| Yeşil Erik |
Selam dostlarım.
Kaç gündür yazı yazayım diyorum bir türlü fırsat bulamıyorum.
Araya reklam alıp duruyorum.
Hadi ama yaz diyorum . Yok olmuyor, ya bir iş çıkıyor ya da yorgunluktan gözümü açamıyorum.
Neyse efendim gelelim sadete.
Malumunuz bahar geldi. Doğayla beraber her yer rengarenk oldu.
Meyve ve sebzelerimiz de haliyle çeşitlendi.
Mis kokuları ve görüntüleri içimizi açar oldu.
Bahar deyince aklımıza çilek ve erik gelir. Gerçi şimdi her mevsim heryerde bulunur oldu ya.
Yine de ben her meyveyi mevsiminde yemekten mutlu oluyorum. Öyle hormon gdo vs. dolayı değil.
Çocukluğumdaki günlere olan özlemimdendir tek sebep.
Çocukken her meyvenin önce turfandası çıkardı. Aman Allahım o ne iştah açıcı o ne albeni.
Yeni gelin gibi bir kaç tezgahı süslerdi.
Haliyle az lduğu için de pahalı olurdu.
Almak için bollaşıp ucuzlaması dört gözle beklenirdi.
Hah işte . Bollaştı mı da yemelere doyamazdık.
Anneannemlerde o mevsimin ilk meyvesi yenirken bir ritüel de vardı.
"Embeşe o yıllara ,
Gidelim o yollara,
Başımızın ağrısı,
Gitsin gavurlara ."
Tekerlemesi söylenir ve içten bir kahkaha atılıp meyve tadılırdı.
Sebebi şifa olsun, ağzımızın tadı bozulmasın, hep gülerek yiyelim diye.
Bilmem sizlerde de buna benzer bir gelenek va mı?
Nasıl aklımda yer ettiyse aldığım erikleri, anneannemin ruhuna bir fatiha okuduktan sonra "hey gidi günler hey"diyerek bu ritüel eşliğimde yedim.
Hey gidi günler. Hiçbir şeyin tadı o günlerdeki gibi değil.
O koskocaman evden bir bir göçüp gittiklerinden beri.