21 Şubat 2019 Perşembe

ABUM ABUM Turkulerin Hikayesi

Merhaba Cafeciler.
Bugün kahvemizin yanına güze bir türkü eşlik ediyor. belki ilk defa duyduyğunuz belki de aa ben biliyordum dediğiniz.
Öz kültürümüzün önemli parçaları olan türkülerin hepsinde bir hikaye bir dram bir acı ya da sevinç görüyoruz.
Ben de televizyonda tesadüf dinlediğim bu türkünün yöresine bakayım diyearaştırmaya koyulmuştum ki acıklı bir hikayesi olduğunu öğrendim.
Sizlerle paylaşmak istedim.


Abum Abum

Yöresi:Tokat Reşadiye
Kaynak :Çakır Usta ( Kamil kaya )
Derleyen : Ali Kaya

Zamanında Tokat'ın Niksar ilçesinin bir köyünün ilkokuluna  genç yakışıklı bir öğretmen atanmış. Köyün güzel kızlarından birisi öğretmeni görünce vurulmuş. Öğretmenlik o devirlerde büyükbir saygınlık gerektiren meslek. Gel zaman git zaman öğretmen de bu kıza karşı hislerini gizleyememiş. Birbirine açılmış iki aşık. gel zaman git zaman öğretmenin tayini Niksar merkeze çıkmış.
kız üzüntüsünden annesine (Abu'suna) açmış konuyu. Annesi de " O koskoca bir öğretmen, onunla evlenmek sana düşmez sen onun dengi değilsin." demiş.
Öğretmen gitmiş ama gidiş o gidiş, ne o köyü ne de o kızı hatırlamış. ne bir haber ne bir mektup.
Bu sırada kızı bir çobana vermişler.
gelzaman git zaman bu kızın  sevdasının ağıtı dilde dolaşan türkü olup kına gecelerinde gelin kızlara söylenir olmuş.

Sevdiğime varamadım
İpek (naylon) çorap giyemedim
Muradıma eremedim

Abum abum kız abum

Sebebim sensin abum
Muradın olsun abum

Beni çoban ettiniz

On binimi yediniz
Günahıma girdiniz

Abum abum kız abum

Sebebim sensin abum
Muradın olsun abum

Şu Niksar'a varsalar

Sevdiğimi bulsalar
Şu halimi sorsalar

Abum abum kız abum

Sebebim sensin abum
Muradın olsun abum







19 Şubat 2019 Salı

Tigris 10 Bin bakımına Girdi


Selam Cafe dostları
Evet doğru duydunuz Tigris 10 bin  bakımına girdi.
tatil dönüşünden beri eski sıkıntıları nüksedip de dayanılmaz bir hal alınca o da soluğu önce sağlık ocağında aldı. kan değerlerinde bir problem olmayınca ille de kalbim dedi de başka bir şey demedi.
2015 yılında ilk tansiyon tanısı konduğunda aynı sıkıntıları yaşıyordum. bana psikolojik dediler. Yahu kalbimde var bir şey ben biliyorum desem de nafile. Çünkü çok zor bir dönemden geçiyordum. Büyük hayal kırıklıkları sonucunda birden tansiyon ve kaygı bozukluğu çıktı. ne gecem vardı ne gündüzüm. neyse geçelim buraları. Tam iyiyim derken yine başladı.Bu sefer tamam dedim babam da zaten kalp hastasıydı, diye kuruntulardan kuruntu beğenmeye başlamıştım. Çıldırmaya ramak kala gittim bir kardiyolağa.
EKG çekildi doktor Bey kalbime ultrasonla baktı.Kalpte yapısal bir sıkıntı yok dedi. Ama bir kalp holteri takıp bir günü takip edelim dedi. Asıl film ondan sonra başladı. Daha önce de tansiyon için holter bağlamışlardı. Upuzun bir gece beni koynuna alacaktı yine. Holteri bağlayan hemşire de tam beni kafadan, espriyle boynuma bağladı makineyi. Öğretmen olduğumu öğrenince hocam çocuklar sorarlar şimdi sana bu ne diye . Ben de dedim param altınım çok boynuma kese yaptırdım içinde taşıyorum deyince epey gülüştük.
 Hastaneden sonra soluğu okulda aldım. Ama nasıl bir sakinlik içindeyim ben de şaştım nasıl oldu yüreğime inmedi şarkı  misali.
 Akşama kadar herşey çok normaldi. Sadece elim ikide bir makinede , acaba çalışıyor mu , düşer mi diye kontrol ediyorum. Ayşegül  durumu fark etmiş sonunda dayanamadı iki de bir de makineyle oynayıp durma dedi bana. Yavaştan yavaştan da kaygının yerini yapıyorum. Ya kötü bir şey ar sa babam da zaten.....
Eve gelince günün yorgunluğu yavaş yavaş çıkmaya başladı. Erken kalmıştım, koşuşturma stres yarın sabah da yine gideceğim ya hastaneye en iyisi ben yatayım dedim. Saat 22.30 civarı ki bu saat bende olağan üstü bir durum.
Başımı yastığa koyar koymaz tık tık tık sesleri gelmeye başladı , Tigris gece yeni başlıyor senaryolardan senaryo beğen bakalım. Gözümü kapayamıyorum, sağ yanımda yatsam kolum uyuşuyor sola dönemiyorum makine ve aparatları böğrüme böğrüme batıyor sırt üstü yatıyorum , kalbimin vuruşundan anlıyorum ama İstanbul'u dinlemiyorum. Ben yüzüstü yatarım yoksa billah uyuyamam ki. Off Allahım  gece otobüse binip bir yerlere gitsem bundan daha rahat olurdum yahu.
Tam dalmışım. Yunan adalarındayım. Tigris rüyada yazmaya devam ediyor. Tam başka adaya geçecekken beni birden aşağıya çekiyorlar , diye uyandım baktım nabız Veliefendi'de  dörtnala koşuyor. Aman sabahlar olmasın. Gözümü kapatıyorum açıyorum saate bakıyorum , sanki dakikaları kamplbağa terbiyecisinin kaplumbağaları çekiyor. Saat 02 , 02.30, yok yok yok. yatakta döndüğüm hıza dünyanın dönüş hızı yetişemiyor. sabah da bir türlü olmuyor. Ezanlar okunuyor. Artık yorgunluk da iyiden iyiye beni esir alıyor. Bi yarım saatcik kadar uyuyorum ya da uyduğumu sanıyorum. Saat 07.00 birazdan kalkma vaktim gelecek, doktor ne diyecek acaba?
Artık kalkıyorum , hazırlığımı yapıp sokağa çıkınca soğuk rüzgar beni biraz kendime getiriyor ama nabız bu sefer yüz metre rekortmeni gibi koşuyor. Tramvaya nasıl bindim nasıl indim hatırlamıyorum desem yeri.
vaktinden önce hastaneye ulaşıyorum . Şu makineyi bir çıkartsam. Beni dünkü hemşire karşılıyor. Dün gecenin kısa bir kritiğini yapıyoruz. Biraz soluk alıyorum :Makineyle olan bağımızı kesip atıyor sevimli hemşire. Ya ama ben o keseye altınlarımı koyup boynumda taşıyacaktım.
Doktoru beklemeye koyuluyorum. dakikaları yine bizim kaplumbağalar çekiyor. Benim de kalbimi yarış pistine çeviriyor her saniye.
Sıra sonunda bana geliyor. Doktorumla görüşme sonunda holterin sonucunun temiz olduğunu çok düşük riskli olduğumu , nabzımın yüksekliğinin de kullandığım ilaçtan kaynaklı olduğunu öğreniyorum. Ha bir de kalbin yapısıyla alakalı olmayan çok nadir erken atım dedikleri durumu söylüyor. ki bu herkeste görülen bir durummuş. Bana bunun için bir ilaç verdi. Bu ilacın beni çok rahatlatacağını söyledi.Böylece herşey netlik kazandı.  Ben hala ısrarla kontrole ne zaman geleyim, psikiyatrla görüşeyim mi sorularını soruyorum. ya Tigris bi git bak bir şey yok. Korkulacak bir şey yok, diyemiyorum. Onca stres uzunnnn bir gece of ki ne offf.
 Ama bir  kuş misali uçarak çıkıyorum hastaneden . Hemen ilacımı alıyorum. Bi de ne göreyim ne sevimli kalp şekilli ilaç bu yahu. Bu minik beni düzeltecek , yine bir kalp benim ilacım olacak. Yine sevgi kazanacak.
Sevgiyle
Tgris
19.02.2019





17 Şubat 2019 Pazar

Dünden Bugüne -2019 #MİM#

Selam Cafeciler
Sonunda bu da oldu ve bloggerler dünyasında Şubat ayının ismi değişti. Zaten böyle bir cüce aya da kısa bir ad yakışırdı Şubat ayının yeni adı #MİM# ayı oldu.
Ne kadar mim varsa yapmak lazım değil mi ama .
Şaka bir yana sevgili  beni Derya çok güzel bir mime davet etmiş  Dünden bugüne -2019 Geciktirmeden yapalım da daha çok kişiye ulaşsın .
Derya’ya çok teşekkür ederim . Onun mim yazısını ŞURADAN okuyabilirsiniz , resimlere bakıp geçmişe yolculuğa çıkabilirsiniz .
Deryacım resimleri karıştırırken böyle bir mim aklına gelmiş ve eskiden giydiğimiz komik kıyafetler ve bugünkü tarzımız arasında bir yolculuğa çıkmamızı istemiş.
Ben de hemen bütün resimlerimi ortaya döktüm.
Açalım bakalım albümümden neler dökülecek ortaya . Eskiden ne güzel albümler vardı. Babacığım bana bu sevimli albümü almış ve itinayla resimlerimi tarih sırasına göre dizmişti.

Komik kıyafetli resim denilince elimde o kadar çok malzeme var ki ama bazılarını asla yayınlayamam.  Üç tane ağabey içinde yetişen Tigris’in takım elbise kravat (bu arada iyi kravat bağlarım), asker kıyafetiyle çekilmişleri var ay valla göstermem.
Biz eski dönemlerde giydiğimiz kıyafetlere bakalım. Ben bir evin bir kızı olduğum için kıyafet konusunda çok şanslıydım. Annem de üç erkekten sonra kızı olunca özenmiş bezenmiş giydirmiş süslemiş beni.
Resim çok olunca bir gruplama yaptım . Önce 70’li yılların ortaları ve seksenli yıllar yani benim doğduğum ve ilkokula gittiğim yıllara ait resimler .
Çoğu siyah beyazmış resimlerimin. En üst soldaki resim babamın müdür olduğu okulda mezuniyet töreni. Arkamdaki kişi de okulun ingilizce öğretmeninin  Amerikalı eşi Mayk.  Sağ üstteki resim de Yaz günü kürkümle çektirdiğim bir poz . Pek süslüymüşüm ben yaa . Sağ alltaki resim benim 4. Yaş günümde eskilerin deyimiyle haftalık fotograf olarak çektirilmiş.  Böyle poz verecem dedim ,kimse müdahale etmedi. 

Gelelim lise yıllarına 80’li yolların sonu 90’lı yılların başı. 
Oduncu gömleğinin moda olduğu yıllar. Saçlar olaymış
Kıyafetlerin de çok zevksizleştiği dönemler

90’ların başı ve ortası benim de üniversite yıllarım. Seksenleri aratmayan zevksizlikleri 90’larda da devam ediyordu. 

O zamanlar pek pantolon giymiyorduk. Piknikte giymişim bir tek. Artık öğretmen adayıyız ya giyim de ona uygun olmalı. 
Sağ altta pantolon etek modasına uymuş sportif Tigris görüyorsunuz 
Sol altta da o dönemin meşhur kırmızı ceketini giyip Şiir yarışmasında ödül alan Tigris var.

90’lı yılların ortaları göreve başladığım yıllar. 


Hafta sonları sportif Tigris beyaz çoraplar facia. Hep Micheal Jackson yüzünden 
Okulda ve törenlerde döpiyesli ve konserlerde olay olan kuyruklu eteğiyle . 

Gelelim milenyumun başlarına 
Sol üstte Eskişehir yöresinin mahalli kıyafetiyle çeşme başında Tigris ne yapıyor acaba? 
Sağ altta ilk kütüphanesinin açılışında Tigris saten gömleğiyle ve vaz geçemediği fuları. 

Ve ve ve günümüzde Tigris 
Yıllarla beraber rahat ve siyah kıyafetler Tigris’in kurtarıcısı oldu.Burayı hızla geçiyoruzzzzzzz

Çok keyifli ve bol resimli bir mimdi. Bu sayede  geçmişe yolculuk yaptım. Ne anılar canlandı gözümde
Benden bu kadar 
Sıra sizde kimleri mimlesem acaba Yok öyle isteyen yapsın demek, işin kolayına kaçmak. Hem mim kurallarına  aykırı hem de böyle denilince kimse üzerine alınmıyor. 
Ben en iyisi mimleyeceğim isimleri sıralayayım. Moda denilince hep kadınlar akla gliyor ben bir tane de erkek blogger tercih ettim .Umarım beni kırmaz


mimlendiniz merakla bekliyorum yazılarınızı.
Sevgiyle 







Öne Çıkan Yayın

Radyom Cici Ciciiii

TRT FM, TRT NAĞME, SHOW RADYO Hanımlar Beyler, Yıldızların bir bir fenerlerini yaktığı güzel bir cuma akşamından merhaba Hafta sonu ...