16 Mayıs 2019 Perşembe

Sevgi Güncem


Ruha dokunan ne varsa , 
Sevgiden  alır gücünü. 
Bir ezgi olur 
Yer eder kalplerde,
ÖLÜMSÜZLEŞİR. 
             Tigris 
        16 Mayıs 2019

9 Mayıs 2019 Perşembe

İstiridye'den Eski Ramazanlar #MİM'i #

Merhaba yeni gün merhaba dostlar
 İnsanlığın yıl içinde kendine  göre kutsi değeri olan günler vardır . Müslüman aleminin de en değerli  günleri  Ramazan Ayı'dır
Sevgili İstiridye Avcısı Ramazanla ilgili güzel bir mim başlatmış ve beni de davet etmiş.
Başlattığı mimi okumak isterseniz .yazısı burada İstiridye Avcısı
Kendisine teşekkürlerimi sunuyorum ve hemen  sorulara geçiyorum.
Ramazan Pidesi

1- Ramazan'ı bir hediye paketine benzetirsek sizin için  nasıl bir hediye paketi olurdu ? içinde sizin için neler olurdu ?
     Ramazan,  çok ince düşünülüp nefsin sadece yeme içme değil her türlü kötülükten de uzak durmak gerektiğine inandığım bir aydır.
      Gerçek manasını kavrayabildiğimizde kendisi başlı başına bir hediyedir.
       Son yıllarda rahatsızlığım nedeniyle oruç tutamasam da Ramazan'ın ruhuna uygun olarak kendime dönerim ve nefsimin yaptığı yanlışları sorgularım ve bir daha yapmamak için gerekli dersleri çıkarırım.
       Ramazan benim gözümde göz kamaştırıcı ışıklı bir paket olarak gelirdi.
       Paketin içinden insanlığımızın gerekliliğini hatırlatan sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet,çıkar.

2- Ramazan'la ilgili hatırladığınız en net anınız hangisidir? Size kazandırdığı hislerle birlikte anlatır mısınız ?
          Ramazan'la ilgili hatırladığım en net anı rahmetli babam ve abilerimle oturduğumuz ailemizin bir arada olduğu o en güzel günlerle dolu iftar sofralarıdır. Annemin yaptığı nefis yemeklere karışan sıcak pidenin kokusunda son beş dakikanın sabırsızlıkla beklendiği o mutlu ve huzurlu günler.
          En çok da salatanın üstüne konan ve zeytinyağının pırıl ğprıl parlattığı zeytin tanesiyle açılan orucun damakta bıraktığı huzurlu tad.
            Şimdilerde ne o tadın  ne de babamın bir daha o sofrada olamayacağını bilmenin hüznü.
       
3- Çocukluğunuzdaki Ramazan ve şimdiki yaşadığınız Ramazan arasındaki en belirgin farklar sizce nelerdir ?

         Nerde o eski Ramazanlar büyüklerimiz söylerdi de of yaaa der kızardık. Şimdilerde ben dilime doladım nerde sahi diye?
       
          Birlik beraberlik paylaşma merhamet duygularıyla çevrili çocukluğumun ramazanlarından, buram buram riya, gösteriş, bencillik kokan ramazanlara o kadar çok şey değişti ki?
     
          Açın halinden anlamak için tutulan oruçları , kendi açlığı olarak algılayıp ziyafet sofralarına dönüşen iftar masalarında tıksırıncaya kadar yer içerken hepten unutulması Ramazanın ruhuna ters şeylerle karşılaşmak eskiyle yeni Ramazan arasındaki uçurumun gitgide büyümesine sebep olduğunu düşünüyorum.
           Hangi birisini anlatayım ?
         Mütevazi İftar sofralarına bir misafir gelsin diye dua eden büyüklerimizle dolu çocukluğumuzdaki Ramazanlardan, kimse kusura bakmasın  iftar sofrası diyemeyeceğim  davet sofralarındaki  yemekleri  tıka basa yiyip sonra da beğenmeyip de arkadan yapılan dedikodularla   dolu bugünün ramazanlarına.
           Oruç tutmayanların dışarıda kimsenin gözü önünde su dahi içmediği eski günlerden  Bugün de böyle olsun diye sosyal medya hesaplarından gözümüze sokulan ziyafet sofralarına. Çok şeyleri kaybettik .
          Gerçek ihtiyaç sahiplerinin hakkını yiyip hep bana hep banacıların Ramazan'ı ne kadar kavradığı konusunda şaşkınlığım her geçen gün daha da artıyor.
           Her şeyde olduğu gibi Ramazanın da ruhunu yok ettik.
         Kutsal bir ayı yeme içme ayına çevirdik. yardımlaşma, paylaşma duygularını sosyal medyadan iki satır acıma duygusu yazmak sandık.   Daha çok resim, hep ben hep ben dedik. Oruçlu olmayı ayrıcalık sanıp kalpleri kırdık döktük. hatta ve hatta oruç tutmayanlara hesap sorduk, dışladık.
          Adına Ramazan dedik ama içini boşalttık, talan ettik.

      Bir mimin de sonuna geldik. Biraz buruk cevaplı mim oldu.
      Geleneği bozmayalım görevi paslayalım bakalım kimlere ?

Bir Yıldızın Hikayesi
Yaşamdan Yazılar
Beyda'ının Kitaplığı





5 Mayıs 2019 Pazar

Hızır Gunu HIDIRELLEZ


Merhaba 
Mayıs ayının ilk günleri bana  Hıdırellez’in yaklaştığını hatırlatır. 
Yüzyıllardan beri süregelen gelenekler bölgesel olarak farklılık gösterse de genel tema aynıdır. 
 Dünyada darda kalanların yardımcısı Hızır ile Denizlerin hakimi olduğuna inanılan İlyas’ın  yeryüzünde buluştuğuna inanılan hıdırellez geleneğine kırmızı ve yeşil hakimdir. 
Son yıllarda UNESCO’nun insanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne giren  Hıdırellez  doğanın yeniden canlanması bolluğun bereketin simgesidir. 
Ateş,su,toprak,hava elementlerinin Hıdırellez ritüelleriyle harmanlanlandığı dikkat çekicidir.
Her yörenin  Hıdırellez  geleneklerinden duyduklarım  ve okuduklarımdan yola çıkarak o güne özel ritüelleri şöyle sıraladım. 
  • Hıdırellez 5 Mayıs akşam ezanı vakti başlar 6 mayıs ikindi vakti sona erer. 
  • Hıdırellez günü yağmur yağarsa Hızır’la İlyas’ın buluştuğuna ve dileklerin gerçek olacağına inanılır.
  • 5 mayıs günü ikindiden sonra gül dalına bağlamak için kırmızı renkte bir kesenin içine para konur ve kesenin ağzı dua edilerek kapanır. Sonrasında kese gül dalına bağlanır. 6 mayıs sabahı gün doğmadan kese alınır ve cüzdana konur bir yıl boyunca bu para kesinlikle harcanmaz. Gül ağacı yoksa bir saksı çiçeği de olur. Çiçek gece dışarıda bırakılır. Dilekler dilenirken şu dua okunur;
  •  -“Allahümme Rabbühü Ya Halkalhalas Muhammedin Resulullah Yetiş imdadıma Ya HIZIR YA İLYAS”
  • Toprağın üzerine ev , araba gibi dilekler çizilir. Bahçesi olmayanlar dileklerini bir kağıda da çizebilir. Çizdikleri kağıdı da para kesesinin yanına asabilirler. Sabah erken saatte bu kağıtlar alınır ve akarsu, deniz vb. Atılır. Ya da toprağa gömülür. Kağıtların suya atılmasındaki amaç  kağıt ne kadar çabuk yok olursa dilekler de o kadar hızlı gerçekleştiğine inanılır. 
  • Evlenmemiş ve kısmeti kapalı olduğuna inanılan genç kızların başında yeni alınmış bir kilit 7 defa kapatılıp açılır böylece o kızın kısmeti açılacağına inanılır. O kilit açık bir şekilde evin dışına çıkarılır.
  • 5 mayıs gecesi genç kızlara bulaşık yıkatılmaz .
  • 6 mayıs günü ev süpürülmez, çamaşır yıkanmaz, bayram olduğu düşünülür ve yeşil alanlara gidilir.
  • 5 mayıs gecesi iki kapta yoğurt mayalanır. Birine var yoğurdu diğerine yok yoğurdu denir. Ancak sütte maya kullanılmaz. Sabah ezanında bitkilerden toplanan çiy taneleri maya olarak kullanılır. Hangi yoğurt tutmuşsa o sene bolluk ya da kıtlık olacağına inanılır.
  • 5 mayıs akşamı yakılan ateşin üstünden üç kere atlanır. Böylece üstündeki kötülüklerin gideceğine inanılır.  Ateş yakma imkanı olmayanlar mumun üstünden atlayabilir.Yine üç kere salıncakta sallanılır. 
  • 5 mayıs akşamı bir parça gazete kağıdı alınır ve makasla küçük küçük kesilir bu sırada bir kişi “ Ne kesiyorsun ?” Diye sorar “ Para kesiyorum” diye cevap verilir. Bu üç defa tekrarlanır. Kesilen kağıtlar, bir torbaya konur ve gelecek yıla kadar saklanır. Böylece çok paralarının olacağına inanılır. 
  • 5 Mayıs gecesi cüzdan ağzı açık şekilde başucuna konur. 
  • 5 mayıs günü bulunabilirse yağmur suyu yoksa çeşmeden alınan bir kase su ele yüze ve vücuda sürülür.  Böylece hastalık ve musibetlerin gideceğine  inanılır
  • 6 mayıs sabahı çok erken kalkılır. Evdeki bütün pencereler, dolap kapakları, çekmeceler, erzak kutularının kapakları açılır. Hızır’ın bereketinin bu yolla eve dolacağına inanılır. Hıdırellez duası yapılır.  “Bismillahirahmanirahim
  • Bin bir adım bir adım /Allah bir adım adım / Kerim kerem Allah /Başımda bir duman var yardım eyle ya Allah / La ilaha illallah muhammeden resullullah yetiş imdadıma hızır ile Allah birsin sen kulla mişersin biz gibi kulların yardımcısı sensin hızır deryada erdim murada amin.”
  • "Ya Rabbi Sen dünyanın kainatın sahibisin.Her canlıyı yaratan Sensin. Benim ve her canlının Rabbi de Sensin.Benim hem dünyamı hemde ahiretim güzel eyle. Bana ve tüm kullarına hak ettiğimiz gibi değil lutfunla ve merhametinle muamele eyle. Hızır (as) ve Hıdır(as) bana yoldaş eyle. Bizleri hata ve yanlışlarımızdan döndürsünler. Maddi ve manevi sıkıntılarımızda her zaman yanımızda olsunlar. Dualarımızı Senin güzel isimlerin hürmetine, habibin hürmetine kabul buyur. Amin
  • 6 mayıs günü bolluk ve bereketin simgesi olan  haşlanmış yumurta yenir. 
  • 6 mayıs günü hiçbir yeşil dalından koparılmaz.  
  • Benden bu kadar. Sizin de kendi yörenizde uygulanan değişik gelenekler varsa yorum kısmına yazarsanız sevinirim . 
  • 5 mayıs pazar gecesi dilek dilemeyi  unutmayın. Hepinizin dilekleri  ve gönlünüzdeki güzellikler gerçek olsun 
  • Sevgiyle 

3 Mayıs 2019 Cuma

SİTEMİMDİR


Selam canlar
Selam verdim ama kırgınım size hem de çok .
Ayıp olmasın diye yorum yazanlar , bloğa şöyle bir uğrayıp da aman yorum yapmasam  da olur diyenler .
 Ya da işi iyice ileriye götürüp de takipten çıkanlar. A vallahi kırgınım ve de çok üzgünüm. Bir satırı mı benden çok gördünüz, ya dane kötülüğüm dokundu size?
Kalbimi yere atıp tuzla buz etmek mi gitti hoşunuza.
Şunun şurasında kendimce karaladım bir iki satır.
Takip etmedim belki bilmeden sizi . Ama canım siz de kendi bloğunuzu yazmadınız ki nerden bileyim kimdiniz?
Öyle üzüldüm kırıldım ki
Yine de ne diyeyim sağolsun canınız .
Ama suçum ne bileydim . Rahat kordum bu cefalı başı yastığa
Sahi ne yaptım size ?
Allasen söyleyin ?
Küsmem, darılmam
Ama incinirim
Nihayetinde benimki de  taştan değil
Öyle hırslar peşinde koşmadım
Kendimce yazdım kendimce paylaştım.
Sahi neydi sizin beğenmediğiniz
Sahi neydi istemediğiniz ?


30 Nisan 2019 Salı

OYUN BİTTİ

OYUN BİTTİ
Peşinden koştuğum yılların 
Nedir bana sitemi ,
Her gün doğumuna 
Ismarladım  ıssızlığımı 
İlzam etti  güneş
Ayın ise
Esamesi yok.
 Oynamıyorum
Al topunu ver bebeğimi

Tigris
30/04/2019
Oyun Bitti

23 Nisan 2019 Salı

COCUK BAYRAMI

Ayşegül Çocuk Bayramı’nda

Yüreğinin sevgisi bütün dünyayı sarsın ÇOCUK !...
Bayramımız kutlu oldun
Sevgiyle
23 Nisan 2019

18 Nisan 2019 Perşembe

Dela Gibiyim


Son günlerde Dela gibiyim.
Bir kibritlik işim var.
Bitmemiş , yetişmeyen işlere , toz tutmuş , küflenmiş paslanmış ne varsa
Hastalıklı ruhlara, iki yüzlü insan görünümlü yaratıklara
Hayatımda  ne kadar fazlalık varsa hepsine  hadi durma çak bir kibrit diye
Kulağıma kulağıma fısıldıyor şeytan.
Dela gibiyim son günlerde dostlar.
Dela kimdir bilmezsiniz. Anlatayım öyleyse
Rahmetli Babam askerliğini yedek subay  öğretmen olarak Bodrum’un çiftlik köyünde yapmış. Kısa zamanda köy halkıyla kaynaşmış onlardan biri olmuş. Köyün Dela (Deliağa) lakaplı kalbur üstü şahsı ile zaman zaman sohbet eder olmuş. Dela gün görmüş halden anlayan , düşenin elinden tutan altmışında bir adammış. Bağı bahçesi tarlası olan köyün en zengini
 Dela gençliğinde Sarı Kız ile tam da ekin biçme zamanı evlenmiş. Meşhur türküde derler ya Bodrumlular erken biçer ekini  işte tam da  o sıralar. Dela üç günlük evli Sarı kızla sabahın seherinde  gelmiş tarlaya . Elde orak akşama kadar biçmiş biçmiş. Yorgunluktan ölmüş ama tarlanın biteceği yok. Atmış kafası bir kibrit çakmış .
Birden alev almış ekin kısa sürede yanmış kül olmuş tarla sen sağ ben selamet
O günden sonra da gerçek adı unutulmuş namı Dela (Deliağa) olarak almış yürümüş.
Son günlerde Dela gibiyim  anlayacağınız.
Hadi ne duruyorsun  çaksana kibriti diyor,
Kulağıma kulağıma ....
Töbe töbeee

Hay aksi şeytan....

Tigris
18 Nisan 2019

15 Nisan 2019 Pazartesi

İstiridye'den Bahar MİM'i

bahar

Merhaba dostlar
uzun bir ayrılık döneminden sonra hepinize tekrar merhaba
Tigris bu ayrılık süresinde çok ağır hastalandı. ömründe olmadığı kadar.
Şükür bugün iyiyim ve yine buradayım.
Tam yazı yazayım derken sevgili dostum Derya beni mimlemiş.
Hemen geciktirmeden görevimi yerine getireyim istedim.
 İstiridye avcısının başlattığı  mim için Tık tık
sevgili Derya'nın mim yazısını Buradan okuyabilirsiniz.

Gelelim sorulara. Mevsim bahar olunca mim soruları da baharla ilgili ne güzel.



1- Bahar bir insan olsaydı onunla aranız nasıl olurdu ?

Baharın havasına pek güven olmaz anlık değişir. bazı insanların da ruh halleri anlık değişir. havasına göre baharla pek anlaşamazdık sanırım. Ama bunun yanında en güzel çiçekleri ve renk kombinasyonlarını kullandığı ve ne giyse kendine yakıştırdığı için , için için kıskanırdım onu ne yalan söyleyeyim. Ha bir de içime ferahlık veren kokusuna kapılıp giderdim  içime huzur dolardı.

2 - Şu ana kadar yaşadığınız hayatın bahar kısmı hangi döneminiz? O dönemde neler yaşadınız ?

Benim baharım 1996- 2000 yılları arasında geçen o  unutulmaz dört  yıldır. Dostlukların, sevginin , başarının dolu dolu yaşandığı o dört yıl.
mesleğe başladığım ve iyi başarı elde ettiğim,Sanat müziğiyle tanıştığım ve bu sayede çok değerli insanlarla karşılaşma fırsatı bulduğum o güzel yıllar.
Offf daha ne güzellikler bazıları bende saklı kalsın.

3- Bahar Bir arkadaşınız olsaydı onun okumaya ihtiyacı olan kitabın ne olduğunu düşünürdünüz ?

Ona Orhan Veli'nin şiirlerini okumasını tavsiye ederdim. O zaman görmeyin baharı daha bir güzel  açardı, daha bir aşk kokardı?
”imkansız şey şiir yazmak
aşıksan eğer
ve yazmamak
aylardan nisansa…”
            Orhan Veli

4- Size baharı anımsatan insanlar var mı çevrenizde , varsa kimler ?

Olmaz mı benim her sabah gönlümde baharlar açtıran miniklerim var bir gülüşleriyle bütün dünyamı yemyeşil mis gibi bahara çeviriyorlar.

5- Bahar temalı bir yağlı boya tablo yapmak isteseniz resmin içinde olmazsa olmazınız ne olurdu ?

Böyle bir resim yapsam yemyeşil kırlarda koşan, hasır şapkalı çilli yüzlü bir çocuk olmazsa olmazım olurdu.

6-  Bahar yorgunluğu ile mücadele eder misin ? Yoksa kendini baharın kollarına yorgunca bırakmayı mı tercih edersin ? 

bazen hayatın akışına öyle bir kaptırıyorum ki kendimi baharın yorgunluğunu anlamaya vaktim olmuyor. hele de her sene bu mevsimlerde 23 Nisan bayramı anneler günü telaşı derken baharın geçtiğinin bile farkında olamıyorum. Yorgunluk bende sadece gece başımı yastığıma koyarken hissettiğim duygu olarak kalıyor. 

7- Baharda gitmek istediğiniz coğrafya 

Ülkemde Bolu Abant yedigöller civarı baharı yaşamak için tercih edeceğim yerlerden olur. 
Dünyada ise Avrupa kentlerinde bir yolculuk fena olmaz hani.







Soruların sonuna gelmişiz bile ne keyifliydi bana dinçlik verdi bu mim. 
Mimleyeceğim isimlerin başında bana geçenden sözü olan 



mimledim siziiiiiiiii 
sevgiyle 







3 Nisan 2019 Çarşamba

BENİ SEVİYOR MUSUN ?

Beni Seviyor musun ?

Beni seviyor musun?
Zaman zaman çevremizdeki insanlara sorduğumuz soru.
Genellikle evet seviyorum hem de çok , dünyalar kadar , ya da küçük bir çocuğun kollarını olabildiğince iki yana açarak işte bu kadarrr demesi gibi cevaplar alırız.
Ben de nereden aklıma geldiyse öylesine sordum Ayşegül'e
Ayşegül beni seviyor musun ?
evet seviyorum.
Peki ne kadar?
"Ölçemeyeceğim kadar ."
Bu zamana kadar duyduğum en içten  ve en gerçek cevaptı.
Günlerce düşündüm, düşündüm. Ferhat'ın dağları delmesi, Mecnun'un çöllerde gezmesi hepsi hikaye kalıyordu bu cevap karşısında.
Tam bu cevabı düşündüğüm günlerde Ayşegül'ün annesiyle konuşurken söylediği sözlerle bakalım ben kaç günde kendime gelirim
Ayşegül sürekli yanıma gelip kucağıma oturuyor boynuma sarılıyor. Eve gidince de saçlarını kokluyormuş öğretmenimin kokusu üstüme sindi diye.
Bu kadar katıksız saf  bir sevgiyi söyleyin kimden gördünüz?

Not: Bugün aldığım duyumlara göre Ayşegül yarın  ameliyat olacakmış. Bütün dualarınız onunla olsun
Sevgiyle

 3 nisan 2019
     Tigris 

26 Mart 2019 Salı

Neden neden neden ?


Son zamanlarda çok düşünür oldum.
Neden bu kadar eskiye özlem duyup göz yaşı döktüğümü.
Sanki bana inat yaparmışcasına sosyal medya hesaplarından çocukluğumuz şöyle güzeldi , böyle güzeldi, şu objeyi, şu anı hatırladınız mı dercesine gözüme gözüme sokuyorlar çocukluğumu.
 Bu paylaşımlardan anladığım çoğu insanın benimle aynı duyguyu paylaşıyor.
Ne vardı ki eskide bu kadar özlem duyuyoruz. 
Bundan bir 20-30 sene sonra şimdiki çocuklar da acaba bu günleri özlemle anacak mı? 
Eğer anacaklarsa o zaman neden biz bu zamanı beğenmiyoruz ve  geçmişi özlüyoruz.
Çocukluğumuzdaki sır nedir.
Hatta bu sabah  bir arkadaş İnstagramda paylaştığım çiçek resmiyle çocukluk anılarına geri döndüğünü söyledi.
Çiçekler aynı çiçek de değişen zaman mıydı?
Son zamanlardaki bu nostaljik tavırların sebebini bilen var mı ?
Onca zor şartlara olan özlemin sebebi ne ?
Teknolojinin bize sunduğu nimetlerle rahat yaşamak varken, sobalı evlerde tüten çaydanlığa döktüğümüz gözyaşı neden
Ya da bizden önceki nesillerin bizim özlemle andığımız çocukluğu beğenmeyip kendi dönemlerine duydukları özlem neden ?
Şimdiki andaki mutsuzlukların nedeni ne?
Yaşadığımız dönemse suçlu, peki  neden o zaman bizim çocukluğumuzdaki dönemi de büyüklerimiz beğenmiyordu, onların dönemini de bir önceki nesil ve öncesi, öncesi.
Sanki ayna içinde aynalara bakar gibiyim ama başımı döndürüyor bu sorular.
Herkes bulunduğu dönemin şikayetçisi.
Kafamda yine deli sorular
Neden ,neden, neden ....


18 Mart 2019 Pazartesi

Ah Be Çocuk !..


Ah be çocuk ah bee
Gözlerinle konuştun yine
Döktüğün her bir damla yaşla yüreğimin en derin yaralarını kanırttın
Ah be çocuk
Öyle büyüdün ki kalbimde
Bu günün  ruhunu ancak sen anlayabilirdin
Ben ki her 18 martta kendimi sorgulardım
Acaba onlara karşı sorumluluğumu yerine getirebiliyor muyum diye.
Ah be kuzum şimdi sen de en ağırını  yüklendin
 Onbaşı Seyit misali sıska bedenine inat dünyalar sığdırdığın o yüce kalbine
Ah be çocuk bir kere daha vurdun beni Çanakkale’de
Bir sen anlardın zaten ordaki neferin şehadet yeminini.
Üzüm hoşafıyla kuru ekmeği sen yedin
Yokluğun yoksulluğun umarsızlığıydı döktüğün inci taneleri.
Yüreğinden öperim seni çocuk
Ah be AYŞEGÜL’üm
Onlar ki dönmeyi düşünmediler
Sen de gözlerinle haykırdın
Çanakkale Geçilmedi
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Anılarına saygıyla
18/03/2019
Tigris



14 Mart 2019 Perşembe

Sevgi ve Hayat Birleşince Kural Dinlemez

   
 "Sevgi ve hayat birleşince kural dinlemez."
Bugünün sözünü Ayşegül sizlere hediye ediyor.
Gönül kahvesi benden söz Ayşegül'den olsun
 Nerden çıktı bu söz derseniz , bizimki bazen kuralları delmeye niyetleniyor, beni de buna alet etmek istiyor. Ama ,Ayşegül demeye kalmadan bana bu lafı yapıştırdı iyi mi ?
Ben çok seviyormuşum, Onlara kıyamazmışım, kuralları da bozabilirmişim. Of of . Bunca yıllık meslek hayatımda ters köşeye de yatıyorum.
Günlerdir yoğunluktan yazmaya fırsatım olamadı yine birikti yaşadıklarımız.
En son deprem tatbikatı adı altında okulda yapılan etkinlikten sonra feryat figan eden Ayşegül, Müdür Beyle görüşme talebinde bulundu.
Neden görüşmek istediğini sorduğumda böyle saçma bir şey görmedim dedi. Sadece bizi aşağıya indirdiler ve tekrar çıktık. tatbikat böyle olmaz demez mi. Kız tatbikat ne deyince  üstüne basa basa "Önlem, Önlem " demez mi? ne diyeyim çok haklı. Müdür Beyle görüşme kısmına gelince Müdür beyin yoğun işleri nedeniyle maalesef bir türlü gerçekleştiremedik. Ama  bizimki unutmaz düşer yine aklına.
     Bu aralar hepsinde bir yardım etme aşkı sormayın gitsin.bana ne yapacaklarını şaşırıyorlar.
 İyi bari bana mutfaktan bir bardak su getirin dedim. Tabiki bizimki yine başrolde. Elinde bardak sınıfın kapısını açmaya çalışıyor, kapı biraz zor açıldığı için yerimden kalkmaya yeltendim, Sen dur öğretmenim "Hayatta çözülmeyecek sorun yoktur ." dedi elindeki bardağı bıraktı ve kapıyı açtı.
Gitti suyu getirdi. Beni de suya götürüp susuz getirir bu .
   Bu aralar yoğunum dedim ya okuldaki öğretmenlerimizden birisi sınıfa geldi, İstiklal Marşı'nın Kabulü etkinlikleri için pano hazırlığı yapıyoruz onunla hararetli hararetli nasıl yapsak diye konuşurken bizimki yanımızda bitti.
   Hoşgeldiniz Öğretmenim Ben Tigris öğretmenimin küçük yardımcısıyım size nasıl yardımcı olabilirim demez mi ?
Öğretmenimiz tabiki durumu önce anlayamadı Bak ne diyor sana dedim.
Sonra uyandı, Öğretmenim bu kaç yaşında , öğretmenim bana ne dedi, öğretmenim.
Seda Hocam, O Ayşegül herkes tanır onu sen de tanıştın bu vesileyle dedim.
Epey güldük duruma.
Ah kız yine yaptın Ayşegül'lüğünü.

Sevgiyle
14/03/2019
  Tigris

10 Mart 2019 Pazar

Birgün Bir DOST’ta Kesişir Yolunuz. -Tolga Demirel


Birgün 
Bir DOST’un kapısından içeri girersiniz. 
Tam karşınızdadır . Engin mavi gözler kendi halinde işleriyle meşgul. 
Kitaplar şşş ses çıkarma dercesine sesssizlik oyununa davet eder sizi. 
Ama ben ....dersiniz ve kelimeler yarım kalır her defasında. 
Merhaba demek güçleşir gitgide.  bozulur korkusuyla . 
Amaların bir sonu vardır. 
Merhaba çok beklettim mi? Diye başlar 
Tek düze anlamlar yüklediği yaşamı sade güzelliktedir, yazdıklarının büyülü dünyasına inat
Yazmaya aşıktır . Yazmanın aşkına varmıştır bir kere. 
Herkes yazmalı , üretmeli. 
“Dünya güzel, kötü olan hayat” 
Bir küçük an parçası çaldım ona ait paha biçilemez zamandan. 
Anlatttı kalbinden geçen trenlerin aşk yolcusu dolu vagonlarını 
Doğa vardı bir vagonda diğerinde bir küçük kedi ve sonrakinde bir kadının tiz çığlıkları.
Gerçeklerin doğruluğu, mat ettiği cümlelere hayat veriyordu insanlığının gerektirdikleri. 
Anlatıyordu biteviye, an be an. 
Aşkı gizlediği  minik bir yüreğin  gamzesinde anlam buluyordu  heyecanı.
Gecenin zifiri koynunda mecburiyetleri en derin uykusundayken ,duyguları yalnızlığının işkencesini yüzüne vururcasına ayaktaydı hep. 
Şehrin keşmekeşinde günaydın derken dünyaya ,iyi gecelerini duymak için nasıl da esir almıştı  umarsız yalnızlığını .
Yaşadıklarında mı yoksa yaşamadıklarında mı zaman daha çok yaşlandırıyordu  insanı?
Tek kişilik rüyalar, hayalleriyle konuşan yalnızlıklarına rağmen, umutlarını korur muydu mutlulukları uğruna .
Ölünce anlaşılmadan 
Kimbilir bir gün bir DOST’ta kesişir yolunuz 
Merhaba Ben Tolga Demirel...

Sevgiyle 
09/03/2019
Tigris


Not: Tolga Demirel Eskişehir’li genç bir yetenek. 
         Dost Kitabevi’nde çalışırken kitapların büyülü dünyasına kapılmış ve       
         kendisini yazmaya vermiş. 
         Şimdiye kadar iki kitabı çıkmış
          - Benim Aslım
           - Soruyorum
         Geçen gün gerçekleştirdiğimiz  keyifli sohbet sayesinde kendisini tanıma        fırsatı buldum .  Ve şu güzel sözlere attı imzasını.





6 Mart 2019 Çarşamba

"SIR"rı Çözdüm

 Merhaba Cafeciler
Büyük bir iz takibinden sonra sırrı çözdüm.
Evet evet çözdüm. Günlerce delilleri inceledim. İplerin bağlanışlarına baktım ve sonuca ulaştım. Her suçlu arkasında bir iz bırakırmış . ben de o ize ulaşarak çözümü buldum.
Evet açıklıyorum , Açıklıyorum , Hazır mısınızzzz?
işte bulduğum ip ucunun resmi. Bu kurumuş biberler  ipin ucunda neyin olduğunu gösterdi ve  suçluları ele verdi. Meğer bizim mahallenin teyzeleri yazın güneşte kurutmak için okulun parmaklıklarına biber, kabak, patlıcan asıyorlarmış. İplerin renkli olması ise kim astıysa onunki belli olsun diğerleriyle karışmasın diyeymiş. Az daha ben de dilek dileyip renkli ip bağlayacaktım.
İşin şakası bir yana  ben bu durumu her yaz görüyorum ve her seferinde de komik ve biraz da düşünceli yüz ifadesine bürünüyorum. Şehir yerinde kışlık hazırlıkları yapmak çok zor. Ancak arabanın, tozun toprağın eksik olmadığı bir bölgede kurutulan biberler ne derece sağlıklı oluyor şaşırıyorum. İşin sonunda çevreye verdikleri kirlilik de cabası. Okulun demir parmaklıkları boydan boya iplerle dolu. Asarken iyi de sökerken ipi kopar gitsin. Arkanda kalsın iplik parçaları. Ve biliyorum ki bu yaz yine aynı teyzeler aynı demirlerde kurutacaklar kışlık biberlerini.
Benim çalıştığım okulun  demir parmaklıkları da  yazla beraber halı kurutma yeri olarak kullanılıyor.
Bilemiyorum böyle bir şey uygun mudur, sağlıklı mıdır , değil midir?
Varın gerisini siz düşünün ?

3 Mart 2019 Pazar

Parmaklıklardaki Sır

Her gün işe gidip geldiğim güzergahta çevredeki ağaçları yerdeki otu, ağaçtaki kuşları incelemeyi çok seviyorum. Yol üstünde bir de okul var. Okulun  duvarlarında yazanlar epeydir dikkatimi çekiyordu. Aman Allahım neler yoktu ki neyseki boyadılar da ben de kurtuldum o sinir bozucu yazıları görmekten Şimdilerde de  duvarın üstündeki parmaklıklar dikkatimi çeker oldu.
   Parmaklıklara bağlanan ipler. Okulun demirlerinde bu iplerin işi ne, kim ve kimler tarafından ne amaçla bağlanmış,Yoksa burada yatır mı var, dilek ağacı niyetine mi bağlanmış. Kim ne zaman bağlamış. O kadar gelip giderim daha ip bağlayan birine rastlamadım. Peki kim ve ne amaçla bağlamış.
Evet bu sırlı konuyu sizlere açıyorum ve soruyorum bu ipler neden ve kimler tarafından buraya bağlanmış olabilir?
Hiç merak etmeyin bu işin peşini bırakmayacağım. Gerekirse gece nöbet tutup bu ipleri kimlerin  ne için bağladığını öğreneceğim.

28 Şubat 2019 Perşembe

Kahve Arkadaşım DİKKAT!.. Aysegul İcerir


Selam Cafeciler
Size epeydir Ayşegül'den haber veremiyordum.
Okullar kapanmadan önce öğretmenim bir gün sizinle kahve içelim mi demişti.
Araya tatil girince ben bunu unuttum tabiki. Bizimki son günlerde yine başladı hani kahve içecektik demeye.
Annene sormam lazım dedim. Annesi de evde kahve içtiğini bir mahsuru olmadığını söyleyince nihayet bugün kahve içme fırsatımız oldu.
Kahvaltı saatinden sonra Ayşegül sen kal seninle görüşmem gerekir deyince öğretmenim ben ne yaptım ,diye sordu. ben de ısrarla seninle konuşmam gerekir lütfen bekler misin dedim. Bu arada bizimkinin yüzünü görmeliydiniz. Beni strese sokmayın lütfen ne konuşacaksınız dedi.
Dur bekle dedikçe  kaygılandı durdu.
Arkadaşları uygulama öğrencimizle sınıfa geçince Ayşegülcüm ani seninle bir şey yapacaktık deyince anladı bizim cingöz, ama nasıl sevindi anlatamam.
Şimdi sen otu ben kahvelerimizi yapayım dedim.
Daha önce babasıyla filtre kahve içmiş, türk kahvesinin yapımını ve sunumunu ilgiyle izledi.
Kahve bitince yanına bir parça da çikolata da koydum, zahmet etmeseyin bu kadar dedi.
Masaya servis yaptım dur dedim bu anı da belgeleyelim. Hemen karşısına oturdum ve fotograf çektim. , karşıma oturma şöyle yanıma gel dedi.
Tamam dedim.
Kahvelerimizi keyifle yudumladık.
Gören der ki kırk yıllık kahve tiryakisi.
Öyle mutlu oldu ki bu zamana kadar içtiğim en keyifli kahve ve kahve arkadaşım oldu.
Eminim ki Ayşegül ömrü boyunca bu anı unutmayacak , bir gün karşılaştığımızda bu anı bana hatırlatacak.
Ayşegül'e bugün neler hissettiğini sorunca bana aynen şunları söyledi. " Çok güzel , öğretmenimle bugün ilk kez kahve içtim, kimse böyle bir şey yapamaz"
Sevgiyle
28/02/2019

25 Şubat 2019 Pazartesi

Yasını Gostermiyorsun

Size hiç hayatınızda aaa hiç yaşını göstermiyorsun lafını duydunuz mu?
Hatta duymakla kalmayıp biraz fazlaca duymaktan sıkıldınız mı ?
Evet evet ben çokça duyuyorum bu cümleyi.
Geçenlerde Deryacım bir mime beni davet edince bütün eski resimleri ortaya dökmüştüm. o mimi okumayanlar için TIKTIK
Resimleri çıkarınca bir tanesini de meşhur #TBT# etiketiyle paylaştım. Üniversite 2. sınıfa ait resmime lise olmasın o diyenler, aa çocukmuşsun diyenler. hah Tigris yine aynı şey oldu dedim.
Gerçek yaşımı kimseye inandıramadım. hatta size bununla ilgili yaşadığım  ilginç anılarımı  anlatayım. Bu arada hepinizin bir Maşallah’ını alırım. O günden sonra çok hastalandım 🧿
Üniversiteye başladığımda benden yaşça küçük arkadaşlarım bile benden büyük gösterirlerdi. Minyon olmanın faydaları mı yoksa zararları mı bilemedim. Psikoloji dersimize gelen bir hocamız. Benimle ciddi ciddi yaşımı tartıştı. Sonunda demez mi yok sen bilmiyorsun, senin yaşını büyük yazdırmışlardır.
Ah hocam ben bir evin bir kızıyım, bırak günü ayı yılı saati saatine biliyorlar doğduğum günü . (Canım babacığım sevincinden çikolata viski dağıtmış ben doğdum diye.)
Hala da beni  küçük bilir üniversite arkadaşlarım.
Yine bir gün misafirliğe gittiğimiz bir yerde uzaktan nir akraba anneme dönüp beni göstererek torun mu demişti. Anneme mi hakaret yoksa... değildir değildir ben ysşımı göstermiyorum ya .
Tigris artık öğretmen olmuş, Kastamonu'da göreve başlamıştır. Artık yaş da 23 olmuştur.
Kastamonu'da ailecek görüştüğüm, Atila Hocalarda yılbaşı günü kalmıştım. Üç gün tatilin ardından pazar akşamı 40 derece ateşle yatak döşek yatarken, evdekiler paniklediler. napsak ne etsek derken, karşı komşularının damadı Kastamonu'nun meşhur çocuk doktoru Şevket Bey tesadüf  kayınvaldesini  ziyarete gelmiş. Atila Hoca'nın eşi durumu anlatmış kızımız hasta oldu demiş, bakması için rica etmiş. Ben ayıcıklı pijamalarla yatıyorum. Birden kapı çalındı Şevket Bey  içeri geldi.
Aman da aman benim kızım hasta mı olmuş. Aman da aman dudağının kenarında beni mi varmış. İyi ki erkek değilsin yoksa traş olunca o ben kanardı. Sen kaça gidiyorsun bakalım, deyince Atila hoca bastı kahkahayı aman abi ne yaptın sen ,kızımız öğretmen deyince Şevket bey neye uğradığını şaşırdı. Ne bileyim ben yahu siz kızımız hasta deyince ben  onu küçük sandım dese de hepimizin yüzündeki gülümseme bir türlü gitmedi Şevket bey biliyor musun yaşını göstermeyen insanlar çok uğurludur dedi ve noktayı koydu.
Bir yaz tatilinde abimleri ziyarete gitmiştim. Yeğenimin bakıcısı 17 yaşında genç bir kızcağızdı.
İlk defa karşılaştık. Hoş beşten sonra yeğenime usulca sormuş ben Abla mı diyeyim yoksa ismini mi söyleyeyim. Deyince yeğenim napuyorsun sen benim halam öğretmen senden kaç yaş büyük deyince zavallı kızcağız çok mahçup olmuş.
Beden yaşım ne olusa olsun ben hep derim ki 45 yaşımdaki bedenimde 6 yaşın çocuksuluğuyla 60 yaşın olgunluğunu gül gibi geçindirip gidiyorum .
Şimdi siz söyleyin yaşını göstermemek iyi mi kötü mü ?
Batarken güneş ardında tepelerin, bakalım daha ne komik anılar gelecek başına Tigris’in ?



21 Şubat 2019 Perşembe

ABUM ABUM Turkulerin Hikayesi

Merhaba Cafeciler.
Bugün kahvemizin yanına güze bir türkü eşlik ediyor. belki ilk defa duyduyğunuz belki de aa ben biliyordum dediğiniz.
Öz kültürümüzün önemli parçaları olan türkülerin hepsinde bir hikaye bir dram bir acı ya da sevinç görüyoruz.
Ben de televizyonda tesadüf dinlediğim bu türkünün yöresine bakayım diyearaştırmaya koyulmuştum ki acıklı bir hikayesi olduğunu öğrendim.
Sizlerle paylaşmak istedim.


Abum Abum

Yöresi:Tokat Reşadiye
Kaynak :Çakır Usta ( Kamil kaya )
Derleyen : Ali Kaya

Zamanında Tokat'ın Niksar ilçesinin bir köyünün ilkokuluna  genç yakışıklı bir öğretmen atanmış. Köyün güzel kızlarından birisi öğretmeni görünce vurulmuş. Öğretmenlik o devirlerde büyükbir saygınlık gerektiren meslek. Gel zaman git zaman öğretmen de bu kıza karşı hislerini gizleyememiş. Birbirine açılmış iki aşık. gel zaman git zaman öğretmenin tayini Niksar merkeze çıkmış.
kız üzüntüsünden annesine (Abu'suna) açmış konuyu. Annesi de " O koskoca bir öğretmen, onunla evlenmek sana düşmez sen onun dengi değilsin." demiş.
Öğretmen gitmiş ama gidiş o gidiş, ne o köyü ne de o kızı hatırlamış. ne bir haber ne bir mektup.
Bu sırada kızı bir çobana vermişler.
gelzaman git zaman bu kızın  sevdasının ağıtı dilde dolaşan türkü olup kına gecelerinde gelin kızlara söylenir olmuş.

Sevdiğime varamadım
İpek (naylon) çorap giyemedim
Muradıma eremedim

Abum abum kız abum

Sebebim sensin abum
Muradın olsun abum

Beni çoban ettiniz

On binimi yediniz
Günahıma girdiniz

Abum abum kız abum

Sebebim sensin abum
Muradın olsun abum

Şu Niksar'a varsalar

Sevdiğimi bulsalar
Şu halimi sorsalar

Abum abum kız abum

Sebebim sensin abum
Muradın olsun abum







19 Şubat 2019 Salı

Tigris 10 Bin bakımına Girdi


Selam Cafe dostları
Evet doğru duydunuz Tigris 10 bin  bakımına girdi.
tatil dönüşünden beri eski sıkıntıları nüksedip de dayanılmaz bir hal alınca o da soluğu önce sağlık ocağında aldı. kan değerlerinde bir problem olmayınca ille de kalbim dedi de başka bir şey demedi.
2015 yılında ilk tansiyon tanısı konduğunda aynı sıkıntıları yaşıyordum. bana psikolojik dediler. Yahu kalbimde var bir şey ben biliyorum desem de nafile. Çünkü çok zor bir dönemden geçiyordum. Büyük hayal kırıklıkları sonucunda birden tansiyon ve kaygı bozukluğu çıktı. ne gecem vardı ne gündüzüm. neyse geçelim buraları. Tam iyiyim derken yine başladı.Bu sefer tamam dedim babam da zaten kalp hastasıydı, diye kuruntulardan kuruntu beğenmeye başlamıştım. Çıldırmaya ramak kala gittim bir kardiyolağa.
EKG çekildi doktor Bey kalbime ultrasonla baktı.Kalpte yapısal bir sıkıntı yok dedi. Ama bir kalp holteri takıp bir günü takip edelim dedi. Asıl film ondan sonra başladı. Daha önce de tansiyon için holter bağlamışlardı. Upuzun bir gece beni koynuna alacaktı yine. Holteri bağlayan hemşire de tam beni kafadan, espriyle boynuma bağladı makineyi. Öğretmen olduğumu öğrenince hocam çocuklar sorarlar şimdi sana bu ne diye . Ben de dedim param altınım çok boynuma kese yaptırdım içinde taşıyorum deyince epey gülüştük.
 Hastaneden sonra soluğu okulda aldım. Ama nasıl bir sakinlik içindeyim ben de şaştım nasıl oldu yüreğime inmedi şarkı  misali.
 Akşama kadar herşey çok normaldi. Sadece elim ikide bir makinede , acaba çalışıyor mu , düşer mi diye kontrol ediyorum. Ayşegül  durumu fark etmiş sonunda dayanamadı iki de bir de makineyle oynayıp durma dedi bana. Yavaştan yavaştan da kaygının yerini yapıyorum. Ya kötü bir şey ar sa babam da zaten.....
Eve gelince günün yorgunluğu yavaş yavaş çıkmaya başladı. Erken kalmıştım, koşuşturma stres yarın sabah da yine gideceğim ya hastaneye en iyisi ben yatayım dedim. Saat 22.30 civarı ki bu saat bende olağan üstü bir durum.
Başımı yastığa koyar koymaz tık tık tık sesleri gelmeye başladı , Tigris gece yeni başlıyor senaryolardan senaryo beğen bakalım. Gözümü kapayamıyorum, sağ yanımda yatsam kolum uyuşuyor sola dönemiyorum makine ve aparatları böğrüme böğrüme batıyor sırt üstü yatıyorum , kalbimin vuruşundan anlıyorum ama İstanbul'u dinlemiyorum. Ben yüzüstü yatarım yoksa billah uyuyamam ki. Off Allahım  gece otobüse binip bir yerlere gitsem bundan daha rahat olurdum yahu.
Tam dalmışım. Yunan adalarındayım. Tigris rüyada yazmaya devam ediyor. Tam başka adaya geçecekken beni birden aşağıya çekiyorlar , diye uyandım baktım nabız Veliefendi'de  dörtnala koşuyor. Aman sabahlar olmasın. Gözümü kapatıyorum açıyorum saate bakıyorum , sanki dakikaları kamplbağa terbiyecisinin kaplumbağaları çekiyor. Saat 02 , 02.30, yok yok yok. yatakta döndüğüm hıza dünyanın dönüş hızı yetişemiyor. sabah da bir türlü olmuyor. Ezanlar okunuyor. Artık yorgunluk da iyiden iyiye beni esir alıyor. Bi yarım saatcik kadar uyuyorum ya da uyduğumu sanıyorum. Saat 07.00 birazdan kalkma vaktim gelecek, doktor ne diyecek acaba?
Artık kalkıyorum , hazırlığımı yapıp sokağa çıkınca soğuk rüzgar beni biraz kendime getiriyor ama nabız bu sefer yüz metre rekortmeni gibi koşuyor. Tramvaya nasıl bindim nasıl indim hatırlamıyorum desem yeri.
vaktinden önce hastaneye ulaşıyorum . Şu makineyi bir çıkartsam. Beni dünkü hemşire karşılıyor. Dün gecenin kısa bir kritiğini yapıyoruz. Biraz soluk alıyorum :Makineyle olan bağımızı kesip atıyor sevimli hemşire. Ya ama ben o keseye altınlarımı koyup boynumda taşıyacaktım.
Doktoru beklemeye koyuluyorum. dakikaları yine bizim kaplumbağalar çekiyor. Benim de kalbimi yarış pistine çeviriyor her saniye.
Sıra sonunda bana geliyor. Doktorumla görüşme sonunda holterin sonucunun temiz olduğunu çok düşük riskli olduğumu , nabzımın yüksekliğinin de kullandığım ilaçtan kaynaklı olduğunu öğreniyorum. Ha bir de kalbin yapısıyla alakalı olmayan çok nadir erken atım dedikleri durumu söylüyor. ki bu herkeste görülen bir durummuş. Bana bunun için bir ilaç verdi. Bu ilacın beni çok rahatlatacağını söyledi.Böylece herşey netlik kazandı.  Ben hala ısrarla kontrole ne zaman geleyim, psikiyatrla görüşeyim mi sorularını soruyorum. ya Tigris bi git bak bir şey yok. Korkulacak bir şey yok, diyemiyorum. Onca stres uzunnnn bir gece of ki ne offf.
 Ama bir  kuş misali uçarak çıkıyorum hastaneden . Hemen ilacımı alıyorum. Bi de ne göreyim ne sevimli kalp şekilli ilaç bu yahu. Bu minik beni düzeltecek , yine bir kalp benim ilacım olacak. Yine sevgi kazanacak.
Sevgiyle
Tgris
19.02.2019





17 Şubat 2019 Pazar

Dünden Bugüne -2019 #MİM#

Selam Cafeciler
Sonunda bu da oldu ve bloggerler dünyasında Şubat ayının ismi değişti. Zaten böyle bir cüce aya da kısa bir ad yakışırdı Şubat ayının yeni adı #MİM# ayı oldu.
Ne kadar mim varsa yapmak lazım değil mi ama .
Şaka bir yana sevgili  beni Derya çok güzel bir mime davet etmiş  Dünden bugüne -2019 Geciktirmeden yapalım da daha çok kişiye ulaşsın .
Derya’ya çok teşekkür ederim . Onun mim yazısını ŞURADAN okuyabilirsiniz , resimlere bakıp geçmişe yolculuğa çıkabilirsiniz .
Deryacım resimleri karıştırırken böyle bir mim aklına gelmiş ve eskiden giydiğimiz komik kıyafetler ve bugünkü tarzımız arasında bir yolculuğa çıkmamızı istemiş.
Ben de hemen bütün resimlerimi ortaya döktüm.
Açalım bakalım albümümden neler dökülecek ortaya . Eskiden ne güzel albümler vardı. Babacığım bana bu sevimli albümü almış ve itinayla resimlerimi tarih sırasına göre dizmişti.

Komik kıyafetli resim denilince elimde o kadar çok malzeme var ki ama bazılarını asla yayınlayamam.  Üç tane ağabey içinde yetişen Tigris’in takım elbise kravat (bu arada iyi kravat bağlarım), asker kıyafetiyle çekilmişleri var ay valla göstermem.
Biz eski dönemlerde giydiğimiz kıyafetlere bakalım. Ben bir evin bir kızı olduğum için kıyafet konusunda çok şanslıydım. Annem de üç erkekten sonra kızı olunca özenmiş bezenmiş giydirmiş süslemiş beni.
Resim çok olunca bir gruplama yaptım . Önce 70’li yılların ortaları ve seksenli yıllar yani benim doğduğum ve ilkokula gittiğim yıllara ait resimler .
Çoğu siyah beyazmış resimlerimin. En üst soldaki resim babamın müdür olduğu okulda mezuniyet töreni. Arkamdaki kişi de okulun ingilizce öğretmeninin  Amerikalı eşi Mayk.  Sağ üstteki resim de Yaz günü kürkümle çektirdiğim bir poz . Pek süslüymüşüm ben yaa . Sağ alltaki resim benim 4. Yaş günümde eskilerin deyimiyle haftalık fotograf olarak çektirilmiş.  Böyle poz verecem dedim ,kimse müdahale etmedi. 

Gelelim lise yıllarına 80’li yolların sonu 90’lı yılların başı. 
Oduncu gömleğinin moda olduğu yıllar. Saçlar olaymış
Kıyafetlerin de çok zevksizleştiği dönemler

90’ların başı ve ortası benim de üniversite yıllarım. Seksenleri aratmayan zevksizlikleri 90’larda da devam ediyordu. 

O zamanlar pek pantolon giymiyorduk. Piknikte giymişim bir tek. Artık öğretmen adayıyız ya giyim de ona uygun olmalı. 
Sağ altta pantolon etek modasına uymuş sportif Tigris görüyorsunuz 
Sol altta da o dönemin meşhur kırmızı ceketini giyip Şiir yarışmasında ödül alan Tigris var.

90’lı yılların ortaları göreve başladığım yıllar. 


Hafta sonları sportif Tigris beyaz çoraplar facia. Hep Micheal Jackson yüzünden 
Okulda ve törenlerde döpiyesli ve konserlerde olay olan kuyruklu eteğiyle . 

Gelelim milenyumun başlarına 
Sol üstte Eskişehir yöresinin mahalli kıyafetiyle çeşme başında Tigris ne yapıyor acaba? 
Sağ altta ilk kütüphanesinin açılışında Tigris saten gömleğiyle ve vaz geçemediği fuları. 

Ve ve ve günümüzde Tigris 
Yıllarla beraber rahat ve siyah kıyafetler Tigris’in kurtarıcısı oldu.Burayı hızla geçiyoruzzzzzzz

Çok keyifli ve bol resimli bir mimdi. Bu sayede  geçmişe yolculuk yaptım. Ne anılar canlandı gözümde
Benden bu kadar 
Sıra sizde kimleri mimlesem acaba Yok öyle isteyen yapsın demek, işin kolayına kaçmak. Hem mim kurallarına  aykırı hem de böyle denilince kimse üzerine alınmıyor. 
Ben en iyisi mimleyeceğim isimleri sıralayayım. Moda denilince hep kadınlar akla gliyor ben bir tane de erkek blogger tercih ettim .Umarım beni kırmaz


mimlendiniz merakla bekliyorum yazılarınızı.
Sevgiyle 







14 Şubat 2019 Perşembe

SEVGİ'nin

O sabah mail sesiyle gözümü açtm. Uyku sersemi mailde yazanları tam kavrayamadan maile cevap verdim. Adresimi kaybettiğini yazmamı istiyordu. Adresi yazdım . Sonrasında uykuma devam ettim. Günlük rutinin içinde ben bu maili ve ne yazdığımı da unuttum tabiki.
Ta ki dün öğlen Hocam kargonuz var denilinceye kadar. Hayırdır ne kargosu diyerek paketi elime alınca birden hatırladım. sahi ben o sabah maille adresimi göndermişim değil mi diyerek kendime geldim.
   Hemen açtım ve içindekileri görünce o kadar mutlu oldum ki. Meğer paket SEVGİ'ninmiş
   Bulut Gölgesi Bloğunun sahibi sevgili Tülin Hanım bana doğumgünü sürprizi yapmış.Ben bu hediyeyi hem doğumgünüm için hem de Sevgi Günü için aldım kabul ettim. Kendisine çok çok teşekkür ederim.
Hediyeyi açtıktan sonra Onunla çok hoş bir  telefon görüşmesi de yaptık, ama bu aramızda sır kalsın söylemem
Paketteki her bir hediyenin ayrı bir anlamı var.
Elin emeği, yüreğin  sonsuz sevgisini cömertce sunmuş ve özenle bir pakete konmuş.


 Pakette neler yok ki. Vüsat Orhan Bener'in Havva adlı öykü kitabı Tülin Hanım'ın kendi kitaplığından bana hediye Kitap ayracını öyle bir sayfada buldum ki; Dost adlı hikaye dost dediğimiz kişinin anlamını bir kere daha vurgular nitelikte. 14 Şubat bir de Öykü Günü imiş.Hoş tesadüfleri seviyorum.


Mavi kuşlu kitap ayracı da yılların derin izlerini taşıyan başka bir elin ve gözün emeği. Kartpostallar ve Hacıbayram Veli'nin magneti. Tülin Hanım'a bir yazısında  Ankara'da üniversiteyi okuduğumu ama Hacı Bayram Veli'yi görmediğimden bahsetmiştim. O da bana magnetiyle jest yapmış. Ve paketin en anlamlı hediyesi,  kendi el emeği iki çift küpe. Bir de zarif bir elden çıktığı belli olan  hoş notlu kartpostal.



Böyle anlamlı bir günde sevginin kimden gelirse gelsin, yürekten yüreğe akan duyguların gerçekliği karşısında kelimelerim kifayetsiz kalıyor.
 Hani diyor ya Sait Faik "Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak herşey ."
 Sevmekle başlayıyor bütün güzellikler.
 SEVGİ günümüz kutlu olsun
            14.02.2019
               Tigris









Öne Çıkan Yayın

Yitik Zamanlar....

Yitik zamanları beş geçiyordu, saniyelerde atan kalbim.  Tigris