dağılabilirsiniz.
Peki
Mesaj alındı cup kek yapılacak Ayşegül'ün damak tadına göre olacak.

Bize hareketli bir müzik açar mısın tabiki buyrun.
Şekerli misin vay vay kaymaklı mısın vayyyy

Bayılıyorlar bu türküye.
Alıştıklarının dışında çünkü.
Türkü bitiinde
Bari bi şeker verseydin de ağzımız tadlansaydı.
Çantamdan bir pk. bitter çıkarıp paylaştırıyorum.
İki parça verseydin ya .
Ayşegülcüm ancak bu kafar var iki tane verirsem kimseye yetmez.
Bir dahaki sefere iki tane getireyim.
Ertesi gün aklına düşüyor bizimkinin
Hani çikolata
Kusura bakma  bugün yok.
Stajyer ğrencime usulca şunları söylemiş.
Çikolata da getirmemiş ağzımız tadlanırdı.
Zaten Kırmızı Başlıklı kız da bize küşmüş gelmiyor artık.
Ahh canımın içi aldım ben mesajı .
Kırmızı Başlıklı kız çikolaya getirsin size en kısa zaöanda.

Perşembe akşam üstü benden izin alfı.
Öğretmenim biz yarın Ankara'ya gideceğiz.
Hani sen tatil olmasın okul diyordun. Bak kendin gidiyorsun.
Ama öğretmenim hava iyi olursa Anıtkabir'e gideceğim Atamızı gçreceğim.
Peki Ayşegül bir şartım var.
Nedir.
Anıtkabir'den bol bol fotograf istiyorum.
Bugün resimler geldi.
Bakalım pazartesi neler anlatacak?
Eminim siz de merakla bekliyorsunyz.
Aylegüllll çabuk gel.
Sevgiyle .

5 Ocak 2019 Cumartesi

Firari

Firari
Bu sıralar
Mutsuzum
Tatsız
Tuzum eksik
Ve sen pişman
Yagmuru bekler
Hallerdesin
Bense söküyorum
Sana dair
Sevgi ilmeklerini
Biliyorum hataydı
Büyük hata
Yanlış hayallere
Davet edişim seni.
Kötüyüm
Fazlasından ziyade
İki elim kanda
 Ve Sen
Yine firarlarda.
                Tigris
             05.01.2018

2 Ocak 2019 Çarşamba

Aysegul'den İnciler 2

Merhaba Dostlar
Yeni yıldı, bloğun doğum günüydü derken, yılın ilk iş gününe başladık. Hayat normale döndü sanki.
tatil dönüşleri her ne kadar zor gelse de benim bıcırıklar olunca tatil dönüşü de eğlenceli oluyor.
Ayşegül'den haber yok mu diyenleriniz olmuş.
Olmaz mı hepsini biriktirdim . Yazıya geçirmenin zamanı yoksa bazılarını unutuyorum.
Geçenlerde yerli malı haftası nedeniyle bir hazırlık bir hazırlık artık nasıl bunaldım. Gözüm hiçbir şey görmüyor. Tabiki de Ayşegül ve saz arkadaşları yanıma gidip geliyorlar ama benim gözüm görmüyor ki onu öyle mi yapsam böyle mi yapsam diye düşüncelere dalmışım. Bir yandan da kağıt karton vs. kesmekle meşgulüm.
Bir baktım bir ayna belirdi önümde .
Bu ayna nedir? diye sordum.

O ayna değil ki sihirli çubuk.
Öğretmenim bu sizin sihirli çubuğunuz, işleriniz çabuk bitsin diye, bununla kendinizden bir tane daha kopyalayın.
Ah Ayşegülcüm kimbilir nasıl görünüyordum ki benim işimi kolaylaştıracak çözümü sundun bana.
Ama hala yerli malı konusunda kendisiyle anlaşamıyoruz. Yerli malı deyince ne anlıyorsa. Şuna yerli malı demeyin Türk Malı deyin diyor da başka bir şey demiyor.

   Ayşegül sınıfın ikinci öğretmeni pozlarında gezdiği günlerden birinde,
 Öğretmenim senin stajyerin İlknur Abla ben de İlknur Abla'nın stajyeriyim, benim de stajyerim, Irmak ( Arkadaşı Irmak'ı kendine stajyer yapmış :))) Aynı "matruşka" gibiyiz değil mi?
 Gülme arasından verdiğim cevap Evet Ayşegül aynen Matruşka gibiyiz.
Matruşka'yı yolda geçen birisine sorsam bilmez. Ah be güzel çocuk.

Yine günlerden birinde 6 sayısını öğreniyoruz.
Kitabımızda 6 sayısını tamamlayarak resim yapın diye bir etkinlik var? çocuklara resmi nasıl tamamlayacakları konusunda rehberlik ediyorum. Çocuklar biz küçükken 6 nın yanına 2 çizerek tavşan yapardık dedi.
tabi hepsi gerekli ipucunu alarak tavşan yapmayı denediler.
Bizimki de tavşanı çizdi,
Öğretmenim demeye  başladı.
Efendim Ayşegül
Öğretmenim bakın tavşan yaptım ama tavşana bir de trambolin çizdim, çünkü iyi zıplayamıyormuş bu tavşan .
Neden iyi zıplayamıyormuş Ayşegü
Çünkü öğretmenim yeteri kadar geilşememiş bu tavşan ben de iyi zıplayabilsin diye ona trambolin yaptım.
Güzel yüreklim bazı insanların  da akılları yeterince gelişememiş keşke onlara da bir çözüm bulur musun ?


Tam yazıyı bitirdim yayına hazırlamıştım. Resimleri  sonra yüklerim dedim.
Meğer yazı bitmemiş. Bizimki bugün yine bombayı patlattı. Yazı da zaten bu olayla bitmeliydi ve üzerine başka söz yazılmamalıydı.
Öğretmenimmmmmmm
Efendim Ayşegül
Ağrın sızın olduğunda Türk Bayrağı'na bakarsan ağrın sızın kalmaz. 
Ayşegül Bayrağımızın demek o kadar güçlü etkisi var.
 Peki bu gücü nerden alıyor?
Tabiki de Atatürk'ten. Bizim bugünlere gelmemizi Atatürk sağladı. 







1 Ocak 2019 Salı

Cafe Tigris 6 Yasinda

Cafe Tigris 6 yasinda 

Sevgili Dostlarım
Cafe Tigris bugün itibariyle tam 6 yaşına bastı.
2013 yılının 1 ocak günü  Bu ilk yazıyla yayın hayatına başlayan Cafe Tigris bugün 929. Yayınına ulaşmıştır.
 An itibariyle 662 dostuyla ger geçen gün daha da büyüyen Cafe Tigris unutulmaz dostluklara ve güzelliklere imzasını atmıştır.
Cafe Tigris'in 6 yıl içinde geldiği nokta için Buraya buyrun
Yayına başladığım ilk gün büyük bir ailenin içinde olup, çok güzel dostlarımın olacağı hiç aklımın ucundan geçmezdi.
Daha nice 6 yıllara ulaşmak üzere sevgiyle .

Öne Çıkan Yayın

Yitik Zamanlar....

Yitik zamanları beş geçiyordu, saniyelerde atan kalbim.  Tigris