30 Haziran 2019 Pazar

Burçak Tarlası - Turkulerin Hikayesi


Genç kara yağız delikanlı ana kucağı Niksar’dan kalkıp
İstanbul’a asker ocağına gelmiştir. Vatan görevidir ölüme deseler gözünü kırpmadan gidecek yüreği vardır.
Gel zaman git zaman izine çıktığı bir gün İstanbul sokaklarının birinde bir güzele gönül verir.
İstanbul’un zengin ailelerinden olan kız da  bizim kara yağız delikanlıyla  ince tülünün altından bir an göz göze gelir. Kalbinde bir kıvılcım parlar.
Kız genç güzel zengin ve şehirli
Delikanlı Anadolu’da bir köyde elde avuçta yok.
Ama aşk bu engel tanır mı ?
Kıza gönül vermiş bir kere. Kızdan altta mı kalır.
Anlatır da anlatır.  zenginliklerinden, tarlalarından , bağlarından bahçelerinden.
Kızın gönlünü eder , askerlik de biter.
Kızın babası gönülsüz de olsa kızını verir içi yana yana.
İki sevdalı düşer yollara. Gemiyle Samsun’a oradan da doğru. Niksar’a
Gelirler gelmesine ama sabahına büyü bozulur. İki göz toprak evde anlar kız başına gelenleri.
Ama delikanlıyı da seviyor babasına da karşı gelmiştir.
Sineye çekip ,sıcak sudan soğuk suya değmemiş narin elleriyle bir yandan burçak yolmuş  bir yandan  da kaderinin ağıtını yakmış.

Burçak Tarlası

Yöre: Tokat / Niksar

Sabahtan kalktım da ezan sesi var,  
Ezan sesi değil yar yar, burçak yası var.  
Bakın şu deyyusa kaç tarlası var.  

Aman da kızlar ne zor imiş burçak yolması  
Burçak tarlasında yar yar gelin olması.  
Eğdirme fesini yar yar, kalkar giderim  
Evini başına yar yar yıkar da giderim. 

Elimi salladım değdi dikene  
İntizar eyledim yar yar, burçak ekene.  
İlahi kaynana, ömrün tükene. 

Aman da kızlar ne zor imiş burçak yolması  
Burçak tarlasında yar yar gelin olması.  
Eğdirme fesini yar yar, kalkar giderim  
Evini başına yar yar yıkar da giderim.  

Sabahtan kalktım da sütü pişirdim  
Sütün kaymağını yar yar, yere taşırdım  
Burçak tarlasında aklım şaşırdım  

Aman da kızlar ne zor imiş burçak yolması  
Burçak tarlasında yar yar gelin olması.  
Eğdirme fesini yar yar, kalkar giderim  
Evini başına yar yar yıkar da giderim


26 Haziran 2019 Çarşamba

Durum Bildirimi

Gökkuşağı

Selam Dostlar
Biliyorum yine açtım arayı.
Bir türlü fırsat olmadı ki iki satır yazayım.
Sıcaklar bir yandan devam eden eğitimler seminerler bir yandan.
Bunalttı iyice.
Akşam üstü bir yağmur yağdı öyle böyle değil
Arkasından çıkan gökkuşağı bütün çirkinlikleri  temizledi
Şimdilik bende durum bu.
Sizler neler yapıyorsunuz.
Ses verin

13 Haziran 2019 Perşembe

Sevgi Yüzü Güldürür

Selam Cafeciler
Biliyorum epeydir Ayşegül'den haber bekliyorsunuz.
Okulun son günleri iyice duygusal oldu.
Ayrılığın hüznü üzerine çöktü kaldı.
Gerçi o okulun ilk günü yeni okuluna gidecek ertesi gün hemen bana gelecek.
Ne güzel hayallerle gönlümü alıyor, beni teselli ediyor.
Yanımdan bir dakika ayrılmıyor.
Benim için de çok zor geçiyor günler, öyle alıştım ki ona
Tatil ikimiz için de ilaç olacaktır.
Yaşadığımız diyalogların en güzelini sizlerle paylaşmak istedim
Ki Ayşegül de ancak böyle bir final yapardı.

Şu pırıl pırıl elbiseyi giyip gelmiş. 
Öğretmenim bak ne göstereceğim? 
“ Sevgi yüzü güldürür.” 
Dedi ve pulları aşağı kaydırarak kalpteki sevgi yazısını gülen yüze çevirdi. 
Senin sevginle benim yüzüm de kalbim de hep gülüyor ve hep de gülecek. 
Bir sihir gibi dünyama girdin.  tıpkı o cılız parmaklarının pullara dokunuşu  gibi birden kalbimi güldürdün. 
Güle güle benim ,minik yüreğine en kocaman sevgiyi sığdıran ,güzelliğim. 
Yolun bahtın hep açık olsun. 
Bendeki yerin denizler kadar engin . 
Güle güle küçüğüm
Mutlu yüzüm
Gözbebeğim
Sevgiyle
13.06.2019 



Not: bu resimde okul bloğu hakkındaki düşüncelerimi soruyordu. 
Okul bloğu dediği onu sizinle tanıştırdığım, benim cafenin ta kendisi.
 Sizlerin Onu çok sevdiğinizi, benim de onunla ilgili yaşadıklarımı yazmaktan çok mutlu olduğumu söyledim.  Meşhurum ben demeyi ihmal etmedi, gülümsedi.
Giderayak röportaj da yaptı ya benimle. 
Of ya gözüme toz kaçtı


Ayeşgül'ün diğer maceraları için
     tık tık
    burada
    Tık tık
    burada
    tık tık
   burada
   tık tık
   burada
  tık tık
 


10 Haziran 2019 Pazartesi

Biri Kep mi dedi ?


Merhaba Blog Dostları.
Yine arayı açtım biliyorum.
Bayramdı seyrandı derken fırsat bulup da iki satır yazamadım ki
Bu aralar aklımdaki konu gündemimizde de yer alan mezuniyetler sene sonu gösterileri( gösterişleri)
Artık nasıl tiksindiysem, kepin cübbenin adını bile duymak istemiyorum.
Bir sene boyunca çocuğu ile ilgili uyarılarıma kulak vermemiş, çocuğuyla ilgilenmeyi milletin içinde şapur şupur öpmek olarak algılamış anne benden sene sonunda diploma töreni istiyor.
Hele bir sor niye istiyor?
Neden olacak onun başkalarından ne ayrıcalığı var sosyal medya hesaplarından bol bol resim paylaşacak. Çocuğu yere çöp atıyormuş, arkadaşlarına şiddet gösteriyormuş. Adam sen de.
kelimenin tam anlamıyla gösteriş.
Sen de bana  hele bir sor , neden tören yapmıyorum ?
Sor sor çekinme.
Böyle bir saçmalıkla neden vaktimi boşa harcayayım, çocukları perişan edeyim? Ve neden egolarınızın tatminine yarayacak anlamsız işlerle uğraşayım.
  Bu gösterişe ne kendimi ne de çocukları alet etmiyorum, etmeyeceğim de.
Nereden çıktı bu kep cübbe geleneği. Neredeyse her sınıfta kep töreni yapılır oldu. Üniversiteyi bitirene kadar olmamalı. Çocuklar da bu saçmalığa alet edilmemeli.
isterim ki bütün çocuklar en güzel okullardan mezun olsun, hepsi iyi yerlere gelsin. Ama egolarınızı şişirecek resimlerle bunu milletin gözüne gözüne sokmayın.
Öğretmenlerde de kabahat büyük. Yeni moda şu hatırası bu hatırası diye saçma sapan panolar önünde çocukların fotoğraflarını çekmekten geri durmuyorlar. Aman Tanrım, nasıl da boş işler. Ve onlar çalışkan öğretmen sen yapmayınca da bin türlü laf.
Dostlar alışverişte görsüncüler yüzünden geldiğimiz hale bak.
Sene sonunda verdiğimiz raporda yazanlar velinin dikkatini çekmiyor. Varsa yoksa karnenin süsü öğretmenin verdiği hediye.
Olur olmaz her yerde paylaşılan çocuk resimleri oldum olası karşıyım. İleride nasıl kötü sonuçlar doğuracağını bilmiyoruz, kestiremiyoruz. Kimsenin mahremiyeti diye bir şey kalmadı.
Lütfen ve lütfen böyle saçmalıklara alet olmayın, çocuklarınızla geçireceğiniz zamanlar özeliniz olsun ve resimleri de özelinizde kalsın.
sevgiyle.



29 Mayıs 2019 Çarşamba

YAZ MİMİ # MİM#


Blog dünyasının vazgeçilmezlerinden birisi olan yeni bir mim etkinliğiyle burdayım.
Bu sefer etkinliği Efsunvari başlatmış ve sevgili dostum Beyaz Yakalı da bana paslamış.
Yazın başlangıcına girdiğimiz şu günlerde içimizi kıpır kıpır yapacak sorular bakalım nelermiş?

1-Yaz mı, kış mı? 



Ben kış bebesiyim tabiki de kış.
Sıcakla da pek başım hoş değil zaten. Kar olsun kış olsunnnnn.






2- hayalindeki tatil neresi, neden ? 


Hayalimdeki tatil daha önce hiç görmediğim yabancı bir ülkede o ülkenin gelenekleri, yemekleri, tarihi ve doğal  güzelliklerini görmek gezmek ve eğlenmek.
Ya da doğayla iç içe bir orman köyünde  köyünde kitaplarımla huzuru yakalamak.

3 - Tatil hakkındaki en büyük beklentin nedir ?

En büyük beklentim, huzurumu kaçıracak kişi ve şeylerin benden uzak olması. ne kadar az insan o kadar huzur.Adı üstünde tatil.
Tatile gittiğiniz insanların ufak şeylerden problem çıkarması kadar sinir bozucu bir durum yoktur herhalde.
 Yanınızda avazı çıktığı kadar ağlayan  ya da ortalarda başı boş koşuşturan çocuğuyla ilgilenmeyen aileleler yüzünden tatil mümkünse insansız ortamda olmalı. Hele de beş yıldızlı otellerde parasını verdim mantığındaki insanlardan Tanrı hepimizi korusun.

Park Guell
4- Sınırsız bir bütçe, sınırsız bir yol masraf hakkı olsaydı elinde ... Bunu nasıl kullanırdın ?
O zaman tutmayın siz Tigris'i şehir içi dolmuşa biner gibi bir uçaktan diğerine sabah kahvaltısı Paris akşam yemeği Barcelona. Oh gez gez gez . Dünyayı gezer gezer gezerdim.
haa ülkemde de görmediğim bir kaç yer var.Özellikle Gap yine yaram depreşti. Gidemedim ya ben GAP'a abuk sabuk bir nedenden dolayı. Bu sefer bir kere değil iki kere giderdim.


5- Unutamadığınız bir tatil anınız var mı ?


Sultan Murat Yaylası
Olmaz mı? her tatilimde yeni bir anı yaşarım. Ama bu ailece bir araya geldiğimizde anlatmadan edemediğimiz anıdır.
 Bilenler bilir ben anne tarafından karadenizliyim. aile büyükleri vefat edince yıllardır memlekete gidemez olduk. 2013 senesinde rahmetli babam annemi karadenize götürmek için abimle sözleşmişler. biz bir minibüs kiralayarak çıktık yola. Yol uzun Trabzon'a kadar dinlene dinlene gidiyoruz. İçimize sine sine , memleket özlemi gideriyoruz. Neyse sonunda Trabzon'a vardık. Trabzon'a gelip de yaylalara çıkmadan olmaz. Sultan Murat yaylası yazısını görünce başladıkdağa tırmanmaya. Tırmandıkça sis bastırıyor. Zirveye vardık. Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerdeyiz. Hava buz gibi. Ramazan ayındayız. İki dükkan var onlar da zaten kapalı. Bir kaç ev var, dersiniz ki vahşi batıya mı geldik. hava o kadar soğuk ki Kasap bile etlerini dışarıya asmış. Rahmetli babam şeker hastası olduğu için acıktı. Bizler de yayla havasını alınca bir şeyler yesek demeye başladık.
Bir fırın gördük. İçeri girdik. Girdik girmesine de fırıncı tipik karadenizli. Bize pek bir suratsız bakıyor. Dedik pide yiyeceğiz. Paket mi yapacağım diye sordu. Yok yok biz urada yiyeceğiz dedik. O ısrarla paket mi yapacağım diyor. Pideci bir şey demiyor ama yüzü de sirke satmaktan vazgeçmiyor.
Ben de tam ona yakın masada oturuyorum. Adam tam karadeniz şivesiyle  demez mi Ramazan günü biz gündüz pide yapmayız. Gündüz dediği saat iftar vaktine 1 saat var. bakın masalarda servis bile yok. Dedik bizler uzaktan geldik, babam şeker hastası. ne desek pideci anlamıyor. neyse pideleri başladık yemeye. Yoldan geçen bir kaç kişi belli ki o köyden dükkanın içinde pide yiyen bizlere garip garip bakıyorlar. Pide mi yedik dayak mı yedik anlamadık. Abim ortamı yumuşatmak için Pideciyle sohbete başlıyor. Adı Bahattinmiş, 20 ağustosta her sene yayla şenlikleri yapılırmış. Gönülsüz ve suratsız anlatıyor.
Bahattin aramızda en yavaş yemek yiyen annemin başına dikilip ( Bu arada gezi boyunca anneme oruç tutturmadık. ) "Ninecuğum biri yer biri pakar kıyamet ondan kopar ." sözüyle gezinin de anılarımızın da baş köşesine kurulup oturdu.
Bu söz annemin içine öyle bir oturdu ki tatil dönüşü üç ay oruç tuttu.
 Seni hiç mi hiç  unutmadık  Pideci Bahattin.
Gittiğimiz tatil dönüşlerinde babacığım geziyle ilgili yaşadıklarımızı kitapçık haline getirtirdi. Çok ilginçtir ki kimse Pideci Bahattin'de fotograf çekmemiş. Artık bizi nasıl gerdiyse fotograf çekmek aklımıza bile gelmemiş.


6- Yazın yapmaktan en keyif aldığınız aktivite nedir?


Benim yaz tatillerim uzun olduğu için, hep tatil yerlerinde değilim. Eğer evdeysem, köşeme çekilip saatlerce kitaplarda kaybolmak, ya da yeni bir yemek , soğuk içecek tarifi denemek.

Eğer tatile çıkmışsam da, denizin nimetlerinden yararlanmak. Gittiğim yerlere özgü yemekleri tadmak. Doğa, tarih ve kültürel gezilere katılmak.


Sorular bu kadardı. Keyifle cevaplayacağını umduğum arkadaşlarım pas sizde.

Derya
Yurdagül
Aylak editör










25 Mayıs 2019 Cumartesi

Ne Hale Geldik?

#Okuldışarıdagünü

Bu yazı toplum olarak ne hale geldiğimizin resmidir. 
Bugünlerde yoğun bir temponun içindeyim. 
Bir yandan okulun kapanış işlemleri bir yandan da bakanlıkça gönderilen projelerin hazırlanması uygulanması. 
Bunlardan birisi de okul dışarıda günü etkinliği. Mutlaka sizler de duymuşsunuzdur. 
Bu etkinliğin amacı , telefona bilgisayara mahkum olmuş çocukları bundan uzaklaştırmak geleneksel oyunlarla onları dışarı çekmek. Çok güzel güzel olmasına da
Bizlerde zaten bu uygulama var. Evde asıl sorun ve yaş büyüdükçe telefon bağımlılığı daha fazlalaşıyor. 
Bu başlı başına bir problem. Ama benim anlatmak istediğim başka bir konu var. Ki bu bence daha vahim. 
Projenin bir ayağında da velilerin okula gelip geleneksel oyunları herbirlikte oynayıp çocukların dikkatini ve ilgisini buna çekmek vardı. Biz de dün velilerimizi okula davet ettik. 
Oyun oynayacağımızı söyledik. Önce çekindiler sonra onları razı ettik. Oyunlarda eğlendiler mi yoksa biz söyledik diye mi oynadılar pek bilemiyorum. 
Ancak bir kaç velinin “oyun sonunda kazanana ne ödül vereceksiniz. Ödül yoksa oynamanın ne anlamı var ? “ sözleri kafamın içinde döndü durdu. 
Her işin sonu maddi bir şeye dönüşmüyorsa insanımız mutlu olamıyor. 
Ki bu oyun bile olsa. 
Ve bu insanların yetiştirdikleri çocuklar da aynı düşüncelerle büyüyor. 
Bilmem siz ne düşünürsünüz bu konuda ama bu sözler benim içimde bir yara . 
Düşünüyorum düşünüyorum işin içinden çıkamıyorum.
 Söyleyin a dostlarım  ne ara bu hale geldik?

16 Mayıs 2019 Perşembe

Sevgi Güncem


Ruha dokunan ne varsa , 
Sevgiden  alır gücünü. 
Bir ezgi olur 
Yer eder kalplerde,
ÖLÜMSÜZLEŞİR. 
             Tigris 
        16 Mayıs 2019

9 Mayıs 2019 Perşembe

İstiridye'den Eski Ramazanlar #MİM'i #

Merhaba yeni gün merhaba dostlar
 İnsanlığın yıl içinde kendine  göre kutsi değeri olan günler vardır . Müslüman aleminin de en değerli  günleri  Ramazan Ayı'dır
Sevgili İstiridye Avcısı Ramazanla ilgili güzel bir mim başlatmış ve beni de davet etmiş.
Başlattığı mimi okumak isterseniz .yazısı burada İstiridye Avcısı
Kendisine teşekkürlerimi sunuyorum ve hemen  sorulara geçiyorum.
Ramazan Pidesi

1- Ramazan'ı bir hediye paketine benzetirsek sizin için  nasıl bir hediye paketi olurdu ? içinde sizin için neler olurdu ?
     Ramazan,  çok ince düşünülüp nefsin sadece yeme içme değil her türlü kötülükten de uzak durmak gerektiğine inandığım bir aydır.
      Gerçek manasını kavrayabildiğimizde kendisi başlı başına bir hediyedir.
       Son yıllarda rahatsızlığım nedeniyle oruç tutamasam da Ramazan'ın ruhuna uygun olarak kendime dönerim ve nefsimin yaptığı yanlışları sorgularım ve bir daha yapmamak için gerekli dersleri çıkarırım.
       Ramazan benim gözümde göz kamaştırıcı ışıklı bir paket olarak gelirdi.
       Paketin içinden insanlığımızın gerekliliğini hatırlatan sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet,çıkar.

2- Ramazan'la ilgili hatırladığınız en net anınız hangisidir? Size kazandırdığı hislerle birlikte anlatır mısınız ?
          Ramazan'la ilgili hatırladığım en net anı rahmetli babam ve abilerimle oturduğumuz ailemizin bir arada olduğu o en güzel günlerle dolu iftar sofralarıdır. Annemin yaptığı nefis yemeklere karışan sıcak pidenin kokusunda son beş dakikanın sabırsızlıkla beklendiği o mutlu ve huzurlu günler.
          En çok da salatanın üstüne konan ve zeytinyağının pırıl ğprıl parlattığı zeytin tanesiyle açılan orucun damakta bıraktığı huzurlu tad.
            Şimdilerde ne o tadın  ne de babamın bir daha o sofrada olamayacağını bilmenin hüznü.
       
3- Çocukluğunuzdaki Ramazan ve şimdiki yaşadığınız Ramazan arasındaki en belirgin farklar sizce nelerdir ?

         Nerde o eski Ramazanlar büyüklerimiz söylerdi de of yaaa der kızardık. Şimdilerde ben dilime doladım nerde sahi diye?
       
          Birlik beraberlik paylaşma merhamet duygularıyla çevrili çocukluğumun ramazanlarından, buram buram riya, gösteriş, bencillik kokan ramazanlara o kadar çok şey değişti ki?
     
          Açın halinden anlamak için tutulan oruçları , kendi açlığı olarak algılayıp ziyafet sofralarına dönüşen iftar masalarında tıksırıncaya kadar yer içerken hepten unutulması Ramazanın ruhuna ters şeylerle karşılaşmak eskiyle yeni Ramazan arasındaki uçurumun gitgide büyümesine sebep olduğunu düşünüyorum.
           Hangi birisini anlatayım ?
         Mütevazi İftar sofralarına bir misafir gelsin diye dua eden büyüklerimizle dolu çocukluğumuzdaki Ramazanlardan, kimse kusura bakmasın  iftar sofrası diyemeyeceğim  davet sofralarındaki  yemekleri  tıka basa yiyip sonra da beğenmeyip de arkadan yapılan dedikodularla   dolu bugünün ramazanlarına.
           Oruç tutmayanların dışarıda kimsenin gözü önünde su dahi içmediği eski günlerden  Bugün de böyle olsun diye sosyal medya hesaplarından gözümüze sokulan ziyafet sofralarına. Çok şeyleri kaybettik .
          Gerçek ihtiyaç sahiplerinin hakkını yiyip hep bana hep banacıların Ramazan'ı ne kadar kavradığı konusunda şaşkınlığım her geçen gün daha da artıyor.
           Her şeyde olduğu gibi Ramazanın da ruhunu yok ettik.
         Kutsal bir ayı yeme içme ayına çevirdik. yardımlaşma, paylaşma duygularını sosyal medyadan iki satır acıma duygusu yazmak sandık.   Daha çok resim, hep ben hep ben dedik. Oruçlu olmayı ayrıcalık sanıp kalpleri kırdık döktük. hatta ve hatta oruç tutmayanlara hesap sorduk, dışladık.
          Adına Ramazan dedik ama içini boşalttık, talan ettik.

      Bir mimin de sonuna geldik. Biraz buruk cevaplı mim oldu.
      Geleneği bozmayalım görevi paslayalım bakalım kimlere ?

Bir Yıldızın Hikayesi
Yaşamdan Yazılar
Beyda'ının Kitaplığı





5 Mayıs 2019 Pazar

Hızır Gunu HIDIRELLEZ


Merhaba 
Mayıs ayının ilk günleri bana  Hıdırellez’in yaklaştığını hatırlatır. 
Yüzyıllardan beri süregelen gelenekler bölgesel olarak farklılık gösterse de genel tema aynıdır. 
 Dünyada darda kalanların yardımcısı Hızır ile Denizlerin hakimi olduğuna inanılan İlyas’ın  yeryüzünde buluştuğuna inanılan hıdırellez geleneğine kırmızı ve yeşil hakimdir. 
Son yıllarda UNESCO’nun insanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne giren  Hıdırellez  doğanın yeniden canlanması bolluğun bereketin simgesidir. 
Ateş,su,toprak,hava elementlerinin Hıdırellez ritüelleriyle harmanlanlandığı dikkat çekicidir.
Her yörenin  Hıdırellez  geleneklerinden duyduklarım  ve okuduklarımdan yola çıkarak o güne özel ritüelleri şöyle sıraladım. 
  • Hıdırellez 5 Mayıs akşam ezanı vakti başlar 6 mayıs ikindi vakti sona erer. 
  • Hıdırellez günü yağmur yağarsa Hızır’la İlyas’ın buluştuğuna ve dileklerin gerçek olacağına inanılır.
  • 5 mayıs günü ikindiden sonra gül dalına bağlamak için kırmızı renkte bir kesenin içine para konur ve kesenin ağzı dua edilerek kapanır. Sonrasında kese gül dalına bağlanır. 6 mayıs sabahı gün doğmadan kese alınır ve cüzdana konur bir yıl boyunca bu para kesinlikle harcanmaz. Gül ağacı yoksa bir saksı çiçeği de olur. Çiçek gece dışarıda bırakılır. Dilekler dilenirken şu dua okunur;
  •  -“Allahümme Rabbühü Ya Halkalhalas Muhammedin Resulullah Yetiş imdadıma Ya HIZIR YA İLYAS”
  • Toprağın üzerine ev , araba gibi dilekler çizilir. Bahçesi olmayanlar dileklerini bir kağıda da çizebilir. Çizdikleri kağıdı da para kesesinin yanına asabilirler. Sabah erken saatte bu kağıtlar alınır ve akarsu, deniz vb. Atılır. Ya da toprağa gömülür. Kağıtların suya atılmasındaki amaç  kağıt ne kadar çabuk yok olursa dilekler de o kadar hızlı gerçekleştiğine inanılır. 
  • Evlenmemiş ve kısmeti kapalı olduğuna inanılan genç kızların başında yeni alınmış bir kilit 7 defa kapatılıp açılır böylece o kızın kısmeti açılacağına inanılır. O kilit açık bir şekilde evin dışına çıkarılır.
  • 5 mayıs gecesi genç kızlara bulaşık yıkatılmaz .
  • 6 mayıs günü ev süpürülmez, çamaşır yıkanmaz, bayram olduğu düşünülür ve yeşil alanlara gidilir.
  • 5 mayıs gecesi iki kapta yoğurt mayalanır. Birine var yoğurdu diğerine yok yoğurdu denir. Ancak sütte maya kullanılmaz. Sabah ezanında bitkilerden toplanan çiy taneleri maya olarak kullanılır. Hangi yoğurt tutmuşsa o sene bolluk ya da kıtlık olacağına inanılır.
  • 5 mayıs akşamı yakılan ateşin üstünden üç kere atlanır. Böylece üstündeki kötülüklerin gideceğine inanılır.  Ateş yakma imkanı olmayanlar mumun üstünden atlayabilir.Yine üç kere salıncakta sallanılır. 
  • 5 mayıs akşamı bir parça gazete kağıdı alınır ve makasla küçük küçük kesilir bu sırada bir kişi “ Ne kesiyorsun ?” Diye sorar “ Para kesiyorum” diye cevap verilir. Bu üç defa tekrarlanır. Kesilen kağıtlar, bir torbaya konur ve gelecek yıla kadar saklanır. Böylece çok paralarının olacağına inanılır. 
  • 5 Mayıs gecesi cüzdan ağzı açık şekilde başucuna konur. 
  • 5 mayıs günü bulunabilirse yağmur suyu yoksa çeşmeden alınan bir kase su ele yüze ve vücuda sürülür.  Böylece hastalık ve musibetlerin gideceğine  inanılır
  • 6 mayıs sabahı çok erken kalkılır. Evdeki bütün pencereler, dolap kapakları, çekmeceler, erzak kutularının kapakları açılır. Hızır’ın bereketinin bu yolla eve dolacağına inanılır. Hıdırellez duası yapılır.  “Bismillahirahmanirahim
  • Bin bir adım bir adım /Allah bir adım adım / Kerim kerem Allah /Başımda bir duman var yardım eyle ya Allah / La ilaha illallah muhammeden resullullah yetiş imdadıma hızır ile Allah birsin sen kulla mişersin biz gibi kulların yardımcısı sensin hızır deryada erdim murada amin.”
  • "Ya Rabbi Sen dünyanın kainatın sahibisin.Her canlıyı yaratan Sensin. Benim ve her canlının Rabbi de Sensin.Benim hem dünyamı hemde ahiretim güzel eyle. Bana ve tüm kullarına hak ettiğimiz gibi değil lutfunla ve merhametinle muamele eyle. Hızır (as) ve Hıdır(as) bana yoldaş eyle. Bizleri hata ve yanlışlarımızdan döndürsünler. Maddi ve manevi sıkıntılarımızda her zaman yanımızda olsunlar. Dualarımızı Senin güzel isimlerin hürmetine, habibin hürmetine kabul buyur. Amin
  • 6 mayıs günü bolluk ve bereketin simgesi olan  haşlanmış yumurta yenir. 
  • 6 mayıs günü hiçbir yeşil dalından koparılmaz.  
  • Benden bu kadar. Sizin de kendi yörenizde uygulanan değişik gelenekler varsa yorum kısmına yazarsanız sevinirim . 
  • 5 mayıs pazar gecesi dilek dilemeyi  unutmayın. Hepinizin dilekleri  ve gönlünüzdeki güzellikler gerçek olsun 
  • Sevgiyle 

3 Mayıs 2019 Cuma

SİTEMİMDİR


Selam canlar
Selam verdim ama kırgınım size hem de çok .
Ayıp olmasın diye yorum yazanlar , bloğa şöyle bir uğrayıp da aman yorum yapmasam  da olur diyenler .
 Ya da işi iyice ileriye götürüp de takipten çıkanlar. A vallahi kırgınım ve de çok üzgünüm. Bir satırı mı benden çok gördünüz, ya dane kötülüğüm dokundu size?
Kalbimi yere atıp tuzla buz etmek mi gitti hoşunuza.
Şunun şurasında kendimce karaladım bir iki satır.
Takip etmedim belki bilmeden sizi . Ama canım siz de kendi bloğunuzu yazmadınız ki nerden bileyim kimdiniz?
Öyle üzüldüm kırıldım ki
Yine de ne diyeyim sağolsun canınız .
Ama suçum ne bileydim . Rahat kordum bu cefalı başı yastığa
Sahi ne yaptım size ?
Allasen söyleyin ?
Küsmem, darılmam
Ama incinirim
Nihayetinde benimki de  taştan değil
Öyle hırslar peşinde koşmadım
Kendimce yazdım kendimce paylaştım.
Sahi neydi sizin beğenmediğiniz
Sahi neydi istemediğiniz ?


30 Nisan 2019 Salı

OYUN BİTTİ

OYUN BİTTİ
Peşinden koştuğum yılların 
Nedir bana sitemi ,
Her gün doğumuna 
Ismarladım  ıssızlığımı 
İlzam etti  güneş
Ayın ise
Esamesi yok.
 Oynamıyorum
Al topunu ver bebeğimi

Tigris
30/04/2019
Oyun Bitti

23 Nisan 2019 Salı

COCUK BAYRAMI

Ayşegül Çocuk Bayramı’nda

Yüreğinin sevgisi bütün dünyayı sarsın ÇOCUK !...
Bayramımız kutlu oldun
Sevgiyle
23 Nisan 2019

18 Nisan 2019 Perşembe

Dela Gibiyim


Son günlerde Dela gibiyim.
Bir kibritlik işim var.
Bitmemiş , yetişmeyen işlere , toz tutmuş , küflenmiş paslanmış ne varsa
Hastalıklı ruhlara, iki yüzlü insan görünümlü yaratıklara
Hayatımda  ne kadar fazlalık varsa hepsine  hadi durma çak bir kibrit diye
Kulağıma kulağıma fısıldıyor şeytan.
Dela gibiyim son günlerde dostlar.
Dela kimdir bilmezsiniz. Anlatayım öyleyse
Rahmetli Babam askerliğini yedek subay  öğretmen olarak Bodrum’un çiftlik köyünde yapmış. Kısa zamanda köy halkıyla kaynaşmış onlardan biri olmuş. Köyün Dela (Deliağa) lakaplı kalbur üstü şahsı ile zaman zaman sohbet eder olmuş. Dela gün görmüş halden anlayan , düşenin elinden tutan altmışında bir adammış. Bağı bahçesi tarlası olan köyün en zengini
 Dela gençliğinde Sarı Kız ile tam da ekin biçme zamanı evlenmiş. Meşhur türküde derler ya Bodrumlular erken biçer ekini  işte tam da  o sıralar. Dela üç günlük evli Sarı kızla sabahın seherinde  gelmiş tarlaya . Elde orak akşama kadar biçmiş biçmiş. Yorgunluktan ölmüş ama tarlanın biteceği yok. Atmış kafası bir kibrit çakmış .
Birden alev almış ekin kısa sürede yanmış kül olmuş tarla sen sağ ben selamet
O günden sonra da gerçek adı unutulmuş namı Dela (Deliağa) olarak almış yürümüş.
Son günlerde Dela gibiyim  anlayacağınız.
Hadi ne duruyorsun  çaksana kibriti diyor,
Kulağıma kulağıma ....
Töbe töbeee

Hay aksi şeytan....

Tigris
18 Nisan 2019

15 Nisan 2019 Pazartesi

İstiridye'den Bahar MİM'i

bahar

Merhaba dostlar
uzun bir ayrılık döneminden sonra hepinize tekrar merhaba
Tigris bu ayrılık süresinde çok ağır hastalandı. ömründe olmadığı kadar.
Şükür bugün iyiyim ve yine buradayım.
Tam yazı yazayım derken sevgili dostum Derya beni mimlemiş.
Hemen geciktirmeden görevimi yerine getireyim istedim.
 İstiridye avcısının başlattığı  mim için Tık tık
sevgili Derya'nın mim yazısını Buradan okuyabilirsiniz.

Gelelim sorulara. Mevsim bahar olunca mim soruları da baharla ilgili ne güzel.



1- Bahar bir insan olsaydı onunla aranız nasıl olurdu ?

Baharın havasına pek güven olmaz anlık değişir. bazı insanların da ruh halleri anlık değişir. havasına göre baharla pek anlaşamazdık sanırım. Ama bunun yanında en güzel çiçekleri ve renk kombinasyonlarını kullandığı ve ne giyse kendine yakıştırdığı için , için için kıskanırdım onu ne yalan söyleyeyim. Ha bir de içime ferahlık veren kokusuna kapılıp giderdim  içime huzur dolardı.

2 - Şu ana kadar yaşadığınız hayatın bahar kısmı hangi döneminiz? O dönemde neler yaşadınız ?

Benim baharım 1996- 2000 yılları arasında geçen o  unutulmaz dört  yıldır. Dostlukların, sevginin , başarının dolu dolu yaşandığı o dört yıl.
mesleğe başladığım ve iyi başarı elde ettiğim,Sanat müziğiyle tanıştığım ve bu sayede çok değerli insanlarla karşılaşma fırsatı bulduğum o güzel yıllar.
Offf daha ne güzellikler bazıları bende saklı kalsın.

3- Bahar Bir arkadaşınız olsaydı onun okumaya ihtiyacı olan kitabın ne olduğunu düşünürdünüz ?

Ona Orhan Veli'nin şiirlerini okumasını tavsiye ederdim. O zaman görmeyin baharı daha bir güzel  açardı, daha bir aşk kokardı?
”imkansız şey şiir yazmak
aşıksan eğer
ve yazmamak
aylardan nisansa…”
            Orhan Veli

4- Size baharı anımsatan insanlar var mı çevrenizde , varsa kimler ?

Olmaz mı benim her sabah gönlümde baharlar açtıran miniklerim var bir gülüşleriyle bütün dünyamı yemyeşil mis gibi bahara çeviriyorlar.

5- Bahar temalı bir yağlı boya tablo yapmak isteseniz resmin içinde olmazsa olmazınız ne olurdu ?

Böyle bir resim yapsam yemyeşil kırlarda koşan, hasır şapkalı çilli yüzlü bir çocuk olmazsa olmazım olurdu.

6-  Bahar yorgunluğu ile mücadele eder misin ? Yoksa kendini baharın kollarına yorgunca bırakmayı mı tercih edersin ? 

bazen hayatın akışına öyle bir kaptırıyorum ki kendimi baharın yorgunluğunu anlamaya vaktim olmuyor. hele de her sene bu mevsimlerde 23 Nisan bayramı anneler günü telaşı derken baharın geçtiğinin bile farkında olamıyorum. Yorgunluk bende sadece gece başımı yastığıma koyarken hissettiğim duygu olarak kalıyor. 

7- Baharda gitmek istediğiniz coğrafya 

Ülkemde Bolu Abant yedigöller civarı baharı yaşamak için tercih edeceğim yerlerden olur. 
Dünyada ise Avrupa kentlerinde bir yolculuk fena olmaz hani.







Soruların sonuna gelmişiz bile ne keyifliydi bana dinçlik verdi bu mim. 
Mimleyeceğim isimlerin başında bana geçenden sözü olan 



mimledim siziiiiiiiii 
sevgiyle 







3 Nisan 2019 Çarşamba

BENİ SEVİYOR MUSUN ?

Beni Seviyor musun ?

Beni seviyor musun?
Zaman zaman çevremizdeki insanlara sorduğumuz soru.
Genellikle evet seviyorum hem de çok , dünyalar kadar , ya da küçük bir çocuğun kollarını olabildiğince iki yana açarak işte bu kadarrr demesi gibi cevaplar alırız.
Ben de nereden aklıma geldiyse öylesine sordum Ayşegül'e
Ayşegül beni seviyor musun ?
evet seviyorum.
Peki ne kadar?
"Ölçemeyeceğim kadar ."
Bu zamana kadar duyduğum en içten  ve en gerçek cevaptı.
Günlerce düşündüm, düşündüm. Ferhat'ın dağları delmesi, Mecnun'un çöllerde gezmesi hepsi hikaye kalıyordu bu cevap karşısında.
Tam bu cevabı düşündüğüm günlerde Ayşegül'ün annesiyle konuşurken söylediği sözlerle bakalım ben kaç günde kendime gelirim
Ayşegül sürekli yanıma gelip kucağıma oturuyor boynuma sarılıyor. Eve gidince de saçlarını kokluyormuş öğretmenimin kokusu üstüme sindi diye.
Bu kadar katıksız saf  bir sevgiyi söyleyin kimden gördünüz?

Not: Bugün aldığım duyumlara göre Ayşegül yarın  ameliyat olacakmış. Bütün dualarınız onunla olsun
Sevgiyle

 3 nisan 2019
     Tigris 

26 Mart 2019 Salı

Neden neden neden ?


Son zamanlarda çok düşünür oldum.
Neden bu kadar eskiye özlem duyup göz yaşı döktüğümü.
Sanki bana inat yaparmışcasına sosyal medya hesaplarından çocukluğumuz şöyle güzeldi , böyle güzeldi, şu objeyi, şu anı hatırladınız mı dercesine gözüme gözüme sokuyorlar çocukluğumu.
 Bu paylaşımlardan anladığım çoğu insanın benimle aynı duyguyu paylaşıyor.
Ne vardı ki eskide bu kadar özlem duyuyoruz. 
Bundan bir 20-30 sene sonra şimdiki çocuklar da acaba bu günleri özlemle anacak mı? 
Eğer anacaklarsa o zaman neden biz bu zamanı beğenmiyoruz ve  geçmişi özlüyoruz.
Çocukluğumuzdaki sır nedir.
Hatta bu sabah  bir arkadaş İnstagramda paylaştığım çiçek resmiyle çocukluk anılarına geri döndüğünü söyledi.
Çiçekler aynı çiçek de değişen zaman mıydı?
Son zamanlardaki bu nostaljik tavırların sebebini bilen var mı ?
Onca zor şartlara olan özlemin sebebi ne ?
Teknolojinin bize sunduğu nimetlerle rahat yaşamak varken, sobalı evlerde tüten çaydanlığa döktüğümüz gözyaşı neden
Ya da bizden önceki nesillerin bizim özlemle andığımız çocukluğu beğenmeyip kendi dönemlerine duydukları özlem neden ?
Şimdiki andaki mutsuzlukların nedeni ne?
Yaşadığımız dönemse suçlu, peki  neden o zaman bizim çocukluğumuzdaki dönemi de büyüklerimiz beğenmiyordu, onların dönemini de bir önceki nesil ve öncesi, öncesi.
Sanki ayna içinde aynalara bakar gibiyim ama başımı döndürüyor bu sorular.
Herkes bulunduğu dönemin şikayetçisi.
Kafamda yine deli sorular
Neden ,neden, neden ....


18 Mart 2019 Pazartesi

Ah Be Çocuk !..


Ah be çocuk ah bee
Gözlerinle konuştun yine
Döktüğün her bir damla yaşla yüreğimin en derin yaralarını kanırttın
Ah be çocuk
Öyle büyüdün ki kalbimde
Bu günün  ruhunu ancak sen anlayabilirdin
Ben ki her 18 martta kendimi sorgulardım
Acaba onlara karşı sorumluluğumu yerine getirebiliyor muyum diye.
Ah be kuzum şimdi sen de en ağırını  yüklendin
 Onbaşı Seyit misali sıska bedenine inat dünyalar sığdırdığın o yüce kalbine
Ah be çocuk bir kere daha vurdun beni Çanakkale’de
Bir sen anlardın zaten ordaki neferin şehadet yeminini.
Üzüm hoşafıyla kuru ekmeği sen yedin
Yokluğun yoksulluğun umarsızlığıydı döktüğün inci taneleri.
Yüreğinden öperim seni çocuk
Ah be AYŞEGÜL’üm
Onlar ki dönmeyi düşünmediler
Sen de gözlerinle haykırdın
Çanakkale Geçilmedi
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Anılarına saygıyla
18/03/2019
Tigris



14 Mart 2019 Perşembe

Sevgi ve Hayat Birleşince Kural Dinlemez

   
 "Sevgi ve hayat birleşince kural dinlemez."
Bugünün sözünü Ayşegül sizlere hediye ediyor.
Gönül kahvesi benden söz Ayşegül'den olsun
 Nerden çıktı bu söz derseniz , bizimki bazen kuralları delmeye niyetleniyor, beni de buna alet etmek istiyor. Ama ,Ayşegül demeye kalmadan bana bu lafı yapıştırdı iyi mi ?
Ben çok seviyormuşum, Onlara kıyamazmışım, kuralları da bozabilirmişim. Of of . Bunca yıllık meslek hayatımda ters köşeye de yatıyorum.
Günlerdir yoğunluktan yazmaya fırsatım olamadı yine birikti yaşadıklarımız.
En son deprem tatbikatı adı altında okulda yapılan etkinlikten sonra feryat figan eden Ayşegül, Müdür Beyle görüşme talebinde bulundu.
Neden görüşmek istediğini sorduğumda böyle saçma bir şey görmedim dedi. Sadece bizi aşağıya indirdiler ve tekrar çıktık. tatbikat böyle olmaz demez mi. Kız tatbikat ne deyince  üstüne basa basa "Önlem, Önlem " demez mi? ne diyeyim çok haklı. Müdür Beyle görüşme kısmına gelince Müdür beyin yoğun işleri nedeniyle maalesef bir türlü gerçekleştiremedik. Ama  bizimki unutmaz düşer yine aklına.
     Bu aralar hepsinde bir yardım etme aşkı sormayın gitsin.bana ne yapacaklarını şaşırıyorlar.
 İyi bari bana mutfaktan bir bardak su getirin dedim. Tabiki bizimki yine başrolde. Elinde bardak sınıfın kapısını açmaya çalışıyor, kapı biraz zor açıldığı için yerimden kalkmaya yeltendim, Sen dur öğretmenim "Hayatta çözülmeyecek sorun yoktur ." dedi elindeki bardağı bıraktı ve kapıyı açtı.
Gitti suyu getirdi. Beni de suya götürüp susuz getirir bu .
   Bu aralar yoğunum dedim ya okuldaki öğretmenlerimizden birisi sınıfa geldi, İstiklal Marşı'nın Kabulü etkinlikleri için pano hazırlığı yapıyoruz onunla hararetli hararetli nasıl yapsak diye konuşurken bizimki yanımızda bitti.
   Hoşgeldiniz Öğretmenim Ben Tigris öğretmenimin küçük yardımcısıyım size nasıl yardımcı olabilirim demez mi ?
Öğretmenimiz tabiki durumu önce anlayamadı Bak ne diyor sana dedim.
Sonra uyandı, Öğretmenim bu kaç yaşında , öğretmenim bana ne dedi, öğretmenim.
Seda Hocam, O Ayşegül herkes tanır onu sen de tanıştın bu vesileyle dedim.
Epey güldük duruma.
Ah kız yine yaptın Ayşegül'lüğünü.

Sevgiyle
14/03/2019
  Tigris

10 Mart 2019 Pazar

Birgün Bir DOST’ta Kesişir Yolunuz. -Tolga Demirel


Birgün 
Bir DOST’un kapısından içeri girersiniz. 
Tam karşınızdadır . Engin mavi gözler kendi halinde işleriyle meşgul. 
Kitaplar şşş ses çıkarma dercesine sesssizlik oyununa davet eder sizi. 
Ama ben ....dersiniz ve kelimeler yarım kalır her defasında. 
Merhaba demek güçleşir gitgide.  bozulur korkusuyla . 
Amaların bir sonu vardır. 
Merhaba çok beklettim mi? Diye başlar 
Tek düze anlamlar yüklediği yaşamı sade güzelliktedir, yazdıklarının büyülü dünyasına inat
Yazmaya aşıktır . Yazmanın aşkına varmıştır bir kere. 
Herkes yazmalı , üretmeli. 
“Dünya güzel, kötü olan hayat” 
Bir küçük an parçası çaldım ona ait paha biçilemez zamandan. 
Anlatttı kalbinden geçen trenlerin aşk yolcusu dolu vagonlarını 
Doğa vardı bir vagonda diğerinde bir küçük kedi ve sonrakinde bir kadının tiz çığlıkları.
Gerçeklerin doğruluğu, mat ettiği cümlelere hayat veriyordu insanlığının gerektirdikleri. 
Anlatıyordu biteviye, an be an. 
Aşkı gizlediği  minik bir yüreğin  gamzesinde anlam buluyordu  heyecanı.
Gecenin zifiri koynunda mecburiyetleri en derin uykusundayken ,duyguları yalnızlığının işkencesini yüzüne vururcasına ayaktaydı hep. 
Şehrin keşmekeşinde günaydın derken dünyaya ,iyi gecelerini duymak için nasıl da esir almıştı  umarsız yalnızlığını .
Yaşadıklarında mı yoksa yaşamadıklarında mı zaman daha çok yaşlandırıyordu  insanı?
Tek kişilik rüyalar, hayalleriyle konuşan yalnızlıklarına rağmen, umutlarını korur muydu mutlulukları uğruna .
Ölünce anlaşılmadan 
Kimbilir bir gün bir DOST’ta kesişir yolunuz 
Merhaba Ben Tolga Demirel...

Sevgiyle 
09/03/2019
Tigris


Not: Tolga Demirel Eskişehir’li genç bir yetenek. 
         Dost Kitabevi’nde çalışırken kitapların büyülü dünyasına kapılmış ve       
         kendisini yazmaya vermiş. 
         Şimdiye kadar iki kitabı çıkmış
          - Benim Aslım
           - Soruyorum
         Geçen gün gerçekleştirdiğimiz  keyifli sohbet sayesinde kendisini tanıma        fırsatı buldum .  Ve şu güzel sözlere attı imzasını.





Öne Çıkan Yayın

Yitik Zamanlar....

Yitik zamanları beş geçiyordu, saniyelerde atan kalbim.  Tigris