11 Şubat 2013 Pazartesi
10 Şubat 2013 Pazar
9 Şubat 2013 Cumartesi
Aynı kalp
rahatsızlığıyla aynı kaderi paylaşan iki yaşlı adam aynı odayı da paylaşıyorlardı.
Tek fark biri cam kenarında diğeri ise duvar dibinde yatıyordu. Cam kenarındaki
yaslı adam her gün camdan bakarak arkadaşına dışarısını anlatırdı.
- "Bugün deniz sakin, yine de hafif rüzgar var sanırım çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor. Park bu sabah sakin, iki salıncak dolu iki salıncak boş, dünkü sevgililer yine geldi, aynı yere oturup konuşmaya başladılar, el ele tutuştular, ne kadarda yakışıyorlar birbirlerine. Erguvan ağaçları ne kadar güzel açmış her yer mor bir renk almış, erik ağaçları da beyaz çiçekleriyle onlara eşlik ediyor. Denizin üzerindeki martılar bugünkü yemeklerini arıyorlar, ne güzelde dalıyorlar suya"
Günler böyle geçip gidiyordu ta ki cam kenarındaki yaslı adam kalp krizi geçirene kadar, iste o anda duvar kenarındaki adam düğmeye bassa kurtaracaktı arkadaşını ama şeytana uydu, bunca zamandır sadece dinleyebiliyordu, artık görebilirdi de, iste bunun için düğmeye basmadı ve hemşireyi çağırmadı. Aynı kaderi paylaştığı kişiyi ölüme gönderdi, ama o bunun haklı bir savunma olduğunu düşünüyordu.
Ertesi gün hastabakıcılar ölen yaşlı adamın yerine kendisini koymaya gelmişlerdi. Hemen yatağının yerini değiştirdiler, iste o günlerdir bakmak istediği manzarayı nihayet görecekti. Başını kaldırdı ve pencereden baktı
"Simsiyah bir duvar"
- "Bugün deniz sakin, yine de hafif rüzgar var sanırım çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor. Park bu sabah sakin, iki salıncak dolu iki salıncak boş, dünkü sevgililer yine geldi, aynı yere oturup konuşmaya başladılar, el ele tutuştular, ne kadarda yakışıyorlar birbirlerine. Erguvan ağaçları ne kadar güzel açmış her yer mor bir renk almış, erik ağaçları da beyaz çiçekleriyle onlara eşlik ediyor. Denizin üzerindeki martılar bugünkü yemeklerini arıyorlar, ne güzelde dalıyorlar suya"
Günler böyle geçip gidiyordu ta ki cam kenarındaki yaslı adam kalp krizi geçirene kadar, iste o anda duvar kenarındaki adam düğmeye bassa kurtaracaktı arkadaşını ama şeytana uydu, bunca zamandır sadece dinleyebiliyordu, artık görebilirdi de, iste bunun için düğmeye basmadı ve hemşireyi çağırmadı. Aynı kaderi paylaştığı kişiyi ölüme gönderdi, ama o bunun haklı bir savunma olduğunu düşünüyordu.
Ertesi gün hastabakıcılar ölen yaşlı adamın yerine kendisini koymaya gelmişlerdi. Hemen yatağının yerini değiştirdiler, iste o günlerdir bakmak istediği manzarayı nihayet görecekti. Başını kaldırdı ve pencereden baktı
"Simsiyah bir duvar"
8 Şubat 2013 Cuma
7 Şubat 2013 Perşembe
Ne oldu Çocukluğum
Ne oldu çocukluğum?
Köşelerinde nefes nefese koştuğum
Odalar?
Ortalarında tahta at koşturduğum
Geniş sofalar?
Sofalarda gizli yuvalarım,gizli yerlerim?...
Hani benim kurşun askerlerim?
Bir oda içinde kurduğum şehir,
Geçtiğim nehir?...
Hani benim hayallerim,emellerim,
Suya girince balık sandığım ellerim?
Bir leğende bir deniz gören ben,
Bir leğende Çin'e varan yelken?
Beni ufuklardan ufuklara götüren,
İçine binemeden bindiğim tren?..
Hani benim sevgilerim,kinlerim,
Yüzünde yüzümü gösteren potinlerim?
İçine girmeden girdiğim ev gibi
Yüzünü görmeden gördüğüm misafir?..
Nerdesin çocukluğum,
Ufaklığım nerdesin?..
Bir metrede bin metrede koşan tahta atım,
Bir metrede bir dünya gören saltanatım,
Her zaman her yeri alan kurşun askerim
Evlerim,potinlerim
Nerdesiniz?
Bana şimdi bir uzak,
Bir uzak yerdesiniz!
Nerdesiniz?..
Elimde ne ev kaldı,
Ne evin yeri kaldı,
Sırtımda kumaş değil,
Bir ince deri kaldı
Ayağımda potinler
Gitti,izler kaldı...
Cevdet Kudret SOLOK
Köşelerinde nefes nefese koştuğum
Odalar?
Ortalarında tahta at koşturduğum
Geniş sofalar?
Sofalarda gizli yuvalarım,gizli yerlerim?...
Hani benim kurşun askerlerim?
Bir oda içinde kurduğum şehir,
Geçtiğim nehir?...
Hani benim hayallerim,emellerim,
Suya girince balık sandığım ellerim?
Bir leğende bir deniz gören ben,
Bir leğende Çin'e varan yelken?
Beni ufuklardan ufuklara götüren,
İçine binemeden bindiğim tren?..
Hani benim sevgilerim,kinlerim,
Yüzünde yüzümü gösteren potinlerim?
İçine girmeden girdiğim ev gibi
Yüzünü görmeden gördüğüm misafir?..
Nerdesin çocukluğum,
Ufaklığım nerdesin?..
Bir metrede bin metrede koşan tahta atım,
Bir metrede bir dünya gören saltanatım,
Her zaman her yeri alan kurşun askerim
Evlerim,potinlerim
Nerdesiniz?
Bana şimdi bir uzak,
Bir uzak yerdesiniz!
Nerdesiniz?..
Elimde ne ev kaldı,
Ne evin yeri kaldı,
Sırtımda kumaş değil,
Bir ince deri kaldı
Ayağımda potinler
Gitti,izler kaldı...
Cevdet Kudret SOLOK
6 Şubat 2013 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Madem ki bugün benim doğum günüm. Bu günün anısına bir etkinlik başlatayım istedim. Herkes yaptı ben eksik kalmayayım ama değil mi a dost...
-
Blog Kesif EtkinLigi Hanımlar beyler 2017'nin ilk blogger dayanışması etkinliğiyle karşınızdayım. Aramıza katılan bir sürü yeni ...
-
Tigris Hediye Çekilisi Selam millet An itibariyle doğumgünümün ilk saatlerine girmiş bulunmaktayım Eee günün anlamına uygun olarak...
-
TRT FM, TRT NAĞME, SHOW RADYO Hanımlar Beyler, Yıldızların bir bir fenerlerini yaktığı güzel bir cuma akşamından merhaba Hafta sonu ...
-
Selam dostlarım, Dikkat ettiyseniz bloğumda bir haftadır hummalı bir çalışma vardı. Haziran ayıyla birlikte yeni çehresine kavuştu. Nas...
-
Selam blog aleminin değerli insanları, Delileri, zırdelileri, kendini akıllı sananları, en akıllıları, aklını yitirmeye ramak kalanları...

