CaNim Ablam a

CaNim Ablam a
Hayat bazen o kadar bomboş ki , Ne en yakınların ne dostun ne en sevdiğin nede en değer verdiklerin için değmez ..Sen sanırsın ki onlar benim herşeyim Ama başına birşey gelse eminimki kimseler olmaz menzilinde ... Ben bunu bu hayatta çok yaşadım . O yüzden herzaman herşeye karşı tek yürek olmayı yaşamım boyuncada bütün olaylara gülüp geçmeyi tercih olarak seçtim çünkü önce Ben Ben Ben .. Kimse için bu kalbimi boşuna acıtamam anne 1 eş coluk çocuk 2 gerisi bomboş .Hele abi kardeş akraba bunlar yeri geldiğinde umrunda bile olmaz .
   Benim Canım ablam Tigris Ben bu blogta  uzun zamandır yöneticiyim kendi bloğum gibide yazılarımı yazabilirim ... 😂 Bugün senle konuştum , senden bundan sonraki döneme dair de söz aldım .. Beni sevip saydığın için Teşekür ederim . Bloğunda bloğumuzda o müstesna o mühteşem o harika yazılarının devamını bütün okuyucular için bekliyoruz .Sensiz bir blog Alemi Olabilirmi ? Sen Biz Blogcuların Cafesisin sen bizim vazgeçilmezimizsin .. Hastalık dediğin nedir ya elinin kiri yıkadınmı geçip gidiyor . Sende o gülümseyen yüzünle o muhteşem kalbinle kirleri yıkayıp arındıracaksın herşey normale dönecek. Zaten bana abla sözü verdin. Ondan dolayı da can kardeşini üzmeyeceksin. O yüzden ilk yorumu senden bekliyorum . Ve Bloğunun başında seni çekemeyenlere seni kıskananlara inat dimdik durmanı umuyorum deil bunu yapacağını biliyorum.Hastalık mastalık ayrılık mayrılık anlamam ben . Burası Tigris Cafe Buranında patronu sensin . Ben bu bloğu inşa ederken hastalık yüzünden çekip gitmen için değil bu bloğu en iyi yerlere getirmen için emekler verdim .
   Haydi o zaman Hayat boş Tigris Cafe yazıları ile Coş ..          
   BlogYazarki
Devamını Oku

Tigris

Tigris

Sevgili dostlarım ,
Son zamanlarda kendimi iyi hissetmediğimden dolayı rahatsızlığım yeniden nüksetti. Anksiyete nöbetleri yaşamımı güçleştirmeye başladı. Yüreğim o kadar kırgın ki, artık hiçbir şeyin anlamı yok  Son doktor kontrolümde İlaçlarımın dozu arttı . Bir süre kendimi toparlamam için buralarda olmayacağım. Hepinizi çok seviyorum
Hoşçakalın
Devamını Oku

Kekikli Patatesli Kiş

Kekikli Patatesli Kiş
Kekikli Patatesli Kiş

 Millettttt Tigris geldi neredesiniz?
Cafeye gelirken size de güzel bir tarif getirdim ama çok pratik ve bir o kadar da lezzetli.
Hem nerde pişirdim biliyor musunuz ? Tencerede. Evet evet teflon tencerede tuzlu bir kek yaptım bakalım siz de beğenecek misiniz. 
Hemen malzemeleri veriyorum.
Tuzlu bir kek . Bu tür sebzeli yumuşak keklere kiş de deniyor.

Malzemeler:

3 yumurta
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı sıvıyağ
1 pk kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tuz
2.5 su bardağı un
2 tane patates
1 tatlı kaşığı kekik
1 tatlı kaşığı pul biber ve karabiber
Yarım demet maydanoz.

Yapılışı:

Patatesler soyulup küçük küpler halinde doğranır. Yumurtalar tuzla birlikte çırpılır. Sıvıyağ yoğurt ilave edilerek çırpılmaya devam edilir.Un ,kabartma tozu ,kekik, pulbiber, karabiber de ilave edildikten sonra doğranmış patatesler ve kıyılmış maydanoz da katılarak karıştırılır. 
26 cm'lik teflon tencere iyice yağlanarak karışım içine boşaltılır. Üç dört kat alüminyum folyo ocağın en küçük gözünün üstüne serilir ve tencere konur . Çok kısık ateşte tencerenin kapağı açılmadan 1 saat pişirilir.
Üstü biraz beyaz kaldığı için ben ters yüz yapıp biraz da üstünü pişirdim çok daha güzel oldu.
 Ben patatesi kekiksiz düşünemiyorum. Siz de patates  ve kekiğin muhteşem uyumuna  eminim ki bayılacaksınız.
 Kekin tencerede pişmesi yaz sıcağında fırın işkencesinden kurtarıyor.



Devamını Oku

Kına Yakmaya Geldik

Kına Yakmaya Geldik
Kınalar yakalım elimize

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Kınayı getir annee parmağın batır anneeeeeee
Çakmak çakmaya geldik kınay yakmaya geldikkkk

Liste böyle uzar gider. Günlerdir bir düğün kıyamet. Mahalle düğünleri eş dost akraba düğünleri. Düğünlerin olmazsa olmazı kına törenleri.
Anadolu'nun binlerce yıllık geleneklerinden biri olan düğün törenleri pazartesi günü başlayıp pazar gününe kadar bir hafta boyunca sürermiş. Her günün ayrı bir anlamı ve ritüeli bölgelere göre değişiklik gösterse de birbirine yakın gelenekleri kapsar. 
Pazartesi günü erkek evine gelinin çeyizinin götürülmesiyle başlayan düğün, salı günü gelin hamamı ile devam eder, çarşamba gecesi ise kız evinde kadınlar arasında düzenlenen kına gecesi ile sürdürülürdü.
Kına gecelerinde gelin, genç kızlar ve yengeler Bindallı denilen atlas ya da kadife kumaş üzerine altın ya da gümüş sırma işli kıyafetler giyerler, gelinin yüzü mutlaka  pullu al bir örtüyle örtülürdü.
Mumlarla süslü  gümüş kına tepsisiyle erkek evinden gelen genç kızlar ve yengeler ellerinde mumlarla gelinin etrafını sararak, bir yandan acıklı maniler ve türkülerle gelini ağlatırlar bir yandan da başından ayrılık geçmemiş bir kadın tafarından kınası yakılırdı. 
Kına töreninden sonra eve toplanan kadınların söylediği türküler manilerle eğlence geç saatlere kadar devam eder giderdi.
Çeşitli  kuruyemişler , çörekler , tatlılar  yenilerek gelinin kınası kutlanırdı.
Erkekler de kendi aralarında bu geceyi kutlarlardı.
Günümüzde bir hafta sürecek düğün yapmaya insanların ne maddi imkanları ne yaşam şartları izin vermediği için yine de kına geceleri bir düğünün olmazsa olmazları arasında yerini korumaktadır.
Şimdilerde evlerin dışında sokaklarda veya düğün solanlarında kadınlı erkekli bir düğünden farksız olarak düzenlenen kına geceleri ya da gençlerin kendi aralarında düzenledikleri ve adına bekarlığa veda gecesi eğlenceleri, eğlenceden öteye geçip tam bir kapitalist sistemin çarkında yolunu kaybetmiştir.
Gelinin kına gecesinde değiştirdiği en az üç kıyafet ve yakınlarının da aynı şekilde sadece bir gece için alınan abiye kıyafetler, gelen davetliler için hazırlanmış, hediyeler, mumlar, şallar, pullu mendiller,keselerde çerezler,değişik renk ve şekillerde paketlenmiş kınalar, tefler, ziller, kırmızı duvaklı taçlar,benim de dünkü kına gecesinde bileğime bağlanan kurdeleler... Daha neler nelerrr. Artık öyle bir yarış haline gelmiş ki kim kına gecesinde ne yaptıysa ben daha iyisini daha fazlasını yapayım, aman moda olandan eksik kalmayayım. 
Açıkcası bütün bunlar elektronik cihazlarda çalınan hiçbir sanat değeri olmayan bangır bangır çalınan müzikler, güzel bir geleneğin gösteriş haline getirilmesi ve her düğünde olduğu gibi memnuniyetsiz insan yüzlerini görmek beni fazlasıyla yoruyor.
Bilmem bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
Çocukluğumda köyde bir kına gecesine gitmiştik, onu gördükten sonra şimdikiler bana kına gecesi gibi gelmiyor.
Kız evinde toplanan, bu yörenin özel kıyafeti olan sırma işlemeli kırmızı kadife şalvar ve sarka dedikleri üstten oluşan kıyafetleri giymiş, genç kızlar ve yengeler, ellerinde toprak çömleğe  gerilmiş deriden dümbelekleriyle maniler ve yöresel türküler eşliğinde gecenin çok geç saatlerine kadar eğlenmişler, erkek evinden gelen yengeler de gelinin kınasını yakmışlar, getirdikleri çerez ve baklavaları hep birlikte yemişlerdi. Kadınların kendi aralarında ve ellerindeki imkanları ile yaptıkları maddi kaygı taşımayan  bu eğlence gibi eğlence yıllar geçse de hafızamdaki yerini koruyacaktır.


Devamını Oku

Vazgeçilmezim Loccitane

Vazgeçilmezim Loccitane

Tigris, bitki çayı ve huzur


Merhaba dostlar,
Buralarda yaz yazlığını yapıyor da tam karasal iklimi de yaşatıyor . Gündüz çok sıcak gece desen oldukça serin. Tigris mümkün olduğunca kıpırdamadan duruyor. Kitaplara gömülmüş güneşin uykuya dalmasını bekliyor. 
Ama bir akşam oldu mu işte o zaman kendime geliyorum.
Gündüz mümkün olduğunca burnumu dışarı çıkarmıyorum akşam üstü serinliğinde işlerimi hallediyorum . 
Dün mecburi  olarak öğlen dışarı çıkmak zorunda kaldım. Döktüğüm terin, içtiğim suyun hesabını varıın siz yapın. 
Diyeceğim o ki Allah bu günlerde hepimizin yardımcısı olsun. 
Gelelim dün neden dışardaydıma. 
Benim gibi allerjik bünyesi olan biri öyle her istediği parfümü her istediği kozmetik ürününü kullanamadığı için, yıllar önce Loccitane ile bir tesadüfle yolumun kesişmesi üzerine artık vazgeçilmezim oldu. 
 Gelgelelim ben tam alışmışken buradaki  mağazanın kapanması beni her gittiğim yerde ,yurtiçi yurtdışı ,fellik fellik Loccitane aramama sebep oluyordu. Diyeceksiniz ki internet mağazası yok mu, var olmaz mı ama o büyülü kapıdan içeri girince kendimi çok iyi hissediyorum . Hoş dizatnı ve kokuları beni içine çekiyor. Yeni çıkan ürünlerini deneme şansım oluyor .
Sonunda burada  yeniden mağaza açtılar. Ve ben de en sadık müşterileri olarak uğramadan geçer miyim hiç? 
Loccitane'nın burdaki şubesinde öyle tatlı bir güzellik uzmanı var ki ayda bir beni cilt bakımı için çağırır oldu. Dün de arayınca sıcak mıcak dinlemedim koştum gittim. 
 Ayça aman efendim nasıl tatlı , nasıl ilgili ve bir o kadar da bilgili. 
Hangi ürüne ihtiyacım olduğunu söylüyor benim meraklı sorularıma bıkmadan cevap veriyor. Bitki
Loccitane'da değmeyin keyfime
çayımla birlikte başlıyor maskelere el masajlarına ohhh değmeyin keyfime. 
Loccitane'nın o büyülü dünyasında  hoş kokular içinde ben ne hayaller kuruyorum sormayın ? 
Bilmem kullananınız var mı ama gerçekten bu konuda tek geçeceğim ürünlere sahip. 
Kalitesi verilen parayı fazlasıyla hak ediyor. 
Bulunduğunuz yerde bir Loccitane varsa mutlaka uğrayın eminim memnun kalacaksınız. 
Bir de kullandığınız ürünlerin kutularını getirdiğinizde %10 indirim yapıyorlarmış . Nasıl sevindim . Atmaya kıyamadığım parfüm şişelerimi götüreceğim bir dahaki sefere.
İnternet  mağazasına göz atmak isterseniz 
Loccitane

Sevgiyle 
Devamını Oku

Kahveci Güzeli Tigris

Kahveci Güzeli Tigris
Selammmm keyifler nasıl bakalım?
Yeni tanıştığım dostlarımdan bu günlerde çok sordukları soruyu bu yazımla tekrar cevaplamış olayım . Nostaljik Salı yazısı olsın
Tigris Türk Kahvesi Aşığı
   

Her yerde karşılaştığım hemen hemen herkes şu soruyu sıkça sorar oldular.
- Bu kahve tutkusu nerden geliyor ?
    Annem bana hamileyken ,diğer kadınlar gibi erik , karpuz , turşu, tatlı, tuzlu, acı binbir güzel lezzette yiyecek varken , O tutmuş kahve aşermiş. Kahveyi kuru kuru yermiş. Daha önceki hamileliklerinde böyle bir şey yaşamamış. Benim kahve tutkum annemin karnında başlamış.
   Sonrasında, kahve şimdiki gibi her zaman herkes tarafından içilmezdi ki? Bayramda , seyranda, kız istemede vb. Ama dedemlerin evinden hiç eksik olmazdı. Hatta yeşil çekirdek kahve alınıp kavrulur, pirinç kahve değirmeninde taze taze çekilirdi. Dedem her gün bakır cezvede mangal közünde pişmiş kahvesini mutlaka içerdi. Bir gün annemler ve teyzemler bir yere gitmişlerdi. Ben de dedeme sürpriz olsun diye kahve yapayım dedim. Sekiz yaşındaki bir çocuğun kavrayacağı şekilde cezveye suyu koydum, kahveyi şekeri ekledim. Gördüğüm kadarıyla kahveyi yapmaya gayret ettim. Ama gelin görün ki kahve dupduru su gibiydi. Kahvesini çok az attığım için ölçüyü tam tutturamamıştım. Yine de dedeme götürdüm. O kadar beğenerek içti ki. Beni kırmamak için çok güzel olduğunu söyledi. Ama ben biliyordum bir yerde yanlış yapmıştım.
   Teyzemler gelince hemen sordum . " kahve nasıl yapılır lütfen bana öğretin " dedim. Teyzem de nasıl yapmam gerektiğini bir güzel anlattı. Ve ben kahve yapmaya başladım. Her seferinde dedeme daha güzel kahve yapmaya başlayınca şevkim daha da arttı. Hatta o sene bayramda kahveleri ben yapmıştım. Herkes büyük bir beğeni ile içip bana fazla fazla bayram harçlığı vermişlerdir.
   İşte o gün bu gündür kahveleri ben yapar oldum. Yirmili yaşlardan sonra da kahvenin kültürümüzdeki özel yerini daha iyi kavramaya başladım. Kahvenin damağımda bıraktığı eşsiz lezzetten bir daha da vazgeçmedim. Kahveci güzeli oldum çıktım. Her gün mutlaka bir fincan kahvemi ritüel şeklinde hazırlayıp hoş sunumlarla içmekten büyük keyif alır oldum.
    Yine Bol köpüklü nefis bir Türk Kahvesi nasıl yapılır diye sorarsanız, bana göre tarifi şudur.
Öncelikle taze çekilmiş kahve, bakır cezve, soğuk su iyi bir kahvenin olmazsa olmazlarıdır. Yapacağınız fincanla ölçülen su cezveye eklenir. Bir tepeleme kahve kaşığı( esikden kahve kaşıkları vardı, şimdilerde yok. Çay kaşığından büyük , tatlı kaşığından küçük boyda olurdu.) kahve, suya ilave edilir. Eğer sade kahve yapılacaksa başka bir şey ilave edilmez. Az şekerli yapılacaksa 1 küp şeker, orta şekerli kahve için,1.5 küp şeker, şekerli kahve için de 2 küp şeker ilave edilir. Tabiki bu ölçüler orta boy fincanlar için geçerli. Sonrasında ben hiç karıştırmadan direkt çok kısık ateş üstüne cezveyi koyuyorum.su kaynamaya başladıkça kahve de içinde karışıp köpüklenmeye başlayınca bir seferde fincana boşaltıyorum. Ve köpüksüz olma şansı olmuyor. Ama bir kaç kişilik yapıyorsam , kahve kabarmaya başladığında köpükleri kaşıkla alıp fincanlara bölüştürüyorum. Kaynayınca tek seferde fincanlara alıyorum. Genellikle bu yöntemle bol köpüklü kahve yapıyorum. Ama bazen kahve köpüksüz olabiliyor. Bu da kahvenin taze olmaması ya da iyi kalite kahve olmadığını gösteriyor. O yüzden bildiğim yerden taze çekilmiş kahve almaya dikkat ediyorum. Paketlenmiş kahveleri mecbur kalmadıkça kullanmıyorum.
   Haydi siz de  şimdi bol köpüklü bir kahve yapın , her yudumunda kırk yıllık hatırımız olsun.

Devamını Oku