Ramazan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ramazan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2019 Perşembe

İstiridye'den Eski Ramazanlar #MİM'i #

Merhaba yeni gün merhaba dostlar
 İnsanlığın yıl içinde kendine  göre kutsi değeri olan günler vardır . Müslüman aleminin de en değerli  günleri  Ramazan Ayı'dır
Sevgili İstiridye Avcısı Ramazanla ilgili güzel bir mim başlatmış ve beni de davet etmiş.
Başlattığı mimi okumak isterseniz .yazısı burada İstiridye Avcısı
Kendisine teşekkürlerimi sunuyorum ve hemen  sorulara geçiyorum.
Ramazan Pidesi

1- Ramazan'ı bir hediye paketine benzetirsek sizin için  nasıl bir hediye paketi olurdu ? içinde sizin için neler olurdu ?
     Ramazan,  çok ince düşünülüp nefsin sadece yeme içme değil her türlü kötülükten de uzak durmak gerektiğine inandığım bir aydır.
      Gerçek manasını kavrayabildiğimizde kendisi başlı başına bir hediyedir.
       Son yıllarda rahatsızlığım nedeniyle oruç tutamasam da Ramazan'ın ruhuna uygun olarak kendime dönerim ve nefsimin yaptığı yanlışları sorgularım ve bir daha yapmamak için gerekli dersleri çıkarırım.
       Ramazan benim gözümde göz kamaştırıcı ışıklı bir paket olarak gelirdi.
       Paketin içinden insanlığımızın gerekliliğini hatırlatan sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet,çıkar.

2- Ramazan'la ilgili hatırladığınız en net anınız hangisidir? Size kazandırdığı hislerle birlikte anlatır mısınız ?
          Ramazan'la ilgili hatırladığım en net anı rahmetli babam ve abilerimle oturduğumuz ailemizin bir arada olduğu o en güzel günlerle dolu iftar sofralarıdır. Annemin yaptığı nefis yemeklere karışan sıcak pidenin kokusunda son beş dakikanın sabırsızlıkla beklendiği o mutlu ve huzurlu günler.
          En çok da salatanın üstüne konan ve zeytinyağının pırıl ğprıl parlattığı zeytin tanesiyle açılan orucun damakta bıraktığı huzurlu tad.
            Şimdilerde ne o tadın  ne de babamın bir daha o sofrada olamayacağını bilmenin hüznü.
       
3- Çocukluğunuzdaki Ramazan ve şimdiki yaşadığınız Ramazan arasındaki en belirgin farklar sizce nelerdir ?

         Nerde o eski Ramazanlar büyüklerimiz söylerdi de of yaaa der kızardık. Şimdilerde ben dilime doladım nerde sahi diye?
       
          Birlik beraberlik paylaşma merhamet duygularıyla çevrili çocukluğumun ramazanlarından, buram buram riya, gösteriş, bencillik kokan ramazanlara o kadar çok şey değişti ki?
     
          Açın halinden anlamak için tutulan oruçları , kendi açlığı olarak algılayıp ziyafet sofralarına dönüşen iftar masalarında tıksırıncaya kadar yer içerken hepten unutulması Ramazanın ruhuna ters şeylerle karşılaşmak eskiyle yeni Ramazan arasındaki uçurumun gitgide büyümesine sebep olduğunu düşünüyorum.
           Hangi birisini anlatayım ?
         Mütevazi İftar sofralarına bir misafir gelsin diye dua eden büyüklerimizle dolu çocukluğumuzdaki Ramazanlardan, kimse kusura bakmasın  iftar sofrası diyemeyeceğim  davet sofralarındaki  yemekleri  tıka basa yiyip sonra da beğenmeyip de arkadan yapılan dedikodularla   dolu bugünün ramazanlarına.
           Oruç tutmayanların dışarıda kimsenin gözü önünde su dahi içmediği eski günlerden  Bugün de böyle olsun diye sosyal medya hesaplarından gözümüze sokulan ziyafet sofralarına. Çok şeyleri kaybettik .
          Gerçek ihtiyaç sahiplerinin hakkını yiyip hep bana hep banacıların Ramazan'ı ne kadar kavradığı konusunda şaşkınlığım her geçen gün daha da artıyor.
           Her şeyde olduğu gibi Ramazanın da ruhunu yok ettik.
         Kutsal bir ayı yeme içme ayına çevirdik. yardımlaşma, paylaşma duygularını sosyal medyadan iki satır acıma duygusu yazmak sandık.   Daha çok resim, hep ben hep ben dedik. Oruçlu olmayı ayrıcalık sanıp kalpleri kırdık döktük. hatta ve hatta oruç tutmayanlara hesap sorduk, dışladık.
          Adına Ramazan dedik ama içini boşalttık, talan ettik.

      Bir mimin de sonuna geldik. Biraz buruk cevaplı mim oldu.
      Geleneği bozmayalım görevi paslayalım bakalım kimlere ?

Bir Yıldızın Hikayesi
Yaşamdan Yazılar
Beyda'ının Kitaplığı





6 Haziran 2017 Salı

Kahveli Soylesiler 4


Selam Dostlarım.
Epeydir Kahveli Söyleşilere yer vermiyordum.
Bildiğiniz gibi bu başlık altında çocukluğumun en güzel anılarını sizlerle paylaşıyorum.
Mübarek Ramazan Ayı içinde olduğumuz için bugün de sohbetimiz çocukluğumdaki Ramazan günleri üzerine olsun.
Hadi alın kahvelerinizi de sokulun yamacıma yamacıma.
Kahveli Soylesiler 4

Efendim çocukluğumda da Ramazanlar şimdiki gibi yaz aylarına denk geliyordu.
Trabzon'un nemli ve sıcak ikliminde Oruç tutmak gerçekten çok meşakkatliydi.
Büyüklerimiz "Allah sabrını veriyor" derler ve büyük bir huzurla dini görevlerini yerine getirirlerdi.
Benimse o günlerden aklımda kalan en güzel anı hep birlikte ceviz masa etrafında toplandığımız iftar sofralarının bereketi ve huzurudur.
Evin en büyüğü dedem masanın başına oturur, bizler kuzenlerim ,teyzelerim ,annem , abilerim bazen dayılarım en az onbeş kişi masanın etrafına dizilirdik. Ramazan topunun atılmasını büyük bir heyecan ve korkuyla beklerdim.
Masada kuru soğan, yerli salatalık ve domatesle hazırlanmış bol zeytinyağlı ve anneannemin evde yaptığı üzüm sirkeli çoban salata, zeytin, su ve meşhur Trabzon ekmeği ve ramazan pidesi hergün yerlerini muhafaza ederdi.
Bunun yanında gününe göre Allah ne verdiyse  bakır tncerede pişmiş mezgit buğulama, karışık dolma,  karalahana sarma, karalahana çorba, yaz türlüsü, kuzu etli taze fasülye yemeği porselen tabaklarımızda yerini alarak midemizi şenlendirirdi.
Evin küçüğü pencerede bekler, büyükler topun atıldığını ve ezanın okunduğunu müjdelerdi.
Dedemin içten söylediği besmele eşliğinde önce suyla ve zeytinle oruçlar açılır, sonrasında çatal veya kaşığın porselen tabaktaki melodisi dışında ses işitilmezdi.
Yemek bitiminde eğer balık yenmişse evin küçükleri masandan kalkmadan önce elleri sabunlu bezle silinir, sonra banyoya gönderilirdi.
Masadan kalkmadan yemeği kim yapmışsa ona mutlaka eline sağlık denir ve Elhamdülilllah Yarabbi şükür demeyi ihmal etmezdik.
 Şimdilerde düşünüyorum da  bir çeşit yemekle onca kişi nasıl doyar nasıl keyif alırdık.
Yemekten sonra olmazsa olmaz çay içilmen dedemin de keyfi yerine gelmezdi. 
Porselen demlikte değişik çayların harmanlanarak hazırlandığı çayın kokusu bütün evi sarardı.
Her gece evin mutlaka bir misafiri de olurdu. 
Çaya yetişen çay içer çay yoksa mevsim meyvelerinden mutlaka ikram edilirdi.
Trabzon'un eğri sap armutu, küçük mürdüm eriği ya da karayemişini hatırladıkça tadı damağımda büyük bir özlem duyarım.
Gece geç saatlere kadar oturmayı isterdik de yorgunluktan uyuyakalırdık. Ta ki o müthiş gümbürtüyü duyana kadar. Bu birinci toptur kalk topu. Biraz sonra ikinci top atılır ye topu ve ezandan biraz önce üçüncü top yat topu.
O devirde Trabzon' da davulcular yoktu ama o top var ya o top en derin uykudan sıçratırdı beni.
Sahurda uyanmışsam ceviz masadaki yerimi mutlaka alır yarın ben de oruç tutacağımı söylerdim.
Tabiki büyüklerimiz çocuk orucuna razı olurlardı ve yatardım.
Öğleye doğru  bize kahvaltı hazırlanır ama oruçluyum ben der oturmak istemezdim . Anneannemin" uşaklar aç kaldı, gıdasız kaldı, emanet onlar ben babalarına ne derim sonra " feryatları eşliğinde kuzu kuzu oturup kahvaltımızı yapardık.
Akşama kadar sokakta oynar ezana az bir süre kaldığında evdeki büyüklerden birinin haydi eve çağrısıyla merdivenleri üçer beşer çıkıp, elimizi yüzümüzü yıkayıp, ceviz masadaki yerimizi alır ezanı  ve topun atılmasını beklerdik. 


28 Mayıs 2017 Pazar

Oruç Baba'dan Naklen

Oruç Baba Türbesi'nden Canlı Yayın

Selam Dostlar.
Günler hızlı tren modunda ilerliyor. Mayıs da elveda demek üzere.
Ramazan geldi hoşgeldi.Bereketi ve huzuruyla geldi.
Oruçlarınız, kıldığınız namazlarınız ve iyilik adına yaptığınız bütün ibadetleriniz kabul olsun.
Ramazan'ın ilk günü denilince nedense benim aklıma iftar vakti  o türbe senin bu türbe benim gezen canlı yayınla tv kanalından yayın yapan programlar geliyor.
Tabiki bunların artık en klasiği Oruç Baba Türbesi'nde  sirke ve ekmekle ilk oruçlarını açan insancıkların canlı yayınla tv kanallarındaki haberi yıllardır zirvedeki yerini koruyor.
Bir yanda sirke ekmek ellerinde iftar bekleyenler diğer yanda türbenin taşına sürülen cüzdanlar vs. cisimler.
Burada dilek dileyip dileği kabul oldu diye seneye tekrar gelenler.
Ve daha neler neler?
Evet daha neler?
Oysaki Yüce Rabbimiz Mü'min Suresi 60. Ayette " Rabbiniz buyurmuştur ki: Dua edin bana, cevap vereyim size! Kibre saparak bana ibadetten uzaklaşanlar, aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir."
 Diyerek ibadetin ve duanın  yalnız O'na yapılacağını ve yalnız O'ndan isteneceğini apaçık ifade etmiştir.
Yine Fatiha Suresi de aynı konudan bahseder.
Fatiha Suresi Anlamı (Meali)
1- Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla.
2- Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
3- O, rahmândır ve rahîmdir.
4- Ceza gününün mâlikidir.
5- (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
6- Bize doğru yolu göster.
7- Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil! Âmin.
Hurafelere boğulmuş insancıklarımız Türbe ziyaretinin de anlamını unutup; dilek dileme, çaput bağlama ,mum yakma vb. Eski kültürlerden gelen gelenekleri  İslam'ın içine dahil edegelmiştir.
Daha kaç yıl Ramazan'ın ilk iftarını Oruç Baba'dan canlı yayınla izleriz bilemem ama bu yanlışları düzeltecek bir bilge yok mudur acep?

Öne Çıkan Yayın

Yalnızlığa Dair

Birine bağlanamayacak kadar        kalabalık yalnızlıklarım         var benim .  Tigris