13 Haziran 2019 Perşembe

Sevgi Yüzü Güldürür

Selam Cafeciler
Biliyorum epeydir Ayşegül'den haber bekliyorsunuz.
Okulun son günleri iyice duygusal oldu.
Ayrılığın hüznü üzerine çöktü kaldı.
Gerçi o okulun ilk günü yeni okuluna gidecek ertesi gün hemen bana gelecek.
Ne güzel hayallerle gönlümü alıyor, beni teselli ediyor.
Yanımdan bir dakika ayrılmıyor.
Benim için de çok zor geçiyor günler, öyle alıştım ki ona
Tatil ikimiz için de ilaç olacaktır.
Yaşadığımız diyalogların en güzelini sizlerle paylaşmak istedim
Ki Ayşegül de ancak böyle bir final yapardı.

Şu pırıl pırıl elbiseyi giyip gelmiş. 
Öğretmenim bak ne göstereceğim? 
“ Sevgi yüzü güldürür.” 
Dedi ve pulları aşağı kaydırarak kalpteki sevgi yazısını gülen yüze çevirdi. 
Senin sevginle benim yüzüm de kalbim de hep gülüyor ve hep de gülecek. 
Bir sihir gibi dünyama girdin.  tıpkı o cılız parmaklarının pullara dokunuşu  gibi birden kalbimi güldürdün. 
Güle güle benim ,minik yüreğine en kocaman sevgiyi sığdıran ,güzelliğim. 
Yolun bahtın hep açık olsun. 
Bendeki yerin denizler kadar engin . 
Güle güle küçüğüm
Mutlu yüzüm
Gözbebeğim
Sevgiyle
13.06.2019 



Not: bu resimde okul bloğu hakkındaki düşüncelerimi soruyordu. 
Okul bloğu dediği onu sizinle tanıştırdığım, benim cafenin ta kendisi.
 Sizlerin Onu çok sevdiğinizi, benim de onunla ilgili yaşadıklarımı yazmaktan çok mutlu olduğumu söyledim.  Meşhurum ben demeyi ihmal etmedi, gülümsedi.
Giderayak röportaj da yaptı ya benimle. 
Of ya gözüme toz kaçtı


Ayeşgül'ün diğer maceraları için
     tık tık
    burada
    Tık tık
    burada
    tık tık
   burada
   tık tık
   burada
  tık tık
 


10 Haziran 2019 Pazartesi

Biri Kep mi dedi ?


Merhaba Blog Dostları.
Yine arayı açtım biliyorum.
Bayramdı seyrandı derken fırsat bulup da iki satır yazamadım ki
Bu aralar aklımdaki konu gündemimizde de yer alan mezuniyetler sene sonu gösterileri( gösterişleri)
Artık nasıl tiksindiysem, kepin cübbenin adını bile duymak istemiyorum.
Bir sene boyunca çocuğu ile ilgili uyarılarıma kulak vermemiş, çocuğuyla ilgilenmeyi milletin içinde şapur şupur öpmek olarak algılamış anne benden sene sonunda diploma töreni istiyor.
Hele bir sor niye istiyor?
Neden olacak onun başkalarından ne ayrıcalığı var sosyal medya hesaplarından bol bol resim paylaşacak. Çocuğu yere çöp atıyormuş, arkadaşlarına şiddet gösteriyormuş. Adam sen de.
kelimenin tam anlamıyla gösteriş.
Sen de bana  hele bir sor , neden tören yapmıyorum ?
Sor sor çekinme.
Böyle bir saçmalıkla neden vaktimi boşa harcayayım, çocukları perişan edeyim? Ve neden egolarınızın tatminine yarayacak anlamsız işlerle uğraşayım.
  Bu gösterişe ne kendimi ne de çocukları alet etmiyorum, etmeyeceğim de.
Nereden çıktı bu kep cübbe geleneği. Neredeyse her sınıfta kep töreni yapılır oldu. Üniversiteyi bitirene kadar olmamalı. Çocuklar da bu saçmalığa alet edilmemeli.
isterim ki bütün çocuklar en güzel okullardan mezun olsun, hepsi iyi yerlere gelsin. Ama egolarınızı şişirecek resimlerle bunu milletin gözüne gözüne sokmayın.
Öğretmenlerde de kabahat büyük. Yeni moda şu hatırası bu hatırası diye saçma sapan panolar önünde çocukların fotoğraflarını çekmekten geri durmuyorlar. Aman Tanrım, nasıl da boş işler. Ve onlar çalışkan öğretmen sen yapmayınca da bin türlü laf.
Dostlar alışverişte görsüncüler yüzünden geldiğimiz hale bak.
Sene sonunda verdiğimiz raporda yazanlar velinin dikkatini çekmiyor. Varsa yoksa karnenin süsü öğretmenin verdiği hediye.
Olur olmaz her yerde paylaşılan çocuk resimleri oldum olası karşıyım. İleride nasıl kötü sonuçlar doğuracağını bilmiyoruz, kestiremiyoruz. Kimsenin mahremiyeti diye bir şey kalmadı.
Lütfen ve lütfen böyle saçmalıklara alet olmayın, çocuklarınızla geçireceğiniz zamanlar özeliniz olsun ve resimleri de özelinizde kalsın.
sevgiyle.



29 Mayıs 2019 Çarşamba

YAZ MİMİ # MİM#


Blog dünyasının vazgeçilmezlerinden birisi olan yeni bir mim etkinliğiyle burdayım.
Bu sefer etkinliği Efsunvari başlatmış ve sevgili dostum Beyaz Yakalı da bana paslamış.
Yazın başlangıcına girdiğimiz şu günlerde içimizi kıpır kıpır yapacak sorular bakalım nelermiş?

1-Yaz mı, kış mı? 



Ben kış bebesiyim tabiki de kış.
Sıcakla da pek başım hoş değil zaten. Kar olsun kış olsunnnnn.






2- hayalindeki tatil neresi, neden ? 


Hayalimdeki tatil daha önce hiç görmediğim yabancı bir ülkede o ülkenin gelenekleri, yemekleri, tarihi ve doğal  güzelliklerini görmek gezmek ve eğlenmek.
Ya da doğayla iç içe bir orman köyünde  köyünde kitaplarımla huzuru yakalamak.

3 - Tatil hakkındaki en büyük beklentin nedir ?

En büyük beklentim, huzurumu kaçıracak kişi ve şeylerin benden uzak olması. ne kadar az insan o kadar huzur.Adı üstünde tatil.
Tatile gittiğiniz insanların ufak şeylerden problem çıkarması kadar sinir bozucu bir durum yoktur herhalde.
 Yanınızda avazı çıktığı kadar ağlayan  ya da ortalarda başı boş koşuşturan çocuğuyla ilgilenmeyen aileleler yüzünden tatil mümkünse insansız ortamda olmalı. Hele de beş yıldızlı otellerde parasını verdim mantığındaki insanlardan Tanrı hepimizi korusun.

Park Guell
4- Sınırsız bir bütçe, sınırsız bir yol masraf hakkı olsaydı elinde ... Bunu nasıl kullanırdın ?
O zaman tutmayın siz Tigris'i şehir içi dolmuşa biner gibi bir uçaktan diğerine sabah kahvaltısı Paris akşam yemeği Barcelona. Oh gez gez gez . Dünyayı gezer gezer gezerdim.
haa ülkemde de görmediğim bir kaç yer var.Özellikle Gap yine yaram depreşti. Gidemedim ya ben GAP'a abuk sabuk bir nedenden dolayı. Bu sefer bir kere değil iki kere giderdim.


5- Unutamadığınız bir tatil anınız var mı ?


Sultan Murat Yaylası
Olmaz mı? her tatilimde yeni bir anı yaşarım. Ama bu ailece bir araya geldiğimizde anlatmadan edemediğimiz anıdır.
 Bilenler bilir ben anne tarafından karadenizliyim. aile büyükleri vefat edince yıllardır memlekete gidemez olduk. 2013 senesinde rahmetli babam annemi karadenize götürmek için abimle sözleşmişler. biz bir minibüs kiralayarak çıktık yola. Yol uzun Trabzon'a kadar dinlene dinlene gidiyoruz. İçimize sine sine , memleket özlemi gideriyoruz. Neyse sonunda Trabzon'a vardık. Trabzon'a gelip de yaylalara çıkmadan olmaz. Sultan Murat yaylası yazısını görünce başladıkdağa tırmanmaya. Tırmandıkça sis bastırıyor. Zirveye vardık. Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerdeyiz. Hava buz gibi. Ramazan ayındayız. İki dükkan var onlar da zaten kapalı. Bir kaç ev var, dersiniz ki vahşi batıya mı geldik. hava o kadar soğuk ki Kasap bile etlerini dışarıya asmış. Rahmetli babam şeker hastası olduğu için acıktı. Bizler de yayla havasını alınca bir şeyler yesek demeye başladık.
Bir fırın gördük. İçeri girdik. Girdik girmesine de fırıncı tipik karadenizli. Bize pek bir suratsız bakıyor. Dedik pide yiyeceğiz. Paket mi yapacağım diye sordu. Yok yok biz urada yiyeceğiz dedik. O ısrarla paket mi yapacağım diyor. Pideci bir şey demiyor ama yüzü de sirke satmaktan vazgeçmiyor.
Ben de tam ona yakın masada oturuyorum. Adam tam karadeniz şivesiyle  demez mi Ramazan günü biz gündüz pide yapmayız. Gündüz dediği saat iftar vaktine 1 saat var. bakın masalarda servis bile yok. Dedik bizler uzaktan geldik, babam şeker hastası. ne desek pideci anlamıyor. neyse pideleri başladık yemeye. Yoldan geçen bir kaç kişi belli ki o köyden dükkanın içinde pide yiyen bizlere garip garip bakıyorlar. Pide mi yedik dayak mı yedik anlamadık. Abim ortamı yumuşatmak için Pideciyle sohbete başlıyor. Adı Bahattinmiş, 20 ağustosta her sene yayla şenlikleri yapılırmış. Gönülsüz ve suratsız anlatıyor.
Bahattin aramızda en yavaş yemek yiyen annemin başına dikilip ( Bu arada gezi boyunca anneme oruç tutturmadık. ) "Ninecuğum biri yer biri pakar kıyamet ondan kopar ." sözüyle gezinin de anılarımızın da baş köşesine kurulup oturdu.
Bu söz annemin içine öyle bir oturdu ki tatil dönüşü üç ay oruç tuttu.
 Seni hiç mi hiç  unutmadık  Pideci Bahattin.
Gittiğimiz tatil dönüşlerinde babacığım geziyle ilgili yaşadıklarımızı kitapçık haline getirtirdi. Çok ilginçtir ki kimse Pideci Bahattin'de fotograf çekmemiş. Artık bizi nasıl gerdiyse fotograf çekmek aklımıza bile gelmemiş.


6- Yazın yapmaktan en keyif aldığınız aktivite nedir?


Benim yaz tatillerim uzun olduğu için, hep tatil yerlerinde değilim. Eğer evdeysem, köşeme çekilip saatlerce kitaplarda kaybolmak, ya da yeni bir yemek , soğuk içecek tarifi denemek.

Eğer tatile çıkmışsam da, denizin nimetlerinden yararlanmak. Gittiğim yerlere özgü yemekleri tadmak. Doğa, tarih ve kültürel gezilere katılmak.


Sorular bu kadardı. Keyifle cevaplayacağını umduğum arkadaşlarım pas sizde.

Derya
Yurdagül
Aylak editör










Öne Çıkan Yayın

Yitik Zamanlar....

Yitik zamanları beş geçiyordu, saniyelerde atan kalbim.  Tigris