Ece Evren Yoncalı Şalın Sihri 12. Bl

Ece Evren  Yoncalı Şalın Sihri 12. Bl

Yoncalı Şal hikayesi
Fidan



Uzun süren hazırlıklar Umut ve Ceyda’yı yormuyordu, aksine en mutlu oldukları anlardı onlar. Umut işine dört elle sarılmıştı. Babası bir gün ona,  gitmesini ve nikahtan sonra düzgünce işinin başında olmasını  önermişti. Teşekkür ediyordu sürekli  babasına. Herkesin böyle bir imkana sahip olmayacağının bilinciyle şükretmeyi de  unutmuyordu. Ama üniversiteyi onları üzmeden bitirmişti. Takdir ederdi  bunu zaten  babası.

Ev alındı, bir aya yakın bir sürede döşendi. Alışverişin her türlüsünde yanlarına  teyzesini de alıyordu Umut. Ama Ceyda’nın beğenisi çok önemliydi onun için. Ceyda ise çekingenliğini bir türlü atamıyordu üzerinden. İlk ve tek yaşadığı şeyle yüzleşmek onu utandırıyordu. Umut anlıyor, üstüne varmadan cesaretlendirmeye çalışıyordu. Çok anlayışlı bir gençti, zekiydi üstelik.
Annesinin ise, senelerdir onun çeyizini hazırladığından hiç mi hiç haberi yoktu Ceyda’nın. Yatak odasındaki büyük çeyiz sandığını merak ederdi sadece. Annesinin gülümseyerek çıkardığı her parça, onu heyecanlandırıyordu. Yanakları sıcacık oluyordu sık sık.

_Her şeyin hazır sayılır kızım. Ufak tefek eksikleri  de tamamlarız. Ben listeyi hazırladım …
_Bilmiyordum, benim için bu kadar hazırlık yaptığını hiç fark etmedim anne  dedi Ceyda . Teşekkür edip elini öptü bu defa annesinin. Sarıldılar ve bir süre öyle kaldılar.
Annesi biraz kendine geliyordu  sanki. Kardeşi öleli üç aya yaklaşmıştı. Ama oğlundan konuşmayı şiddetle reddediyor, o an yüzünü kapkara bir bulut sarıyordu sanki… Evde kardeşine ait ne varsa ihtiyaç sahiplerine dağıtılmış ve eve yeni bir düzen getirilmişti. Zamana ihtiyaç vardı. Nikaha ise on beş gün kadar kalmıştı. 

Son günlere yakındı. Ceyda Umut’tan kendisini kardeşinin mezarlığına götürmesini  rica etti. Telaşla unutmaktan korkuyordu. Annesine de teklif ettiler ama annesi, hayır dercesine  başını yukarıya doğru sertçe kaldırdı, üstelemediler…

Mezarlığa gittiklerinde gördüğü Ceyda’yı o kadar şaşırtmıştı ki… Bir kız vardı, mezarın ayak ucuna oturmuş ve elinde bir dua kitabı, hem okuyor, hem de hıçkırarak ağlıyordu. Onu cenazede görmüştü. Ufak tefek sarışın, güzelce bir kızdı. Yaklaşamadı önce yanına. Okuması bitsin istedi. Yanında bir su şişesi vardı, büyükçeydi. Sanırım toprağını sulayacak diye düşündü.

 Kıpırdamaktan korkarak,  onun göremiyeceği bir yere  gizlendiler. Duası bitmişti işte. Gözlerini baş örtüsü ile silmeye çabalıyordu. Çantasına uzandı. Bir torba çıkardı. İçinde minik bir çiçek fidanı vardı. Toprağın kenarına bırakıp elleriyle bir çukur açmaya çalıştı, açtı da. Fidanı yerleştirdi. Etraftaki topraklarla destekledi  ve  önce ona su döktü. Kalan suyu ise başucundan başlayarak eşitçe dağıttı. Artık Ceyda ile Umut bu ufacık,   ama kocaman yürekli kızın yanına yaklaştılar. Biraz ürktü onları görünce, hemen tanıdı  Ceyda’yı…
_Ceyda abla, çok üzgünüm. Unutamıyorum onu, çok sevmiştim ben… Gözyaşları karıştı sanki. Aynı kişiyi sevmek, aynı yürekte atmak gibiydi.


Sevgi paylaştıkça çoğalırdı. Acılar ise, daha az yıkıcı olurdu paylaşınca. Sevdiklerinizin acılarını paylaşın, onları bir nebze ferahlatın. Günü gelince bunun size neler kattığını mutlaka anlayacaksınız …



Ece Evren   25.09.2016



Devamını Oku

Ece Evren Yoncalı Şalın Sihri 11. Bölüm

Ece Evren Yoncalı Şalın Sihri 11. Bölüm


O günlerden birinin gecesi, yatağında uzanmış Umut’la mutlu olacağı günlerin düşünü kuruyordu. 
Birden, bir hafta evvel Umut’un teyze ve eniştesiyle onu istemeye geldikleri gün geldi aklına. Umut,  Ceyda’ya bir aksilik çıkmasından korktuğu için bunu bir an evvel gerçeğe geçirmek istediğini söylemişti. Olur demişi kız.” Ben annemle konuşayım...” Annesine hem birini sevdiğini hem de kararlı olduğunu anlatmalıydı.  Anne ve babasına bu konuda gerekiyorsa tavizsiz davranmasını salık veriyordu Umut. Yine ve bir o kadar da  nasıl anlatırım korkusu vardı  içinde Ceyda’nın. Bir sabah kahvaltı sonrası birden yumuşak bir sesle

_Bir gençle tanıştım anne, kardeşim ölmemişti daha. Annesi gözlerini dikerek ona
_Ne zamandır kızım?
_Üç aya yakın oldu sanırım.
_Yeni yani...
_Yeni ama çok ciddi anne, onu çok sevdim. Üstelik bilirsin daha evvel böyle bir şey olmadı. Senden ben hiçbir şeyimi saklamadım.
_Tanıyabildin mi peki birkaç ayda?
_Kim tanıyor ki kendisini bile aslında. Gördüklerim yetti anne, duyduklarım da…
_Büyümüşsün sen Ceyda, dilerim mutlu olursun kızım. Ceyda sevindi bu sözlere. Neler söylemişti annesi ona. Anneler erkek çocuklarına düşkün olur diye duyardı hep. Ama annesi kendisine iltimaslı davranmış ve bunu hep hissettirmişti ona. Neden kardeşime o kadar çok tepkili davranıyordu diye düşünmeden edemedi. Adalet duygusu olan bir kızdı.
__Anne, bunu söylemenin zamanı geldi, sana söylemeden önce çok düşündüm ve emin olmak istedim hep. Biz Umut’la evlenmek istiyoruz.
_Tabii de yavrum,  kardeşin ?  Biraz erken değil mi sence?
_Asude bir nikah anne, beni istemeye gelmek için senden bir fırsat istediler… Anneeee, lütfen diyerek o güzel ela gözlerini dikti ona…
_Olur kızım, bu hafta sonu gelsinler…

_Sağ ol anne diye fırladı yerinden. Annesine ne zamandır sarılmamış, onu öpmemişti böyle. Aslında kadının buna çok ihtiyacı vardı belki de. Birden annesine aktı kalbi sarılıp onu doyasıya öptü.
_Teşekkürler diye birkaç kez söylemiş ve uçarcasına odasına gitmişti.


Umut’ un getirdiği  bembeyaz çiçekler o günden bugüne hala odasındaki etajerin üstündeydiler. Onlar anılarını, Ceyda’nın düşüncesinde tazelerdiler.




Ece Evren        23.09.2016

Devamını Oku

Misafirim Olun

Misafirim Olun
Bazen öyle bir dostluk köprüleri kurulurki mesafeler bir anda yok olur.
İşte benim  kendi çok uzaklarda ama kalbi her an benimle atan çok güzel bir dostum var.
Bloggerin en güzel yanı da bana kattığı güzel dostlarımın olması.
çok uzun yıllar birlikte güzel günlere ulaşacağımızı diliyorum ve hissediyorum.
Canım Deryacım  Deli kızın bohçası buhafta beni misafir etmiş. Çok mutlu oldum. Deryacığımı tanımayanlar varsa hemen, hemen koşarak......
Misafririm olun haydi beabe yudumlayalım dostluk kahvelerimizi
Ben de misafirlerime hoşgeldiniz diyorum ve kahvenizi şuraya bırakıveriyorum sevgiyle.
Hoşgeldiniz Kahvesi

Devamını Oku

Ece Evren Yoncalı Şalın Sihri 10. Bölüm

Ece Evren  Yoncalı Şalın Sihri  10. Bölüm


Uzun süren hazırlıklar, Umut ve Ceyda’yı yorsa da çok mutluydular. Arada bir sahil kenarlarına gidip yürüyüşler yapıyorlardı. Yemek vakitlerinde Umut onu genellikle teyzesine götürüyordu. Ceyda ile çok kaynaşmışlardı, eniştesi hayran kalmıştı Ceyda’ya. ‘Kızım sen ne kadar kibarsın böyle …’diyordu. Ceyda da ona sevgiyle bakıyordu. Umut’un gerçek evlerine gittiklerinde ise annesi ve babası olmadıklarını öğrendiği halde saygısını esirgemiyordu onlardan. Lakin teyzesi, Umut’a gerçeği söylediğini nikahtan önce Sedef’e anlatmayı kafasına koymuştu. Nasıl tepki verirse versin göze almıştı. Doğru olan buydu zira…

Ev alınmış ve özellikle Ceyda’nın zevkiyle döşenmesini istemişti Umut. Alışverişlerde genellikle teyzesi eşlik ediyordu onlara. Kadının yüzüne can gelmişti. Umut’a gerçeği söylemenin, büyük bir yükten kurtulmanın ferahlığı vardı, mutluydu çok. Bir de Sedef’e söylerse içi tamamen rahatlayacaktı. Hiçbir günahı yoktu, mecbur edilmişti evladından ayrılmaya. Makul karşılaması gerekiyordu, zira para dışında hiçbir yardım önerisinde bulunmuyordu bile. Umut, giderek annesinden soğumaya başladığını biraz üzülerek fark ediyordu. Kolay değildi, bu yaşa kadar anne bilmişti. Babasını mağdur olarak görüyor, acıyordu ona. Ama iyi bir baba olmuştu ona, çok üstüne düşmese de nihayetinde erkek evlattı. Onu düşünürken insaflıydı bu nedenden.

Arkadaşları uzun süredir aramamışlardı, hayra yoramıyordu bu durumu. Yine de hiç aramak gelmiyordu içinden onları. Alışveriş dönüşü bu defa Ceyda’lara giderler. Annesi neşelidir, Ceyda arada bir annesine sarılır, kulağına “Sağ ol anne diye fısıldar” Babasının boynuna kollarını dolayıp “Babam benim…” diyerek öper onu. Çok neşeyle olmasa da annesi onlara kendisinin yapabileceği şeyleri mutlaka söylemelerini söylerken çok samimidir. Nihayet çaylar da içilir. Ayrılma vakti gelmiştir Umut için. Her konuda hassas davranır. İyi geceler diyerek ayrılır. Ceyda annesine hiçbir iş bırakmadan tertemiz yapar ortalığı. İkisi de mutlu olarak ayrı yerlerde uyumak üzere yataklarındadır şimdi. Gece onları sarar. Umut hemen uykuya dalmıştır. Uykunun hangi evresinde bilinmez, teyzesi girer rüyasına.

_Umuuut! diye sesleniyordur…
_Teyze uyuyoruuum…
_Umut oğlum…
Bu ses yankılanır rüyasının özgür ve sınırsız alanında, derken eko yapmaya başlar. Oğlum, oğlum, oğlum… Dayanma gücü azalır, yüreği çılgın gibi atmaya ve çırpınmaya başlar.
_Yeteeeer! Umut birden uyanır, etrafına bakar, pencereden içeri doğru giren rüzgar nefes almasına destek olur. Etkisi  ise, yeniden uykuya dalana kadar sürer.
Rüyalar, sözleşmiş gibidir iki sevgiliyi ziyarette. Ceyda rüyasında Umut’u görüyordur. Bir tepeye doğru koşuyor, Ceyda’nın bağırmalarını işitmiyor gibidir. Koşmaya başlar peşinden. Yetişemez, dizlerinin üzerine düşer. Ağlamaya başlar. Koşuyordur Umut ama fazla uzaklaşmıyordur. Birden kollarını havaya doğru açar, sağ elinde Ceyda’nın şalı vardır. Düşer Umut, Ceyda yanına doğru yeniden koşmaya başlar ama bir türlü ulaşamaz. Onu, tepeden bakar gibi görür birden, kan vardır göğsünde. Aman Allah’ım diye bağırır. Şal kıvrılarak  Umut’un kanla kaplanmış göğsünün üstünü kaplar. Ceyda hıçkırarak ağlar,” Umut ne oldu sana ?”diye üst üste bağırırken uyanır.


Bazı rüyalar vardır gelecekten fısıldarlar sanki bize. Bazen de korkularımızla şekillenirler. Uykularımızın konuklarıdır onlar, bilinç altımızın beyin sahnesinde şekillenmeleridir.

Hepinize güzel rüyalar dileklerimle…


Ece Evren   20.09.2016





Devamını Oku

okullar Açıldı ki

okullar Açıldı ki
Benim miniklerim 

Selam millet,
Bugün ne kadar yoğundu öyle.
Yeni miniklerim , yeni velilerim . İçim kıpır kıpırdı.
blogları şöylebir dolaştım da çocukları okula yeni başlayan blogger dostlarım oldukça fazla. inanın enaz sizin kadar ben  de heyecanlıydım.
Yeni eğitim öğretim yılımız tüm öğretmen ve öğrencilere hayırlı uğurlu olsun.
Bütün güzellikler bizimle olsun.
Bugünlük bu kadar ,  ileriki günlerde miniklerimle ilgili gelişmeleri size aktarırım.
Sevgiyle
Devamını Oku

Ece Evren Yoncalı Şalın Sihri 9. Bölüm

Ece Evren   Yoncalı Şalın Sihri  9. Bölüm



Umut en çok da sevgiye hasretti. Annesi ertesi sabah en ufak bir tepki bile vermedi. Aslında bir şeyler sormasını ne kadar isterdi… Yapacağı bir şey yoktu artık. Annesi babasına söylemiş miydi, ondan bile haberi yoktu. Teyzesine telefon açtı, evde olup olmadıklarını sordu. Birazdan geleceğini söyledi. ‘Ceyda’yı istemeye teyzemle eniştemi götürürüm, annem ve babam yurt dışındalar derim…’ diye mırıldandı kahvaltı sofrasında. Soğumuş kahvesinden kalan  yudumu da içip giyinmek üzere odasına gitti. Ceyda arar mıydı acaba? Ama sabredecekti, kararlıydı.

Ceyda ertesi sabaha daha umutla açtı gözlerini. Onun da durumu farklı sayılmazdı. Annesiyle aynı masada oturmak bile onu rahatsız ediyordu. Kardeşi öldükten sonra derin bir sessizliğe gömülmüştü kadın. Sık sık doktora gidiyor, babası ve onun sorularına cevap vermiyor, geçiştiriyordu. Bağırmaları, emirleri kesilmişti. Ara  ara ağladığını fark ediyordu Ceyda. Ama itici bir güç annesine yaklaşmasını engelliyordu sanki. ‘Üzülme anne…’ bile diyemiyordu. Kardeşi onun yüzünden ölmüştü. O evde hiç kalmak istemiyordu artık.

Umut geldi aklına birden, içini bir sevinç dalgası kapladı. Daha aramayacaktı onu , hele bir hafta daha geçsindi. Telefonunu sıvazladı, sanki onu aramak ister gibi. Okula gitmek üzere hazırlanmaya başladı. Dersler oyalıyordu, aslında Umut’u tanıdıktan sonra okula gidip gelmek daha zevkli olacaktı.
Artık kendisine bakmalıydı. Odasındaki tuvalet masasının önüne oturdu. Hep topladığı kumral saçlarını açtı, iki yana savurdu, şekil verdi. Gerçekten güzel saçları vardı, arkadaşları sürekli söylerlerdi. Bal renkli gözleriyle çok uyumluydu. Fazla makyaj gerektirmeyen oval bir yüzü vardı, burnu hafifçe kalkık ve dolgun, kıvrımlı dudaklarıyla çok güzel bir kızdı. Gözlerindeki ışıltıyı fark etti  birden utandı, ayna karşısında çok vakit geçirmezdi. Birden kalktı . Boyu uzuncaydı. parmak uçlarında durup  yükseltti kendini, topuklarına baktı. Umut ondan biraz daha uzundu. 'Üç-beş santim topuk farkı 'dedi, güldü ve acele ile hazırlanmaya başladı.
Bir mutluluk içine almak için onları bekliyordu. Kaderleri birbirine benzeyen bu iki genç, benzer  heyecanların  içindeydiler.

Umut teyzesinde kaldığı o gece hayatının, hatırlayabildiği en zor gecesini yaşamıştı. Yemekte hararetle onlara sevdiği bir kız olduğunu, onunla hayatını birleştirmek istediğini anlattı. İkisi de sevindiler. Annesinin bu habere çok kayıtsız kaldığını buna çok üzüldüğünü söyledi. Teyzesi de üzgündü . Bir şeyler söylemek istiyordu sanki...
_Teyze, yoksa sen de mi bana yardımcı olmayacaksın, annemle konuştun mu? 
_Yok oğlum, benim sana söylemek istediğim önemli şeyler var.
_Aman teyze, bu geceyi mi buldun, siz beni üzmek için sözleştiniz mi ?
_Dinle Umut, annenin kayıtsız duruşu seni üzdü anlıyorum. Ama sebebi var.

Ogece öğrendiği şey Umut’u çok yıkar. Annesi Sedef hanım, teyzesi ikinci çocuğuna hamileyken sürekli ona baskı yapar. Çocuğu olmuyordur ve doğacak çocuğunu ona vermesini ister. Umut’un babası yurt dışındadır ve ona, kendisinden ayrılacağı kuşkusuyla  hamile olduğunu söyler. O zamanlarda teyzesi başka bir şehirdedir. Ablamın yanında hamileliğimi geçireceğim yalanıyla hem eşini beklentiye sokmuş, hem de teyzesini büyük üzüntüye gark etmiştir.
Nihayet teyzesi başka çıkar bir yol bulamaz ve bu büyük yalana ortak olur. Sonra annesi teyzesini yaşadıkları şehre taşınmaya ikna eder, zaten Umut’u özlüyorlardır.Sık sık göreceklerdir. Aralarda Umut’u almaya geldiğinde sürekli  tembih eder Sedef hanım. Korkusu sadece eşindendir.

Umut teyzesinde kalamamıştır o gece. Adeta kaçarak eve döner. Hemen yatağına atar kendisini. Annesi salonda arkadaşlarıyla yine oyun oynuyordur. Bir an önce kaçıp gitme isteği doğar içinde. Ceyda’yı da alıp yurt dışına gitmek… Sabretmeliyim diye düşünür. Telefonu çalar, arayan teyzesidir. Nasıl olduğunu sorar şanssız kadın. Umut geçiştiren sözler söylerken hıçkırıklara boğulur. Teyzesi çok üzülmüştür. Yarın gelmesini, Ceyda ile ilgili öğrenmek istediği şeyler olduğunu söyler. Kapatır telefonu ve yere bırakır.

Hayat işte böyle sırlarla, kandırma ve aldanmalar ile dolu bir yerdir. Suç namlunun ağzındadır. Başkası  sıkar kurşunu ama siz suçlanırsınız bazen…



Ece Evren   18.09.2016


Devamını Oku