10 Kasım 2019 Pazar

Saygı Ve Özlemle

Yüce Atatürk  81 yıl önce  kutsal vatan toprağıyla kucaklaştığın bugün,
yüreğimden söküp atamayacakları  özlemin ve sevgin de  kat be kat büyüyor.
Seni özlüyor özlüyor Özlüyorum
Ruhun Şad olsun .


4 Kasım 2019 Pazartesi

hakkımda Bilmediğiniz 11 Şey #MİM #




Merhaba Cafeciler
gelemedim bir türlü buralara
Bu seneki yoğunluğu tüm meslek hayatımda  yaşamadım ki?
Yoksa günler mi 24 saat değil artık anlamadım ki.
Sevgili Deryacım beni mimlemiş de hadi Tigris görevini yap dedim de geldim.
Seviyorum mimleri. Bizi en güzel ifade eden etkinlikler oluyor.
Mim sorularına geçmeden önce mim etkinliği nedir, ne yapmamız gerekir diyenleriniz varsa
Eyvah Mimlendim  yazıma göz atabilir.

Gelelim işin en güzel yanına bu mimi Lerzan Karadan başlatmış. Sonrasında Deryacım da bana pas atmış.Onlara en içten  teşekkürlerimi  sunarak sorulara geçiyorum.


1 Kendinde sevmediğin özelliğin nedir ?
  
   Aman be Tigris bu kadar değer verme deyip deyip yine de hak etmeyen insanları yüceltmem kendimde en sevmediğim özelliğim.


2 En büyük takıntın nedir ?

  Ooo takıntılara girersek neler var neler?
 paraları aynı yöne dizmek mi desem, bir yerde ve ya bir resimdeki kişileri ve nesneler saymak mı desem , ya da kalbimle kafayı bozup da nabız atışlarımı sürekli saymak mı desem. Son zamanlardaki en büyük takıntımdı. Neyse artık yavaş yavaş geçiyor. Siz siz olun geçmişle fazla uğraşmayın. Hele geçmişten gelmek isteyen  kişilere hemen yol verin yoksa takıntının alasını  yaşarsınız da kalbim de kalbim diye tutturursunuz.

3 Kimsenin bilmediği bir sırrın var mı ?

    Var tabi ama bu sır bende kalacak hep. Söylemem sırrrrr.

4 Hayattaki en büyük başarın nedir ?


   Öncelikle ilk başarım, iyi bir üniversite eğitimi alıp mesleğimde de iyi yere gelebilmek.
   Sonrasında sosyal çevremde sevilen biri olup bu sayede güzel ve değerli insanları hayatıma dahil etmem.
   Ve tabiki  98 yılında TRT sanatçılarına sunuculuk yapma şerefine erişmem.

5 Seni en mutlu eden şeyler nelerdir ?

  Ben her şeyden mutlu olmak için bir bahane bulurum ki. Bir kedi miyavlar etrafımda dolanır  al sana bir mutluluk sebebi. Ya da son günlerde ağaçların büründüğü renkler yere düşen bir ceviz ya da kestane mutluluk, mutluluk.
Kitap okumak.
Kahve içmek of ki ne offf.

Çocukların boynuma sarılarak içte bir öğretmenim demeleri .
Yağmurun yağması, güneşin doğması.
valla bende bahane çok.


6 En sevdiğin ünlü kim?


Hayatta en sevdiğim kişi tabiki de ATATÜRK. O ünlüden öte benim içime yer etmiş en büyük aşkımdır.
 Açıkcası Atatürk'ü sevmeyenle de hiç işim olmaz.

7 Şansa inanır mısın, şans getirdiğine  inandığın bir eşyan var mı ?


Halkın ağzından çıkmış sözlere bayırlırım ve doğruluğunu da genellikle deneyimlerim.
  Bu sözlerden birisi de Allah çirkin şansı versin derler ya çok doğru.
Şansa inanırım .Bazı insanlar doğuştan şanslıdır. Bazı insanlar da kendi şanslarını yaratırlar.
Şans getirdiğini bilmem ama yıllardır cüzdanımda  taşıdığım iki tane kalp şeklinde taşım var.

8 Hayalindeki meslek ve nedeni ?

 Hayalimdeki meslek Edebiyat öğretmeni olmaktı. Yine öğretmenim ama alanım farklı.
Mesleğe başlayınca ve çocukların o gizemli dünyasıyla tanışınca mesleğimin ağır sorumluluklarına rağmen işimden keyif alıyorum. Ama  edebiyat da hep gönlümde .
 Bu aralar emeklilik hakkımı elde edersem bir cafe açmayı istiyorum. Bol sohbetli, bol kahveli,bol kitaplı. Yani Cafe Tigris'i hayata geçirmek istiyorum.

9 Kafan bozukken yaptığın şeyler nelerdir?
   

Kafam bozukken genellikle uyurdum.
Son zamanlarda parklara atıyorum kendimi. Yürüyorum, yürüyorum, ağaçlara sarılıyorum. Kuşların sesini dinliyorum. insan sesi olmasın doğa beni çok dinlendiriyor, sakinleştiriyor.
10 En sevdiğin film ya da dizi ?
    Ahhh dizi deyince aklımdan çıkmayan ve dönüp dönüp izlediğim. Şaşıfelek çıkmazı ve Yeditepe İstanbul gelir.


Film deyince de Gizli yüz  derim de başka bir şey demem.

11 Kendine hangi sorunun  sorulmasını isterdin ve cevabın ne olurdu ?
Nolur sormasınlar bana
Nolur söyletmesinler🎶🎵

Bir şarkıyla bitirelim mimi


  

 hatta bir şiirle
İşte hancı ben her zaman böyleyim
Öteyi ne sen sor ne ben söyleyeyim .
Kaldır artık boş kadehi neyleyim
Şu bizim hesabı gör yavaş yavaş
                        Bekir Sıtkı ERDOĞAN


Veeee şanslı arkadaşları açıklıyorum.


Handan (Bir)

Yüreğimin iklimi

Bir Yıldızın Hikayesi

22 Ekim 2019 Salı

1001 Parça

Puzzle

Selam dostlar
Beni tanıyanlar puzzle meraklısı olduğumu iyi bilirler. 
Daha önce bunu dile getirmiştim. 
 Okumak isterseniz Burada 
Şimdi nerden çıktı puzzle diyenleri duyar gibiyim. 
Alıp alıp bir kenara koyduğum  ve yapmaya fırsat bulamadığım puzzzleleri çıkarma zamanı gelmişti. 
Yazdan beri evde oturduğum sürede bir sürü puzzle yaptım. Yetmedi gittiğim yerlerde de hane sahibinin alıp da unuttuğu puzzleleri tamamlamadan dönmedim. 
Şu süreçte bana en iyi gelen ilaç oldu o minik parçalar.
Parça demişken, bunca zamandır puzzle yaparım. Parça kaybettiğim pek olmadı ama parça artırdım. Evet evet doğru duydunuz parça artırdım.
Nasıl oldu ben de bilmiyorum.
Hani vida somun artırmak duyulmuş görülmüş şeydir de ne bileyim puzzle parça kalması. Bu da zaten  Tigris'in başına gelirdi.
Böylece oldu mu size 1000 parçalı puzzle 1001 parça.
Binbir parça binbir gece 


9 Ekim 2019 Çarşamba

An'da kalmak



An gelir bir  görüntü, bir kare zaman makinesi olur da döndüremez bir daha bulunduğun mekana.
Ah Cevdet nereden buldun o videoyu. Ne kadar zaman geçti ben hala o güne takılıp kaldım.  Şimdi işin yoksa özlemlerden özlem beğen. Giden gençliğime mi , gerçek dostlarıma mı, yoksa o zirvedeki günlerime mi?
Of ki ne of.
Yok olmuyor dönemiyorum bu güne bu zamana.
Nasıl da büyülüymüş o günler nasıl da etkisinde kalmışım.
Epeydir unutmuşum mutlu olmayı.
Epeydir unutmuşum değerli olduğumu hissetmeyi.
Hayatın tatlı yanları azınlıkta kalınca geçmişten kopup gelmek de bir o kadar zor oluyormuş.
Ne yapalım bir süre daha hayallerin peşinden kaşarım, sonra nasılsa bal kabağına dönüşür benim de hayat arabam.
Bırakın tadını çıkarayım, içime çekeyim o güzelim günleri
Haaa merak ettiyseniz aşağıda viedoda. Hadi siz de gelin sessizce oturun kırmızı koltuklara şşşşş konserin başlamasına beş dakika kaldı.
Sevgiyle



7 Ekim 2019 Pazartesi

Canada’dan

Canada’dan

Selam Cafeciler.
Yoğun programlı cuma günü öğlesen sonra okula gwri geldiğimde hocam size kargo geldi dediler.
Ara ara kargo yok.
Kim aldı belli değil.
Kapı kapı dolaştım.
Bir yandan da düşünüyorum bana kargo gelmeyecekti nerden çıktı bu şimdi diye.
Sonunda paket elime geçti. Tabiki bende de jeton düştü.
Sevgili Ezgi’nin bloğunun ikinci yaş gününde düzenlediği çekiliş sonucu ben kazanmıştım
Ezgissimo burada.
Çokk uzaklardan geldiği için ancak elime ulaşabildi.
Ezgi’ye çok teşekkür ederim. Sevgi mesafeleri dinlemiyor ve gideceği yere er geç ulaşıyor.
Bloğun uzun yıllar güzel paylaşımlarla aramızda olsun
Sevgiyle.


17 Eylül 2019 Salı

Ayşegül'den


Merhaba Cafeciler.
Yoğun geçen günlerin içinde ancak yazı yazma fırsatı buldum.
Size bir önceki yazımda Ayşegül'den haberlerim olduğunu söylemiştim.
Öncelikle Ayşegül abla oldu.
1. sınıfa geçtiği için değil, gerçekten abla oldu. O artık Asya hanımın ablası.
 Bizim okulun 1. sınıfına başladı.Okul açıldığı gün sınıfına ziyarete gittim. iyi mi ettim kötü mü sonrasında düşündüm durdum. Beni görünce çok şaşırdı,kucaklaştık, sonra da gözleri doldu.
Bir daha böyle üzülürsen gelmem dedim.
Ayrılmamız ona da bana da çok zor geldi.
Sonrasında tenefüslerde denk geldiğimizde koala gibi yapışıyor bacaklarıma.
Geçen gün çıkışta yine karşılaştık.
Sınıftaki yokluğu beni çok etkiliyor, alışmışım onun konuşmalarına tavırlarına.
Öğretmenim siz ne kadar daha bu okulda kalacaksınız dedi.
Bilmem şimdilik burdayım.
o zaman sonsuza kadar kalın öğretmenim dedi.
Ama dedim Sen 5. sınıfa gelince bu okuldan ayrılacaksın ki.
Ben bir yolunu bulur yine gelirim size dedi.
Hatta şöyle yapalım öğretmenim. hani şu içi açılan kolyeler var ya, iki tane alalım,benimkine sizin resminizi sizinkine de benim resmimi koyalım.

Ah be güzel yüreklim, bu zamana kadar resmimi göğsünde taşımak isteyen kimse olmadı. senin gerçek sevgin dünyayı sarsın.
Sevgiyle

4 Eylül 2019 Çarşamba

Selam


Selam Dostlar
Biliyorum bu sefer çok uzun oldu ayrılığımız.
Tatille birlikte çok fazla gezince buralara uğrama şansım olmadı.
Döndüm artık.
Bloğumu ve sizleri çok özledim.
Tatilde nereleri gezdiğimi ara ara yazacağum.
Ayşegül’den de güzel haberlerim var.
Yarın yeni bir dönem başlıyor.
Yazacak anlatacak çok şey birikti
Şimdilik bu kadar diyeyim .
Arkası yarın olsun
Sevgiyle


24 Temmuz 2019 Çarşamba

Bozcaada Esintisi

Yolunuz hiç Bozcaada’ya düştü mü bilmem, mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olduğunu düşünüyorum.
Çanakkale'ye defalarca gittiğim halde, Bozcaada’yı bu sefer görebildim.
Ama bana yetmedi bir kere daha o sakin sokaklarında gezmeyi çok isterim.
Çanakkale'den çıkarak Geyikli'ye doğru uzayan sarı güneş gibi parlayan ayçiçekleri, domateslerle. bezeli kıvrımlı yollar sonunda bizi yaklaşık 40 dk sonra feribot iskelesiyle buluşturuyor.
Geyikli deyince akla hemen orda çekilen film geliyor. Eyvah Eyvah.
Etrafa daha bir alıcı gözüyle bakıyorum.
Bozcaada Liman 
Bu bakışlarım hep filmden ötürü değil tabiki. Daha önce de Geyikli'ye gelmiştim. Karşıda Ada olduğunu nedense atlamışım. Ve o gün neden adaya gitmemişiz bunu düşündüm durdum.
Feribotta yerimizi alıyoruz. Elimde telefon kareler içine anı hapsediyorum.
Bana çok kısa gelen deniz yolculuğumuz sonunda  sağda adanın kalesi, solda şirin limanı bizi karşılıyor.
Bozcaada sokaklarına doğru yavaş yavaş ilerlerken tanıdık bir melodiye kaptırıyoruz kendimizi. Küçük yeğenim kıvrak figürler sergilerken ben de boş durmuyorum hemen kaydediyorum.
Bir kalabalığın ortasında tıraş edilen damadı görünce melodinin sebebini anlıyoruz.
Sabun köpükleri içinde damadı oynatıyorlar.
Durup izleyecek vaktimiz yok.
Yukarıya doğru tırmanıyoruz. Elimizde az önce köşedeki dondurmacıdan aldığımız nefis tadlarla içimizde hoş duygular bırakan dondurmalarımızla.
Sol tarafta özel bir müze, biraz ilerisinde Kimisis Teodoku Kilisesi bizi karşılıyor. Kilisenin kapısındaki 1869 tarihi dikkatlerden kaçmıyor. Fakat ne acıdı ki 23.8 metre uzunlundaki çan kulesinin yerinde şimdi yeller esiyor.
Bozcaada Esintisi
Madam'ın Kahvesi Bozcaada
Kule ile ilgili edindiğimiz bilgiye göre sert rüzgarlar nedeniyle oldukça aşınmış. Önce onarım görmüş. Sonrasında yıkıp yeniden yapılmasına karar verilmiş. Son yıllarda ülkemizdeki restorasyon çalışması adı altında tarihi eserlere yapılanları gördükçe içim bir kere daha acıdı.
Kilise ayinler dışında kapalı olduğu için, içine girme imkanı yakalayamıyoruz.
Ada'nın zamanında Rum evlerinin çoğunlukta olduğu sokağında kilisenin karşısında camları mavi boyalı Madam'ın kahvesinde soluklanıyoruz. Mekanın sahibinin sıcak karşılaması ve "Ada Esintisi"ni tavsiyesi üzerine kahve siparişimizi veriyoruz.
Bu sırada ada hakkında daha fazla bilgi ediniyorum.
Aromasız kahveyi tercih eden ben Bademli kurabiyenin eşlik ettiği eşsiz lezzetteki kahvenin kokusuyla kendimden geçiyorum.
Sohbet ilerledikçe Rum evlerinin bulunduğu sokakları daha bir merak ediyorum.
Dayanamayıp sokakları keşfe çıkıyorum.
Sokaklardaki sakinlik bozulmamışlık beni mest ediyor.
İleride burası da bozulmaz diye içimden dualar ediyorum.
Başımızın üstünde kargalar, sokaklarda kediler adanın en huzurlu sakinleri olarak ev sahipliği yapıyorlar.
Onları rahatsız etmeden fotoğraflıyorum ve yine Madam'ın Kahvesine dönüyorum.
Artık başka sokaklarda yeni şeyleri keşfetme vakti. " Ada Esintisi"  Kahvesi ve bademli kurabiyelerden satın alarak yolumuza devam ediyoruz.
Bu arada Aldığınız her kahvenin 50 kuruşu Haytap'a bağış oluyor. Bu ayrıca çok hoşuma gitti.

 Geldiğimiz yoldan aşağıya inerken sağda şarap tadım evi yazısı dikkatimi çekiyor.
Talay Şarapları
Talay Şarapları sahibi Ahmet Talay ve Eşi Asuman Hanım bizleri müthiş ev sahiplikleri ile karşılıyorlar.
Sonrasında koyu sohbetlere leziz yemeklerin eşlik ettiği sımsıcak bir masada saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyoruz.
Ahmet Bey gerçek bir Adalı. Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra. Boğaziçi Üniversitesi'nde öğrenimini tamamlayıp, aile mesleği olan Şarapcılık işinin başına geçiyor. Ve yılların deneyimiyle bugün işini başarıyla sürdüren biri haline gelmiş. Bu konuda eşi ve kuzenleri de  ona büyük destek gösteriyorlar.
İn vino veritas
Kaliteli sohbetin sonunda şarap tadım evine geçiyoruz. Orada şaraphanenin içini görme fırsatı yakalıyorum.  Üzüm olarak kapıdan girdikten sonra devasa  fıçılara kadar geçen süre ve şişelenip şarap olarak piyasaya sürülme kısmına kadar  tek tek görüyorum.
Mahzenin girişindeki yazı “ İn vino veritas” Gerçek şarapta gizlidir. Sözü ve Şarap Tanrısı Dionysos’un tasvir edildiği duvar resmi , firmanın logosu haline gelmiş.
Gün akşama kavuşurken sohbet bütün hızıyla devam ediyor. Fıçılardan yapılmış masaların üstünü mumlar süslüyor ve yavru kedi bize şirinlikler yapıyor.
 Dönüş vaktinin geldiğini anımsatan saatin saniyelerinin hızına erişiyor vedamız.
Feribotun arkasında tatlı bir esintiyle Bozcaada hoşcakal diyor.

Sevgiyle


























30 Haziran 2019 Pazar

Burçak Tarlası - Turkulerin Hikayesi


Genç kara yağız delikanlı ana kucağı Niksar’dan kalkıp
İstanbul’a asker ocağına gelmiştir. Vatan görevidir ölüme deseler gözünü kırpmadan gidecek yüreği vardır.
Gel zaman git zaman izine çıktığı bir gün İstanbul sokaklarının birinde bir güzele gönül verir.
İstanbul’un zengin ailelerinden olan kız da  bizim kara yağız delikanlıyla  ince tülünün altından bir an göz göze gelir. Kalbinde bir kıvılcım parlar.
Kız genç güzel zengin ve şehirli
Delikanlı Anadolu’da bir köyde elde avuçta yok.
Ama aşk bu engel tanır mı ?
Kıza gönül vermiş bir kere. Kızdan altta mı kalır.
Anlatır da anlatır.  zenginliklerinden, tarlalarından , bağlarından bahçelerinden.
Kızın gönlünü eder , askerlik de biter.
Kızın babası gönülsüz de olsa kızını verir içi yana yana.
İki sevdalı düşer yollara. Gemiyle Samsun’a oradan da doğru. Niksar’a
Gelirler gelmesine ama sabahına büyü bozulur. İki göz toprak evde anlar kız başına gelenleri.
Ama delikanlıyı da seviyor babasına da karşı gelmiştir.
Sineye çekip ,sıcak sudan soğuk suya değmemiş narin elleriyle bir yandan burçak yolmuş  bir yandan  da kaderinin ağıtını yakmış.

Burçak Tarlası

Yöre: Tokat / Niksar

Sabahtan kalktım da ezan sesi var,  
Ezan sesi değil yar yar, burçak yası var.  
Bakın şu deyyusa kaç tarlası var.  

Aman da kızlar ne zor imiş burçak yolması  
Burçak tarlasında yar yar gelin olması.  
Eğdirme fesini yar yar, kalkar giderim  
Evini başına yar yar yıkar da giderim. 

Elimi salladım değdi dikene  
İntizar eyledim yar yar, burçak ekene.  
İlahi kaynana, ömrün tükene. 

Aman da kızlar ne zor imiş burçak yolması  
Burçak tarlasında yar yar gelin olması.  
Eğdirme fesini yar yar, kalkar giderim  
Evini başına yar yar yıkar da giderim.  

Sabahtan kalktım da sütü pişirdim  
Sütün kaymağını yar yar, yere taşırdım  
Burçak tarlasında aklım şaşırdım  

Aman da kızlar ne zor imiş burçak yolması  
Burçak tarlasında yar yar gelin olması.  
Eğdirme fesini yar yar, kalkar giderim  
Evini başına yar yar yıkar da giderim


26 Haziran 2019 Çarşamba

Durum Bildirimi

Gökkuşağı

Selam Dostlar
Biliyorum yine açtım arayı.
Bir türlü fırsat olmadı ki iki satır yazayım.
Sıcaklar bir yandan devam eden eğitimler seminerler bir yandan.
Bunalttı iyice.
Akşam üstü bir yağmur yağdı öyle böyle değil
Arkasından çıkan gökkuşağı bütün çirkinlikleri  temizledi
Şimdilik bende durum bu.
Sizler neler yapıyorsunuz.
Ses verin

13 Haziran 2019 Perşembe

Sevgi Yüzü Güldürür

Selam Cafeciler
Biliyorum epeydir Ayşegül'den haber bekliyorsunuz.
Okulun son günleri iyice duygusal oldu.
Ayrılığın hüznü üzerine çöktü kaldı.
Gerçi o okulun ilk günü yeni okuluna gidecek ertesi gün hemen bana gelecek.
Ne güzel hayallerle gönlümü alıyor, beni teselli ediyor.
Yanımdan bir dakika ayrılmıyor.
Benim için de çok zor geçiyor günler, öyle alıştım ki ona
Tatil ikimiz için de ilaç olacaktır.
Yaşadığımız diyalogların en güzelini sizlerle paylaşmak istedim
Ki Ayşegül de ancak böyle bir final yapardı.

Şu pırıl pırıl elbiseyi giyip gelmiş. 
Öğretmenim bak ne göstereceğim? 
“ Sevgi yüzü güldürür.” 
Dedi ve pulları aşağı kaydırarak kalpteki sevgi yazısını gülen yüze çevirdi. 
Senin sevginle benim yüzüm de kalbim de hep gülüyor ve hep de gülecek. 
Bir sihir gibi dünyama girdin.  tıpkı o cılız parmaklarının pullara dokunuşu  gibi birden kalbimi güldürdün. 
Güle güle benim ,minik yüreğine en kocaman sevgiyi sığdıran ,güzelliğim. 
Yolun bahtın hep açık olsun. 
Bendeki yerin denizler kadar engin . 
Güle güle küçüğüm
Mutlu yüzüm
Gözbebeğim
Sevgiyle
13.06.2019 



Not: bu resimde okul bloğu hakkındaki düşüncelerimi soruyordu. 
Okul bloğu dediği onu sizinle tanıştırdığım, benim cafenin ta kendisi.
 Sizlerin Onu çok sevdiğinizi, benim de onunla ilgili yaşadıklarımı yazmaktan çok mutlu olduğumu söyledim.  Meşhurum ben demeyi ihmal etmedi, gülümsedi.
Giderayak röportaj da yaptı ya benimle. 
Of ya gözüme toz kaçtı


Ayeşgül'ün diğer maceraları için
     tık tık
    burada
    Tık tık
    burada
    tık tık
   burada
   tık tık
   burada
  tık tık
 


10 Haziran 2019 Pazartesi

Biri Kep mi dedi ?


Merhaba Blog Dostları.
Yine arayı açtım biliyorum.
Bayramdı seyrandı derken fırsat bulup da iki satır yazamadım ki
Bu aralar aklımdaki konu gündemimizde de yer alan mezuniyetler sene sonu gösterileri( gösterişleri)
Artık nasıl tiksindiysem, kepin cübbenin adını bile duymak istemiyorum.
Bir sene boyunca çocuğu ile ilgili uyarılarıma kulak vermemiş, çocuğuyla ilgilenmeyi milletin içinde şapur şupur öpmek olarak algılamış anne benden sene sonunda diploma töreni istiyor.
Hele bir sor niye istiyor?
Neden olacak onun başkalarından ne ayrıcalığı var sosyal medya hesaplarından bol bol resim paylaşacak. Çocuğu yere çöp atıyormuş, arkadaşlarına şiddet gösteriyormuş. Adam sen de.
kelimenin tam anlamıyla gösteriş.
Sen de bana  hele bir sor , neden tören yapmıyorum ?
Sor sor çekinme.
Böyle bir saçmalıkla neden vaktimi boşa harcayayım, çocukları perişan edeyim? Ve neden egolarınızın tatminine yarayacak anlamsız işlerle uğraşayım.
  Bu gösterişe ne kendimi ne de çocukları alet etmiyorum, etmeyeceğim de.
Nereden çıktı bu kep cübbe geleneği. Neredeyse her sınıfta kep töreni yapılır oldu. Üniversiteyi bitirene kadar olmamalı. Çocuklar da bu saçmalığa alet edilmemeli.
isterim ki bütün çocuklar en güzel okullardan mezun olsun, hepsi iyi yerlere gelsin. Ama egolarınızı şişirecek resimlerle bunu milletin gözüne gözüne sokmayın.
Öğretmenlerde de kabahat büyük. Yeni moda şu hatırası bu hatırası diye saçma sapan panolar önünde çocukların fotoğraflarını çekmekten geri durmuyorlar. Aman Tanrım, nasıl da boş işler. Ve onlar çalışkan öğretmen sen yapmayınca da bin türlü laf.
Dostlar alışverişte görsüncüler yüzünden geldiğimiz hale bak.
Sene sonunda verdiğimiz raporda yazanlar velinin dikkatini çekmiyor. Varsa yoksa karnenin süsü öğretmenin verdiği hediye.
Olur olmaz her yerde paylaşılan çocuk resimleri oldum olası karşıyım. İleride nasıl kötü sonuçlar doğuracağını bilmiyoruz, kestiremiyoruz. Kimsenin mahremiyeti diye bir şey kalmadı.
Lütfen ve lütfen böyle saçmalıklara alet olmayın, çocuklarınızla geçireceğiniz zamanlar özeliniz olsun ve resimleri de özelinizde kalsın.
sevgiyle.



29 Mayıs 2019 Çarşamba

YAZ MİMİ # MİM#


Blog dünyasının vazgeçilmezlerinden birisi olan yeni bir mim etkinliğiyle burdayım.
Bu sefer etkinliği Efsunvari başlatmış ve sevgili dostum Beyaz Yakalı da bana paslamış.
Yazın başlangıcına girdiğimiz şu günlerde içimizi kıpır kıpır yapacak sorular bakalım nelermiş?

1-Yaz mı, kış mı? 



Ben kış bebesiyim tabiki de kış.
Sıcakla da pek başım hoş değil zaten. Kar olsun kış olsunnnnn.






2- hayalindeki tatil neresi, neden ? 


Hayalimdeki tatil daha önce hiç görmediğim yabancı bir ülkede o ülkenin gelenekleri, yemekleri, tarihi ve doğal  güzelliklerini görmek gezmek ve eğlenmek.
Ya da doğayla iç içe bir orman köyünde  köyünde kitaplarımla huzuru yakalamak.

3 - Tatil hakkındaki en büyük beklentin nedir ?

En büyük beklentim, huzurumu kaçıracak kişi ve şeylerin benden uzak olması. ne kadar az insan o kadar huzur.Adı üstünde tatil.
Tatile gittiğiniz insanların ufak şeylerden problem çıkarması kadar sinir bozucu bir durum yoktur herhalde.
 Yanınızda avazı çıktığı kadar ağlayan  ya da ortalarda başı boş koşuşturan çocuğuyla ilgilenmeyen aileleler yüzünden tatil mümkünse insansız ortamda olmalı. Hele de beş yıldızlı otellerde parasını verdim mantığındaki insanlardan Tanrı hepimizi korusun.

Park Guell
4- Sınırsız bir bütçe, sınırsız bir yol masraf hakkı olsaydı elinde ... Bunu nasıl kullanırdın ?
O zaman tutmayın siz Tigris'i şehir içi dolmuşa biner gibi bir uçaktan diğerine sabah kahvaltısı Paris akşam yemeği Barcelona. Oh gez gez gez . Dünyayı gezer gezer gezerdim.
haa ülkemde de görmediğim bir kaç yer var.Özellikle Gap yine yaram depreşti. Gidemedim ya ben GAP'a abuk sabuk bir nedenden dolayı. Bu sefer bir kere değil iki kere giderdim.


5- Unutamadığınız bir tatil anınız var mı ?


Sultan Murat Yaylası
Olmaz mı? her tatilimde yeni bir anı yaşarım. Ama bu ailece bir araya geldiğimizde anlatmadan edemediğimiz anıdır.
 Bilenler bilir ben anne tarafından karadenizliyim. aile büyükleri vefat edince yıllardır memlekete gidemez olduk. 2013 senesinde rahmetli babam annemi karadenize götürmek için abimle sözleşmişler. biz bir minibüs kiralayarak çıktık yola. Yol uzun Trabzon'a kadar dinlene dinlene gidiyoruz. İçimize sine sine , memleket özlemi gideriyoruz. Neyse sonunda Trabzon'a vardık. Trabzon'a gelip de yaylalara çıkmadan olmaz. Sultan Murat yaylası yazısını görünce başladıkdağa tırmanmaya. Tırmandıkça sis bastırıyor. Zirveye vardık. Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerdeyiz. Hava buz gibi. Ramazan ayındayız. İki dükkan var onlar da zaten kapalı. Bir kaç ev var, dersiniz ki vahşi batıya mı geldik. hava o kadar soğuk ki Kasap bile etlerini dışarıya asmış. Rahmetli babam şeker hastası olduğu için acıktı. Bizler de yayla havasını alınca bir şeyler yesek demeye başladık.
Bir fırın gördük. İçeri girdik. Girdik girmesine de fırıncı tipik karadenizli. Bize pek bir suratsız bakıyor. Dedik pide yiyeceğiz. Paket mi yapacağım diye sordu. Yok yok biz urada yiyeceğiz dedik. O ısrarla paket mi yapacağım diyor. Pideci bir şey demiyor ama yüzü de sirke satmaktan vazgeçmiyor.
Ben de tam ona yakın masada oturuyorum. Adam tam karadeniz şivesiyle  demez mi Ramazan günü biz gündüz pide yapmayız. Gündüz dediği saat iftar vaktine 1 saat var. bakın masalarda servis bile yok. Dedik bizler uzaktan geldik, babam şeker hastası. ne desek pideci anlamıyor. neyse pideleri başladık yemeye. Yoldan geçen bir kaç kişi belli ki o köyden dükkanın içinde pide yiyen bizlere garip garip bakıyorlar. Pide mi yedik dayak mı yedik anlamadık. Abim ortamı yumuşatmak için Pideciyle sohbete başlıyor. Adı Bahattinmiş, 20 ağustosta her sene yayla şenlikleri yapılırmış. Gönülsüz ve suratsız anlatıyor.
Bahattin aramızda en yavaş yemek yiyen annemin başına dikilip ( Bu arada gezi boyunca anneme oruç tutturmadık. ) "Ninecuğum biri yer biri pakar kıyamet ondan kopar ." sözüyle gezinin de anılarımızın da baş köşesine kurulup oturdu.
Bu söz annemin içine öyle bir oturdu ki tatil dönüşü üç ay oruç tuttu.
 Seni hiç mi hiç  unutmadık  Pideci Bahattin.
Gittiğimiz tatil dönüşlerinde babacığım geziyle ilgili yaşadıklarımızı kitapçık haline getirtirdi. Çok ilginçtir ki kimse Pideci Bahattin'de fotograf çekmemiş. Artık bizi nasıl gerdiyse fotograf çekmek aklımıza bile gelmemiş.


6- Yazın yapmaktan en keyif aldığınız aktivite nedir?


Benim yaz tatillerim uzun olduğu için, hep tatil yerlerinde değilim. Eğer evdeysem, köşeme çekilip saatlerce kitaplarda kaybolmak, ya da yeni bir yemek , soğuk içecek tarifi denemek.

Eğer tatile çıkmışsam da, denizin nimetlerinden yararlanmak. Gittiğim yerlere özgü yemekleri tadmak. Doğa, tarih ve kültürel gezilere katılmak.


Sorular bu kadardı. Keyifle cevaplayacağını umduğum arkadaşlarım pas sizde.

Derya
Yurdagül
Aylak editör










25 Mayıs 2019 Cumartesi

Ne Hale Geldik?

#Okuldışarıdagünü

Bu yazı toplum olarak ne hale geldiğimizin resmidir. 
Bugünlerde yoğun bir temponun içindeyim. 
Bir yandan okulun kapanış işlemleri bir yandan da bakanlıkça gönderilen projelerin hazırlanması uygulanması. 
Bunlardan birisi de okul dışarıda günü etkinliği. Mutlaka sizler de duymuşsunuzdur. 
Bu etkinliğin amacı , telefona bilgisayara mahkum olmuş çocukları bundan uzaklaştırmak geleneksel oyunlarla onları dışarı çekmek. Çok güzel güzel olmasına da
Bizlerde zaten bu uygulama var. Evde asıl sorun ve yaş büyüdükçe telefon bağımlılığı daha fazlalaşıyor. 
Bu başlı başına bir problem. Ama benim anlatmak istediğim başka bir konu var. Ki bu bence daha vahim. 
Projenin bir ayağında da velilerin okula gelip geleneksel oyunları herbirlikte oynayıp çocukların dikkatini ve ilgisini buna çekmek vardı. Biz de dün velilerimizi okula davet ettik. 
Oyun oynayacağımızı söyledik. Önce çekindiler sonra onları razı ettik. Oyunlarda eğlendiler mi yoksa biz söyledik diye mi oynadılar pek bilemiyorum. 
Ancak bir kaç velinin “oyun sonunda kazanana ne ödül vereceksiniz. Ödül yoksa oynamanın ne anlamı var ? “ sözleri kafamın içinde döndü durdu. 
Her işin sonu maddi bir şeye dönüşmüyorsa insanımız mutlu olamıyor. 
Ki bu oyun bile olsa. 
Ve bu insanların yetiştirdikleri çocuklar da aynı düşüncelerle büyüyor. 
Bilmem siz ne düşünürsünüz bu konuda ama bu sözler benim içimde bir yara . 
Düşünüyorum düşünüyorum işin içinden çıkamıyorum.
 Söyleyin a dostlarım  ne ara bu hale geldik?

16 Mayıs 2019 Perşembe

Sevgi Güncem


Ruha dokunan ne varsa , 
Sevgiden  alır gücünü. 
Bir ezgi olur 
Yer eder kalplerde,
ÖLÜMSÜZLEŞİR. 
             Tigris 
        16 Mayıs 2019

9 Mayıs 2019 Perşembe

İstiridye'den Eski Ramazanlar #MİM'i #

Merhaba yeni gün merhaba dostlar
 İnsanlığın yıl içinde kendine  göre kutsi değeri olan günler vardır . Müslüman aleminin de en değerli  günleri  Ramazan Ayı'dır
Sevgili İstiridye Avcısı Ramazanla ilgili güzel bir mim başlatmış ve beni de davet etmiş.
Başlattığı mimi okumak isterseniz .yazısı burada İstiridye Avcısı
Kendisine teşekkürlerimi sunuyorum ve hemen  sorulara geçiyorum.
Ramazan Pidesi

1- Ramazan'ı bir hediye paketine benzetirsek sizin için  nasıl bir hediye paketi olurdu ? içinde sizin için neler olurdu ?
     Ramazan,  çok ince düşünülüp nefsin sadece yeme içme değil her türlü kötülükten de uzak durmak gerektiğine inandığım bir aydır.
      Gerçek manasını kavrayabildiğimizde kendisi başlı başına bir hediyedir.
       Son yıllarda rahatsızlığım nedeniyle oruç tutamasam da Ramazan'ın ruhuna uygun olarak kendime dönerim ve nefsimin yaptığı yanlışları sorgularım ve bir daha yapmamak için gerekli dersleri çıkarırım.
       Ramazan benim gözümde göz kamaştırıcı ışıklı bir paket olarak gelirdi.
       Paketin içinden insanlığımızın gerekliliğini hatırlatan sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet,çıkar.

2- Ramazan'la ilgili hatırladığınız en net anınız hangisidir? Size kazandırdığı hislerle birlikte anlatır mısınız ?
          Ramazan'la ilgili hatırladığım en net anı rahmetli babam ve abilerimle oturduğumuz ailemizin bir arada olduğu o en güzel günlerle dolu iftar sofralarıdır. Annemin yaptığı nefis yemeklere karışan sıcak pidenin kokusunda son beş dakikanın sabırsızlıkla beklendiği o mutlu ve huzurlu günler.
          En çok da salatanın üstüne konan ve zeytinyağının pırıl ğprıl parlattığı zeytin tanesiyle açılan orucun damakta bıraktığı huzurlu tad.
            Şimdilerde ne o tadın  ne de babamın bir daha o sofrada olamayacağını bilmenin hüznü.
       
3- Çocukluğunuzdaki Ramazan ve şimdiki yaşadığınız Ramazan arasındaki en belirgin farklar sizce nelerdir ?

         Nerde o eski Ramazanlar büyüklerimiz söylerdi de of yaaa der kızardık. Şimdilerde ben dilime doladım nerde sahi diye?
       
          Birlik beraberlik paylaşma merhamet duygularıyla çevrili çocukluğumun ramazanlarından, buram buram riya, gösteriş, bencillik kokan ramazanlara o kadar çok şey değişti ki?
     
          Açın halinden anlamak için tutulan oruçları , kendi açlığı olarak algılayıp ziyafet sofralarına dönüşen iftar masalarında tıksırıncaya kadar yer içerken hepten unutulması Ramazanın ruhuna ters şeylerle karşılaşmak eskiyle yeni Ramazan arasındaki uçurumun gitgide büyümesine sebep olduğunu düşünüyorum.
           Hangi birisini anlatayım ?
         Mütevazi İftar sofralarına bir misafir gelsin diye dua eden büyüklerimizle dolu çocukluğumuzdaki Ramazanlardan, kimse kusura bakmasın  iftar sofrası diyemeyeceğim  davet sofralarındaki  yemekleri  tıka basa yiyip sonra da beğenmeyip de arkadan yapılan dedikodularla   dolu bugünün ramazanlarına.
           Oruç tutmayanların dışarıda kimsenin gözü önünde su dahi içmediği eski günlerden  Bugün de böyle olsun diye sosyal medya hesaplarından gözümüze sokulan ziyafet sofralarına. Çok şeyleri kaybettik .
          Gerçek ihtiyaç sahiplerinin hakkını yiyip hep bana hep banacıların Ramazan'ı ne kadar kavradığı konusunda şaşkınlığım her geçen gün daha da artıyor.
           Her şeyde olduğu gibi Ramazanın da ruhunu yok ettik.
         Kutsal bir ayı yeme içme ayına çevirdik. yardımlaşma, paylaşma duygularını sosyal medyadan iki satır acıma duygusu yazmak sandık.   Daha çok resim, hep ben hep ben dedik. Oruçlu olmayı ayrıcalık sanıp kalpleri kırdık döktük. hatta ve hatta oruç tutmayanlara hesap sorduk, dışladık.
          Adına Ramazan dedik ama içini boşalttık, talan ettik.

      Bir mimin de sonuna geldik. Biraz buruk cevaplı mim oldu.
      Geleneği bozmayalım görevi paslayalım bakalım kimlere ?

Bir Yıldızın Hikayesi
Yaşamdan Yazılar
Beyda'ının Kitaplığı





5 Mayıs 2019 Pazar

Hızır Gunu HIDIRELLEZ


Merhaba 
Mayıs ayının ilk günleri bana  Hıdırellez’in yaklaştığını hatırlatır. 
Yüzyıllardan beri süregelen gelenekler bölgesel olarak farklılık gösterse de genel tema aynıdır. 
 Dünyada darda kalanların yardımcısı Hızır ile Denizlerin hakimi olduğuna inanılan İlyas’ın  yeryüzünde buluştuğuna inanılan hıdırellez geleneğine kırmızı ve yeşil hakimdir. 
Son yıllarda UNESCO’nun insanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne giren  Hıdırellez  doğanın yeniden canlanması bolluğun bereketin simgesidir. 
Ateş,su,toprak,hava elementlerinin Hıdırellez ritüelleriyle harmanlanlandığı dikkat çekicidir.
Her yörenin  Hıdırellez  geleneklerinden duyduklarım  ve okuduklarımdan yola çıkarak o güne özel ritüelleri şöyle sıraladım. 
  • Hıdırellez 5 Mayıs akşam ezanı vakti başlar 6 mayıs ikindi vakti sona erer. 
  • Hıdırellez günü yağmur yağarsa Hızır’la İlyas’ın buluştuğuna ve dileklerin gerçek olacağına inanılır.
  • 5 mayıs günü ikindiden sonra gül dalına bağlamak için kırmızı renkte bir kesenin içine para konur ve kesenin ağzı dua edilerek kapanır. Sonrasında kese gül dalına bağlanır. 6 mayıs sabahı gün doğmadan kese alınır ve cüzdana konur bir yıl boyunca bu para kesinlikle harcanmaz. Gül ağacı yoksa bir saksı çiçeği de olur. Çiçek gece dışarıda bırakılır. Dilekler dilenirken şu dua okunur;
  •  -“Allahümme Rabbühü Ya Halkalhalas Muhammedin Resulullah Yetiş imdadıma Ya HIZIR YA İLYAS”
  • Toprağın üzerine ev , araba gibi dilekler çizilir. Bahçesi olmayanlar dileklerini bir kağıda da çizebilir. Çizdikleri kağıdı da para kesesinin yanına asabilirler. Sabah erken saatte bu kağıtlar alınır ve akarsu, deniz vb. Atılır. Ya da toprağa gömülür. Kağıtların suya atılmasındaki amaç  kağıt ne kadar çabuk yok olursa dilekler de o kadar hızlı gerçekleştiğine inanılır. 
  • Evlenmemiş ve kısmeti kapalı olduğuna inanılan genç kızların başında yeni alınmış bir kilit 7 defa kapatılıp açılır böylece o kızın kısmeti açılacağına inanılır. O kilit açık bir şekilde evin dışına çıkarılır.
  • 5 mayıs gecesi genç kızlara bulaşık yıkatılmaz .
  • 6 mayıs günü ev süpürülmez, çamaşır yıkanmaz, bayram olduğu düşünülür ve yeşil alanlara gidilir.
  • 5 mayıs gecesi iki kapta yoğurt mayalanır. Birine var yoğurdu diğerine yok yoğurdu denir. Ancak sütte maya kullanılmaz. Sabah ezanında bitkilerden toplanan çiy taneleri maya olarak kullanılır. Hangi yoğurt tutmuşsa o sene bolluk ya da kıtlık olacağına inanılır.
  • 5 mayıs akşamı yakılan ateşin üstünden üç kere atlanır. Böylece üstündeki kötülüklerin gideceğine inanılır.  Ateş yakma imkanı olmayanlar mumun üstünden atlayabilir.Yine üç kere salıncakta sallanılır. 
  • 5 mayıs akşamı bir parça gazete kağıdı alınır ve makasla küçük küçük kesilir bu sırada bir kişi “ Ne kesiyorsun ?” Diye sorar “ Para kesiyorum” diye cevap verilir. Bu üç defa tekrarlanır. Kesilen kağıtlar, bir torbaya konur ve gelecek yıla kadar saklanır. Böylece çok paralarının olacağına inanılır. 
  • 5 Mayıs gecesi cüzdan ağzı açık şekilde başucuna konur. 
  • 5 mayıs günü bulunabilirse yağmur suyu yoksa çeşmeden alınan bir kase su ele yüze ve vücuda sürülür.  Böylece hastalık ve musibetlerin gideceğine  inanılır
  • 6 mayıs sabahı çok erken kalkılır. Evdeki bütün pencereler, dolap kapakları, çekmeceler, erzak kutularının kapakları açılır. Hızır’ın bereketinin bu yolla eve dolacağına inanılır. Hıdırellez duası yapılır.  “Bismillahirahmanirahim
  • Bin bir adım bir adım /Allah bir adım adım / Kerim kerem Allah /Başımda bir duman var yardım eyle ya Allah / La ilaha illallah muhammeden resullullah yetiş imdadıma hızır ile Allah birsin sen kulla mişersin biz gibi kulların yardımcısı sensin hızır deryada erdim murada amin.”
  • "Ya Rabbi Sen dünyanın kainatın sahibisin.Her canlıyı yaratan Sensin. Benim ve her canlının Rabbi de Sensin.Benim hem dünyamı hemde ahiretim güzel eyle. Bana ve tüm kullarına hak ettiğimiz gibi değil lutfunla ve merhametinle muamele eyle. Hızır (as) ve Hıdır(as) bana yoldaş eyle. Bizleri hata ve yanlışlarımızdan döndürsünler. Maddi ve manevi sıkıntılarımızda her zaman yanımızda olsunlar. Dualarımızı Senin güzel isimlerin hürmetine, habibin hürmetine kabul buyur. Amin
  • 6 mayıs günü bolluk ve bereketin simgesi olan  haşlanmış yumurta yenir. 
  • 6 mayıs günü hiçbir yeşil dalından koparılmaz.  
  • Benden bu kadar. Sizin de kendi yörenizde uygulanan değişik gelenekler varsa yorum kısmına yazarsanız sevinirim . 
  • 5 mayıs pazar gecesi dilek dilemeyi  unutmayın. Hepinizin dilekleri  ve gönlünüzdeki güzellikler gerçek olsun 
  • Sevgiyle 

3 Mayıs 2019 Cuma

SİTEMİMDİR


Selam canlar
Selam verdim ama kırgınım size hem de çok .
Ayıp olmasın diye yorum yazanlar , bloğa şöyle bir uğrayıp da aman yorum yapmasam  da olur diyenler .
 Ya da işi iyice ileriye götürüp de takipten çıkanlar. A vallahi kırgınım ve de çok üzgünüm. Bir satırı mı benden çok gördünüz, ya dane kötülüğüm dokundu size?
Kalbimi yere atıp tuzla buz etmek mi gitti hoşunuza.
Şunun şurasında kendimce karaladım bir iki satır.
Takip etmedim belki bilmeden sizi . Ama canım siz de kendi bloğunuzu yazmadınız ki nerden bileyim kimdiniz?
Öyle üzüldüm kırıldım ki
Yine de ne diyeyim sağolsun canınız .
Ama suçum ne bileydim . Rahat kordum bu cefalı başı yastığa
Sahi ne yaptım size ?
Allasen söyleyin ?
Küsmem, darılmam
Ama incinirim
Nihayetinde benimki de  taştan değil
Öyle hırslar peşinde koşmadım
Kendimce yazdım kendimce paylaştım.
Sahi neydi sizin beğenmediğiniz
Sahi neydi istemediğiniz ?


30 Nisan 2019 Salı

OYUN BİTTİ

OYUN BİTTİ
Peşinden koştuğum yılların 
Nedir bana sitemi ,
Her gün doğumuna 
Ismarladım  ıssızlığımı 
İlzam etti  güneş
Ayın ise
Esamesi yok.
 Oynamıyorum
Al topunu ver bebeğimi

Tigris
30/04/2019
Oyun Bitti

Öne Çıkan Yayın

Yitik Zamanlar....

Yitik zamanları beş geçiyordu, saniyelerde atan kalbim.  Tigris