Ekim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2017 Pazartesi

Ekim KIRMIZI BEYAZ

Ekim KIRMIZI BEYAZ

Selam Dostlar
 Ekim ayını uğurladığımız bugünlerde Ekimin ruhunun rengini yazmayı unuttuğumu sandınız ama yanıldınız. Sabırla bekledim, her yer kan kırmızıya kessin diye. Kırmızının en güzeli beyazın en temiziyle buluşur da gördüğün her yerde içinde aşkların en güzeli yeniden canlanır.  Ekime en çok kırmızı beyaz yakışır. Ekime  en çok kırmızı beyaz ,TÜRKİYEM sana  da ATATÜRK VE CUMHURİYET yakışır.
Sevgiyle

29 Ekim 2016 Cumartesi

Cumhuriyet Bayramımız

Cumhuriyet Bayramımız 

Canım Ülkem TÜRKİYEM
Doğumgünün kutlu olsun.
Cumhuriyet Bayramımız Kutlu olsun.

27 Ekim 2016 Perşembe

Ve Öyle de oldu

Dualarımdasınız


Merhaba dostlar,
Hani öyle anlar olur ki yüreğinizin en derininden bir ses size el açtırır da en samimi hisler dudaklarınızdan dökülür.
işte öyle bir andayım. Ve kalbimi açtım, bütün güzelliklere,huzura , sağlığa , sevgiye, başarıya...
Ve kalbim diyor ki şu anda kim ne istiyorsa Allahım isteklerini kabul etsin. Hastalara şifa, dertlilere deva,işsizlere iş, aç susuzlara aş, yalnızlara aşk, evsizlere ev , mutluluk,huzur ihsan etsin.
Hepinizi çok seviyorum, her geçen gününüz dünden güzel olsun. Gönlünüzdeki muradınız gerçek olsun.
Ve öyle de oldu.
Sevgiyle

23 Ekim 2016 Pazar

L'occitane Buluşması 2

L'occitane

Selam dostlar,
Bu sıralar cafeye pek yolum düşmez oldu.
Gayet iyiyim merak etmeyin. Babam da her geçen gün iyileşiyor. 
Hiçbir şeyi de kafama takmıyorum, nasılsa herşey olacağına varmıyor mu? 
Her ne kadar kendime vskit ayıramadaö da küçük kaçamaklarla ruhumu ödüllendiriyorum. 
Dün de ödül günlerinden biriydi. Hani hatırlarsınız daha önceki bir yazımda L'occitane'daki Ayçacım'dan  bahsetmiştim.  Burada hah işte dün yine beni çağırdı. 
Aman Allahım nasıl içten bir karşılama , nasıl özel bir ilgi. 
Mağaza Müdürü Mert Bey, şaşkın gözlerle etrafına bakınırken mumlar, aromatik yağlar ve bitki çayları eşliğinde bir sessizlik bir huzur bütün benliğimi kapladı. Geçen her dakika bana sunulan bir ödüldü. 
Meğer çok ihtiyacım varmış. 
Siz de kısa molalardan mutluluk duyuyor musunuz ? 
Espark L'occitane

18 Ekim 2016 Salı

Sessizligin Rengi

Sessizligin Rengi

 Merhaba dostlar,
 Hızlı akan günlerin peşi sıra, koşar adımlarla yetişmeye çalışırken arada bir kısa molalar ve sessizlik ruhun en iyi ilacı oluyor .
Dün çocuklarla konuşurken bir an sessizlik oldu.Hani sohbetin en hararetli yerinde birden herkes sus pus olur. İşte öyle.
"Ohhhh  be dünya varmış" dedirten cinsten.
 Çocukların renklerle dolu dünyasında birden düşündüm de sssizliğin rengi olsa ne renk olurdu acaba.?
Ve sordum miniklerime hepsi bir renk söyledi. Ama çoğunun rengi ortaktı.
Size de sorsam aynı soruyu sessizliğin rengi nedir diye , sahi ne dersiniz ?

16 Ekim 2016 Pazar

Kahve altı şiirleri

Bir kahvenin hatırıdır,
Dostluk köprülerini yapan
                            Tigris

Kahve altı şiirleri

13 Ekim 2016 Perşembe

Birinci'ligin Mutluluğu

Cafe Tigris Birinci


Merhaba dostlar,
10.10.2016 tarihi itibariyle www.cafetigris.com yeni ve daha geniş kitlelere ulaşacak şekilde dünyaya geldi. Cafenin yeni adresinin sevincine, bugün bir de sevgili Tufan'nın sürpriz dolu yayını eklenince mutluluğum ikiye katlandı.
Daha önce  buradan da duyurusunu yaptığım bloggerler yarışmasının sonuçları bugün açıklandı.
Birinciliğe layık görüldüğüm için çok mutluyum. Katılan kişinin az olması her nekadar beni üzse de ,katılımcı dostların  çoğunluğunun beni birinciliğe layık görmelerinden gurur duydum.
 Bloğumu açtığımda bugünleri göreceğim aklımın ucundan geçmezdi. Günceme , cafeme sırdaş olan; benimle ağlayıp, benimle gülen dostların olması çok güzel.
Sevgili Tufan'a bir  kere daha teşekkür  etmek istiyorum, hem emekleri hem de güzel yüreğinden dolayı.
Tigris Cafe'yi bu değere layık gören herkese sonsuz teşekkürler
Sevgiyle.
 Yarışmayı kazanan , sevgili dostlarım

http://www.sebebim78.blogspot.com.tr/

http://www.acemidemirci.blogspot.com.tr/

http://www.orgucantam.blogspot.com.tr/

http://www.bucurukveben.blogspot.com.tr/

http://www.herseydenkonusmali.com/

 Hepinizi ayrı ayrı tebrik ederim. Laf aramızda hediyelerinizi merak etim doğrusu.

Not: -Tufancım kırmızı kurdelemi unutma ha altınımı boynuma takacağım
        -Bu günün şerefine  bütün kahveler Cafe'den 

12 Ekim 2016 Çarşamba

Kahveli Söyleşiler


Kahveli Söyleşiler

Merhaba blog dostlarım. 
Bilindiği üzere anne tarafından Trabzonluyum  Ya bıgün de çocukluğuma , Trabzon'a doğru yola çıktım. 
Her sene, yaz tatilini Trabzon'da dedemin üç katlı ahşap evinde geçirirdik.  Sotka mahallesinde kaleye bitişik inşaa edilmiş o heybetli binanın duvarları dede,anneanne,torun, dayı, teyze, yeğen, yenge,enişte bütün ailenin hoş sadalarıyla yılar ve yıllar çınladı durdu.
Ahşap merdivenler, gün boyu çocukların patırtısından yorgun düşerdi.
Onca çocuğu büyüten bina ,  bir kandil gecesinde küçük abimin ilk çığlıklarına da tanıklık etmiştir.
Yüksek tavanlı , yukarıya doğru sürgülü pencereleri , bir odadan bir odaya geçerken gıcırdayan tahtaları adeta bize yılların yorgunluğunu hatırlatırdı .
Bodrum katta  su sarnıcı  olarak yapılan , eve şehir şebeke suyunun gelmesiyle birlikte fındık kabuğu depolama görevine devam eden sarnıçtan gelen ses , Trabzon eski evlerinin olmazsa olmazı fındık faresinden başkası değildi.
İki kanatlı ahşap kapıya birisinin geldiğini tok sesli kapı tokmağından gelen ses bildirirdi. Hemen camdan bakılır gelen buyur edilirdi. Öyle merdivenleri inmeye gerek kalmadan, bir ucu kapı koluna diğer ucu da merdiven başına bağlanan urgan çekildi mi kapı açılırdı. 
Gelen kişi aşağıda taşlık denilen yerde ayakkabılarını çıkarır, evin küçük kızı koşar hemen ayakkabıları çevirir merdiven basamaklarına sıralanmış terliklerden birini gelen kişiye verirdi. Ailenin en küçük torunu olarak bu görev genellikle benimdi. Misafir karşılamak ve uğurlamak benim için ayrı bir zevkti. 
Gelen kişi sofa denilen yerde baş köşedeki divana oturtulur ve koyu bir sohbetin içinde şen kahkahalarla yankılanırdı duvarlar.
Daha yazacak çok şey var ama devamını merakla kimler bekleyecek bakalım.
Şimdilik hoş ve hoşluklarla kalın sevgiyle. 
12.10.2016
Tigris 

Çayım İnce Bellide

Çayım İnce Bellide

 Bir efsaneye göre milattan  önceki yıllarda  Çin imparatorunun tesadüfen bardağına düşen çay yaprağının büyüsüne kapılmasıyla birlikte çayın insanoğluyla yolculuğu başlamıştır.çayın Avrupayla tanışması binlerce yıl sonra olmuş. Kahve tiryakisi  olan Ülkemiz  1900 lü yıllarda çayla tanışmış , sonrasında  hayatımızın başköşesinde yerini almıştır.Çay üretiminden içimine kadar bir sürü özel işlemden geçer.Bir ritüel halinde sunulur.Sabah kahvaltısından gecenin geç saatlerine kadar her an heryerde karşımıza çıkan çay değişik kültürel değerlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Çayın demlenmesi ve sunulması sırasında kendine özgü eşyaları vardır. Porselen demlik en güzel tadı yakalamak için şarttır.İnce belli zarif bir bardakta porselen çay tabağıyla ikram edilirse göz zevki de doyurulur.Gerçek çay tiryakilerinin tercihi küçük bardakta olur, çayı soğutmadan içmek için.
Rusya'dan ülkemiz kültürüne giren semaver( kenydi kendine kaynayan ) ve kıtlama çay genellikle doğu illerimizde geçerliliğini halen korur. Kıtlama çay tutukunları küçük kbir şeker parçasıyla üç dört bardak çay içebilmektedirler.Sabah kahvaltısından başlayarak ,hanımların günlerinde yapılan birbirinden leziz yiyeceklere ve sohbetlere eşlik eder .işyeri ziyaretlerinde çay askısında üzeri metal tabakla örtülmüş şekilde kazan çayı olarak karşımıza çıkar.Çocuklara bardağın yarısına kadar doldurulmuş açık çay önce şekeri eritilip soğuk su ilave edilerek " paşa çayı " olarak ikram edilir.Akşam çaya misafir varsa ,kuru kuru çay ikram edemez evin annesi.yanında eşlik edecek mutlaka bir kek olmalıdır. Akşam oturmalarında Yaşlılarınki  tansiyonu, çarpıntısı , uyku sorunu gözetilerek açık ve limonlu olarak sunulur.Artık çay içilmeyeceğini belirtmek için çay kaşığı bardağın üstüne ters bir şekilde konulur.Ev sahibi nezaketinden" çayım daha var iç bir tane daha " diye ısrar eder.
Ağız tadıyla içilen bir bardak çayın üstüne yoktur.Tıpkı bir ailenin uyumlu yaşamı gibi.
Çayın alt demliği kaynanadır. Sürekli kaynar durur. Hatta dikkat edilmezse taşabilir. 
Üst demlik gelindir alt demlik kaynadıkça onunda harareti artar ama zamanlada olgunlaşır ve demlenir
Gelinin kocası bardaktır her iki çaydanlıktanda yeterince nasibini alır.
Biraz kaynana doldurur onu biraz da gelin, bu nedenlede denge unsurudur.
Açık ya da demli çayın hoşa gitmemeside bundandır.
Çocuklar çayın şekeridir, tat verir. Çok şeker, çayın lezzetini bozar.
Şekersiz çaya alışanlara ise bir tanesi bile fazla gelir.
Görümce ise çay kaşığıdır. Arada bir gelir karıştırıp gider.
Kayınpedere gelince o da çay tabağıdır. Çayın demine suyuna karışmaz.
Bir kenarda lök gibi oturur. Sadece dökülenleri toplar ve çevreye zarar vermesini engeller.
Ancak arasıra boşaltılması gerekir. Yoksa taşıp herşeyi berbat edebilir.
Çay süzgeci ailenin sahip olduğu değerlerdir. Aileyi dış müdahalelerden korur. Delikleri büyük olursa çayın tadı kaçar.
Suyu ısıtan ateş ise hoşgörüdür. O olmadan çay da olmaz.
Kısacası bir bardak çay ailedir.
Çay bahçeleri vardır, insanların ailecek gelip nefeslenebilecekleri, sıcacık salaşlığıyla günümüz kafelerine inat . Eski filmlerde Eyüp'te Piyer Loti  tepesinde tahta sandalyelerde eşsiz manzara eşliğinde yudumlarken çaylarını aşkların en ölümsüzü yaşanırmış.şairlere de ilham olmuş , buğulu bir bardak çay. biz çayın yalnızlığa iyi gelen tarafını da severiz…
Oğuz Atay
bir gün çay içelim seninle, çaylar benden manzara senden olsun…
Orhan Kemal
basit yaşayacaksın basit, sanki bir gün yaşamın sona erecekmiş gibi basit, çay, simit ve peynirle…
Nazım Hikmet Ran
çay bardağında bırakılan dudak payı kadar bile uzak kalamam gözlerine…
Sunay Akın
Çayın yalnızlıkla başı pek hoş değildir,sohbet ister.dost ister, yaren ister. İnce bellide içtiğiniz her bardak yüreğinizdeki insanla olsun.

6 Ekim 2016 Perşembe

Ateş Dikenleri Meyvede


Ateş Dikeni 

Selam güzel insanlar,
Yoğun tempolu bir Eylülü geride bıraktık, Ekim de hızından bir şey kaybetmemek için elinden geleni ardına koymuyor.
Ne zaman sabah  ve ne zaman gece oluyor anlamıyorum.
Okul çıkışlarında havanın tatlı serinliğini yüzümde daha fazla hissetmek için yürüyerek eve geliyorum.
Ağaçlar da olmasa hangi mevsimde olduğumuzu da anımsayamayacağım.
At kestaneleri, cevizler yolumu dört gözle bekleyen dostlarım, her akşam üstü dalından koparak ayaklarımın ucuna düşüyorlar. Bir tanesini alıp usulca cebimde saklıyorum. Bana sonbaharın güzel anlarını hatırlatsınlar diye.
Yapraklar da başladı dökülmeye. Hele o komşu  bahçenin ayvaları... Eskilerin deyimiyle bu sene kış çok  çetin geçeceğe benzer, küçük ağaç ayvadan yıkılıyor.
Bir de ateş dikenleri meyvede.
Güneş ışığında daha bir turuncu. Doğa salkım , salkım takmış turuncu küpelerini, sarıyla uyumlu, küf yeşili desenli fistanıyla. 
Sonbahar başka bir güzel, hayat herşeye rağmen yaşamaya değer.
Bir dalın bile size söyleyeceği o kadar çok hikaye var ki duymayı görmeyi bilirsek eğer.

Öne Çıkan Yayın

Yalnızlığa Dair

Birine bağlanamayacak kadar        kalabalık yalnızlıklarım         var benim .  Tigris