26 Haziran 2020 Cuma

Şuna da bi ....


Doğal insanların o samimi sıcacık yüreklerine bayılıyorum . Ne olursa olsun özünü bozmayan o güzellikleri her yerde hemen belli oluyor.
    Bazı insanların köylü , görgüsüz diye  davranışlarından dolayı aşağıladıkları aslında  yapmacık insanlara inat özünü bozmamış  doğallıktaki insanlarımız insancıklarımız .
Çatal şu elle tutulur, masada şu şurada durur. Gibi şeyleri kendine dert edinenlerin karşısında daha gün doğmadan kalkıp bahçede tarlada canla başla çalışıp yorulan kişinin önündeki bir tas çorbayla karnını doyurmaktır tek gayesi. Şehirli mızmızlığı yapacak ne vakti vardır ne de öyle bir derdi. Yemek buldun mu giriş. Çünkü çalışıp o ekmeği hak edecek kadar acıktın .
     Düğünleri oldum olası sevmem. Hele de gösteriş adına yapılan her şey benden uzak dursun aman aman .
Çok yakın bir akrabamın yıllar önceki düğünündeki bir kare zaman zaman gülümsememe sebeptir.
Beş yıldızlı bir otelin balo salonunda düzenlenen yemekli bir düğün düşünün. Bizim bulunduğumuz masada ben ve ailem. Nikah şahidi de abim olduğu için masaya olan ilgi iki katı. Nikahı belediye başkanı kıyıyor. Protokol insanlarının verdiği ciddiyetle masada diken üstünde oturuyorum. İster istemez  görgü kurallarına uymak için daha fazla dikkat ediyorum.
  Bu sırada köylerde tam iş zamanı olduğu için , tarlasında gün boyu çalışıp yorulmuş bir akrabamız da salondan içeri giriyor.  Giyinmeye fırsatı olmadan bu bölgenin yöresel kıyafeti olan şalvarıya  kapıda görününce ister istemez bakışlar kapıya yöneliyor. Bizim masada onlara da yer ayırmışlar.
   Hala dediğimiz akrabamız çok yorulmuş kilosunun da fazlalığından ayakları perişan. Benim yanımdaki sandalyeye ayaklarını kaldırıp koyuyor. Garsonlar sürekli masaların etrafında dolanıp içeceklerimizi tazeliyorlar. Meyve suyu, siyah renkli gazoz ya da sarı renkli gazoz. Kim ne içiyorsa ona göre bardaklara ilave ediliyor.
Hala  gün boyu sıcakta çalışıp çok yorulmuş çok da susamış. Garson hanım efendi ne içersiniz diye sorunca “sarı gula “diyor.
Bir müddet sonra garson herkes ne içiyorsa onu ilave etmeye devam ediyor. Meyve suyu içene meyve suyu masada kim ne içiyorsa ona göre ilavelerini yapıyor. Hala bir dikişte içmiş sarı gulasını içi yanmış. Garsonun yanına gelmesine fırsat kalmadan kadehi elinde bağırıyor.” Şuna da bi   gara gula guy.” Garsonun elindeki bu sırada siyah renkli gazoz sarı  değil , garip garip bakıyor.  Ben ise onun içtenliğine hayran hayran bakıyorum . Düğünün ve kalabalığın sesinden onun sözlerini kimse fark etmiyor ama  .Bu kare bende hoş bir anı olarak kalıyor .
     Siz istediğiniz kadar kural deyin , görgü deyin. O an ihtiyaç neyse onun dışına çıkmayan özü bozulmamış insanlarda hiç de garip durmuyor bu davranışlar .

Sevgiyle
26.06.2020

14 yorum:

  1. Dürüst olsun da canımı yesin derler ya aynen bu işte...durust davranış her zaman kazanir

    YanıtlayınSil
  2. Çok haklısın canım. Düğunleri ben de sevmem hele doğanın içinde yaşamaya alışınca iyice minimalleştim 💞

    YanıtlayınSil
  3. Oğlunu evlendirmek üzere olan birine ne iyi geldi bu yazı Diclehan'cım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hahahaaa .
      Düğün ne zaman bizim hala’ya haber vereyim 😂😂😂

      Sil
  4. Samimi Anadolu insanı... Emaneten üzerimize atılmış gibi duran çoğu şeyden daha güzel :)

    YanıtlayınSil
  5. Şimdilerde bir avuç insanın, ileride ise toplumun çoğunluğunun hasret kalacağı samimiyet bu olsa gerek. Yan gözle baktıklarımızı dört gözle arayacağımız günler gelmeden bir şeyleri düzeltmek için acele etmeliyiz sanırım.

    YanıtlayınSil

Öne Çıkan Yayın

Yitik Zamanlar....

Yitik zamanları beş geçiyordu, saniyelerde atan kalbim.  Tigris