24 Kasım 2015 Salı

Bir Resim,Bir Hayat





        Eğitimci bir babanın çocuğu olarak, aklımın erdiği günlerden beri öğretmenlik mesleğine duyduğum ilgi ve sevgi sayesinde doğru bir tercihle çocuk gelişimi ve okul öncesi eğitimi bölümünde okudum.

       24 Kasımlar evimizde ayrı bir heyecan yaratırdı. Babamın öğrencilerinin gerek telefonla, gerekse tebrik kartlarıyla uzun yıllar sonrasında onu unutmayıp "bugünlere gelmemizde sizin payınız büyük "sözlerini duydukça ,"kim bilir benim öğrencilerim de beni böyle hatırlayacaklar mı?"diye düşünmekten kendimi alamazdım.

    Genç yaşımın verdiği enerji ve heyecanla mesleğine aşık, çocukları çok seven ve bir o kadar da idealist öğretmen olarak Kastamonu'da dört yıl hizmet verdiğim anaokulundaki ilk görevim bana tecrübelerin en güzellerini yaşattı. 24 Kasımlar benim için, öğretmen olmamın verdiği heyecan ve gururun yanında; yıllar geçse de hafızamdan silinmeyecek bir anının da günüdür.

       Mesleğimin ikinci yılı,1998’in Eylül ayı başlarıydı, o sapsarı saçlı mavi gözlerle tanışmam. Annesi ve babasıyla anaokulu için okul kaydına geldiklerinde, nasıl da heyecanlıydı, bir o kadar da mutlu, boncuk mavisi gözlerinin içi gülüyordu. Hayatın acı gerçeği, okul açılmadan bir iki gün önce, annesi ondan ayrılmak zorunda kalmıştır. Annesi üzerine düşen dolap sonucunda, bir daha gelmemek üzere çıktığı uzun yolculuk, altı yaşındaki minik bir bedenin kaldıramayacağı büyüklükte bir travmaya neden olmuştu. Fakat yaşından beklenmeyecek bir olgunlukla acısını içine gömmüş, sanki annesi hiç ölmemiş gibi yüzündeki o tatlı tebessümle okula başlamıştı. Durumunu bildiğimiz için biz bu hassas konuda daha fazla özenli davranıyorduk. Anne, aile gibi konulara değinirken onu üzmemek için elimizden geleni yapıyorduk. O da bizi annesinin yerine koymuş gibiydi. Her boynuma sarıldığında kendimi zor tutuyordum.

   Ta ki 24 Kasım tarihine gelene kadar. O dönemde anaokullarında bir şubenin iki öğretmeni vardı. Öğretmenin birisi sabahtan öğlene kadar diğeri de öğleden sonra birer aylık periyotlar halinde dönüşümlü çalışıyordu. Ben de o dönemde öğlenci olarak çalışıyordum. O gün okula geldiğimde öğlen yemeğinden sonra çocukları dinlenmeleri için uyku odalarına götürdüm. Sonra o gün yaptıkları etkinliklere bakarken Esra’nın suluboya ile yaptığı resmi görünce tüylerim diken diken oldu. Resimde bir başkalık ürkütücülük vardı. Daha önce yaptığı resimlerle uzaktan yakından ilgisi yoktu. Sabahçı arkadaşa sordum” Bugün sanat etkinliğinde ne yaptınız?” diye. Öğretmenler Günü olduğu için suluboya ile öğretmenlerinin resimlerini çizmelerini istediğini belirtti. Esra’nın resmini sordum. “ Ayşe öğretmenim sizin resminizi yaptım” dediğini belirtti. Canlı renkler kullanılarak çizilmiş yatan bir kadın ve siyah boya ile üzeri kafes şeklinde kapatılmış adeta bir mezarı andıran resim.

   Diğer arkadaşımın çocuk gelişimi ve okul öncesi eğitimle ilgili fazla bilgisi olmadığından ona bir şey söylemedim. Esra’nın sene başından beri yaptığı resimlerin dosyasını kaptığım gibi soluğu müdüre hanımın odasında aldım. Esra'nın bütün resimlerini tek tek gösterdim. O da dehşete kapıldı. Psikolog olan bir öğrencimizin velisi Nevin Hanım'ın tam o sırada bizi ziyarete gelmesi, hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığını bana bir kere daha göstermiş oldu. Resmi görünce “Aman Allah’ım bu çocuk ağır bir depresyon geçiriyor” sözleri beni hepten telaşlandırdı. O zamanlarda depresyon kelimesi bu kadar bilindik değildi ve bir çocuğun depresyon geçirmesi ne kadar ağır bir durumdu.

   Psikolog Nevin Hanım'ın bizi yönlendirmesi ile Esra’ya her gün resim yaptırarak kısa bir süreliğine gözlemlemeye başladık. Resimler yine canlı renklerle çiziliyor sonra gökyüzü  siyah ile boyanıyordu. Resimleri anlattırdığımda “ Gündüz güneş var öğretmenim, ama gece olmuş her yer karanlık” cevabını alıyordum. Psikoloğumuz işin daha kötü boyutlara vardığını resimlerdeki simgelerin ne anlama geldiğini her gün bize anlatıyordu. Bütün resimlerinin teması iki ağaç arasına çizilmiş yıkık dökük bir ev. Ağaçların annesinin mezarı olduğunu yıkık dökük evin de annesinin ölümüyle evlerinin yıkıldığı anlamına geliyordu. Son resimlerinde bir büyük bir de küçük ağaç arasına çizilmiş ev. Bu son resim üzerine psikoloğumuz “Esra ölmek annesinin yanına gitmek istiyor” sözleri üzerine hemen Esra’nın babası ile iletişime geçtik.

      Resimleri babasıyla da paylaştık. Bu arada Esra'nın annesinin ölümüyle ilgili bütün her şeye tanık olduğunu öğrendik. İlk resminin mezarı andırmasının da bu yüzden olduğunu anlamış olduk. Yani annesi mezara konulana kadar her durumu görüp birebir yaşamış. Eşini kaybetmiş, biri lise çağında kardeşine annelik yapmaya çalışan, iki kız çocuğu ile ortada kalan bir babanın yaşadığı zorluklar ve çaresizlik nedeniyle bir bayanla tanışıp evlenme kararı aldığını öğrendik. Çok erken verilen bu kararın Esra üzerinde bıraktığı etkiyi anlatıp, bu kararını bir süreliğine ertelemesi gerektiğini belirttik. Psikologumuzun hem Esra hem de babası için verdiği destek ve babasının da durumun ciddiyetini kavramasıyla birlikte Esra’mızı hayata döndürdük.

    Mesleğimin çok başlarında yaşadığım bu durum on yıl, yirmi yıl geçse de kazanamayacağım tecrübe niteliğindeydi. İyi ki fark ettim diyerek, bir resimden yola çıkarak altında yatan büyük bir felaketin önüne geçtiğim için kendimle gurur duydum. Kutsiyetine sonuna kadar inandığım mesleğimin aynı zamanda veballi olduğu, küçük dokunuşlarla hayatların bir anda değişeceğini çok erken öğrenmem, bu günlere gelmemdeki en büyük etkendir. Bazen önemsemediğimiz ayrıntıların bir hayata nasıl mal olacağını unutmadan yirminci yılı tamamlarken, ömrüm yettikçe aynı heyecan ve gururla mesleğimin gereğini yapmak en büyük dileğimdir.




                                                                                                    16.11.2015

                                                                                                        Tigris

23 yorum:

  1. Öğretmenler günün kutlu olsun.

    YanıtlaSil
  2. Öğretmenler gününüz kutlu olsun

    YanıtlaSil
  3. Anınızı ilgiyle okudum. Öğretmen-Psikolog-Aile el ele verip Esra'nın sorununa çare bulunmasına sevindim... Her öğretmenimizin hayatımızda ayrı bir yeri var. Ama ilk öğretmenimizin gönlümüzdeki yeri başkadır :) Hocam öğretmenler gününüz kutlu olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk olmanın hem ağır sorumluluğunu yaşıyorum hem de unutulmaz izler bıraktığım için gurur duyuyorum

      Sil
  4. Çok etkilendim Esra'nın durumundan.. Ne mutlu ki siz varmışsınız yakınında.. Erken kurtulmuş.. İlerlese neler olurdu..:(
    Böyle değerli bir öğretmenin öğretmenler günü binlerce kez kutlu olsun. İyi ki varsınız...:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim çok duygulandırdınız beni

      Sil
  5. çok duygulandım... öğretmenler gününüz kutlu olsun.

    YanıtlaSil
  6. Korkunç bir şey bir çocuk için ama sizler sayesinde hayata dönmüş.. Öğretmenler gününüz kutlu olsun hocam. Sizler iyi ki varsınız en ummadık yerde en ummadık yaralarımı saran hep bir öğretmen olmuştur... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle veballi bir meslek ki , bazen o ağırlığın altında ezildiğimi düşünüyorum

      Sil
  7. offff çok etkileyici yaaa. ne dram de mi. o fotodaki esra mıııı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fotograf Esra'nın değil. Malesef ki resmini bulamadım. Hatta çizdiği resimleri de saklıyordum, onlar da sanki sır olup kayboldular. Koydunsa bul , aradım aradım bulamadım.

      Sil
  8. Daha nice nice yıllara o halde...
    Öğretmenler günümüz kutlu mutlu olsun

    YanıtlaSil
  9. Yanıtlar
    1. O küçük dokunuşlar bir hayata mal oluyor bazen. Günümüz kutlu olsun şekercim. Nice nice senelere sağlıkla ilk günkü heyecanla erişelim . Sevgiyle ;))

      Sil
  10. Tebrik ederim sizi böyle bir durumu herkes göremez, görse de değerlendiremez...küçücük yüreğinde ne fırtınalar kopmuş yavrucağın....umarım hayatta karşısına hep iyileri çıkarır..sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Umarım güzel bir hayat sürüyordur.

      Sil
  11. son yazıma bir baksanaaaa :)

    YanıtlaSil
  12. İçim ürperdi...Nasıl bir dokunuştur o masum bir kuzunun hayatını size borçlu bilmeli hakkını vererek mesleğini yapan öğretmenlerimiz iyi ki varsınız başka ne desem çünkü az kalır.
    Hayatta hiçbirşey küçük önemsiz değil işte en derin yaraları en derin mutlulukları detaylar barındırıyor işte.
    Esra güzel esra inşallah yıllar evvel hayat onun karşısına sizi çıkartarak gülümsemiş ve değişim noktası olmuştur ömür boyu mutlu olur inşallah...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İsterim ki , büyümüş haliyle karşıma gelsin , mutlu ve huzurlu olduğunu göreyim

      Sil

Öne Çıkan Yayın

Yitik Zamanlar....

Yitik zamanları beş geçiyordu, saniyelerde atan kalbim.  Tigris